ŞİDDETİ ANCAK EĞİTİM ÇÖZER

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

CHP’nin sevilen ve başarılı isimlerinde Belediye Meclis Üyesi Selim Yalınkılıç gazetemize konuştu; “Kadın cinayetleri ve tacizler eğer erkeklere yapılsaydı, meclis sorunu çözmek için 3 güne kalmaz yasa çıkartırdı”

 sevimyalınkılıç2

CHP Sarıyer ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Sevim Yalınkılıç, Sarıyer Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. İngiltere’de parkta dolaşan bir kızı korkutan kişiye 7 yıl 7 ay hapis cezası verildiğini söyleyen Yalınkılıç; “Bizde olsa töre cinayetinde bile mahkemede kravat taktığı için iyi hal indirimi uygulanıyor. Kadınlara yönelik şiddet ve taciz, eğer erkeklere karşı yapılmış olsaydı, meclis 3 güne kalmaz sorunu çözmek için hemen yasa çıkartırdı” diye konuştu.

CHP’nin hem İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi hem de Sarıyer Belediye Meclisi üyesi Sevim Yalınkılıç, ülke ve ilçe gündemindeki konuları Sarıyer Gazetesi’ne değerlendirdi. Sarıyer ve Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki aktif çalışmasıyla bilinen Yalınkılıç, kadına karşı işlenen cinayetler ve suçlar başta olmak üzere pek çok konuda önemli tespitlerde bulundu. İşte başarılı ve sevilen siyasetçi Sevim Yalınkılıç’ın açıklamaları;

Siyasi yaşantınıza nasıl başladınız?

Ben çok uzun yıllar çalışma hayatında oldum, özel sektörde ve kendi işimde çalıştım. Emekli olduktan sonra sivil toplum kuruluşlarında da görevler aldım. AÇEV’de eğitmenlik yaptım, yetişkinlerin eğitiminde görev aldım, çeşitli sivil toplum kuruluşlarında çalıştıktan sonra, ülkenin gidişatını gördükten sonra benim de siyasi olarak elimin taşın altında olması gerektiğini düşündüm. Bir partiye üyeliğim yoktu ama siyasetin içindeydim. 2009 yılında CHP Sarıyer’e üye oldum ve o günden beri de aktif olarak çalışıyorum.

Türkiye’de değişmeyen bir gündem maddesi var. “Kadına şiddet”. Siz hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi hem de Sarıyer Belediyesi meclis üyesi olarak bu konuda neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

 

Öncelikle  kadına şiddet, kadın erkek eşitliği ve insan hakları konusu çok önemli. Bu konuda bizlerin de bir misyonu olduğunu düşünüyorum ve bunun için de elimden geldiğince dile getirmeye çalışıyorum. Aktif olarak zaten meydanlarda oluyoruz, çalışmalarda oluyoruz, belediyemiz zaten kadın dostu bir belediye. Belediyemizin kadına yönelik çok  güzel çalışmaları var, kadını güçlendirici çalışmaları var. Ben kadına şiddet, kadın erkek eşitliği konularının genel siyaset içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama tabi ki yerel yönetimlere de çok iş düşüyor. Hala okuma yazma bilmeyen kadınlarımız var. Belediyemizde bu konuda okuma yazma kursları veya meslek edindirici kurslar ayrıca kadınları hakları konusunda bilinçlendirici çalışmalar var. Yani bir şiddet halinde yada bir psikolojik danışman yada bir avukat istediği zaman bu konularda kadın koordinasyon merkezinde destek veriliyor. Ama tabi yeter mi, yetmiyor.  Bence toplum olarak bu sorunu çözebilmemiz için öncelikle eğitim gerekli.

Eğitim gerekli dediniz. Peki televizyonlarda, görsel yada yazılı basında yapılan programlar ve yazılan haberler sizce kadınlara yada topluma bu konularda bir şeyler kazandırıyor mu?

Kadının toplumsal rolleri bu tip programlarla pekiştiriliyor; “Kadın annedir, kadının yeri evdir, kadın mutfaktadır” Zaten kadınlar bu 3 şeyle sindirilmeye çalışılıyor; “Çocuk, ev ve din” yani bu konuda yapılan programlarda kadını etkin olarak toplumda bir yere koyan bir durum yok.  Eğitimde yıllardan beri çok bilinen bir konu var; Çocukların Türkçe kitaplarında yer alır, kadın mutfakta yemek yapar, baba işten eve gelir ve gazete okur. Bir de ördek ailesi örneği vardır ki baba önde gider arkasından çocuklar, onların arkasında da anne gider, bunların hepsi maalesef kadını ikinci plana iten söylemler. Dolayısıyla tüm bunlar kadının toplumdaki bu tür rollerini pekiştiren konulardır. Aynı şekilde dizilerde de bunu görüyoruz, daha toplumsal içerikli, daha kadın- erkek eşitliği söylemlerine dayalı programlar yapılırsa bence çok daha iyi olacak.

sevimyalınkılıç

Son günlerde sosyal medyada “Erkek adaleti istemiyoruz, erkek siyaseti istemiyoruz” ifadelerini gördük . Böyle bir ayrım yapılabilir mi, fark nedir?

İnsan adaleti söz konusu burada. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin ilk maddesi “Her insan özgür ve eşit doğar” diyor. Bunu bir kere baz alırsak, kadın siyaseti erkek siyaseti diye bir şey söz konusu olmaz ama biliyorum ki  toplumda mutlaka temsil iki taraflı olur, tek taraflı olmaz. Eğer iki taraflı olursa zaten bir anlam kazanır. Her konuda; çalışma hayatında, siyasette, evde… Kadınlar temsiliyet olarak belli bir yerlerde olursa sonuçta insan haklarından söz edebiliriz.

Siyasette kadın olmanın dezavantajları var mı? Sarıyer siyasetinde ve Cumhuriyet Halk Partisi’nde kadın olmanın avantajları yada dezavantajları neler?

Sarıyer siyasetinde kadın olmanın bir dezavantajını görmedim. Eğer belli bir duruş olarak, fikir olarak, düşünce olarak belli bir yerdeyseniz örgüt de kabul ediyor. Tabi ki ülke siyasetinde bir sorun var. TBMM’nin durumu ortada, kaç tane kadın milletvekili var. Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde de aynı şekilde çok az kadınla temsil ediliyoruz. Eğer kadın temsili bir yerde azsa ki bir şeyler eksik kalıyor, bu iş hayatında da, siyasette de aynı. Kadınların siyasette daha etkin görev alması için biliyorsunuz partimiz cinsiyet kotası koydu. Bu kota sadece kadınlara mahsus değil. Ancak şuan için kadınlar o kadar siyasetten o kadar iş hayatından, sivil toplum hayatından o kadar geride kaldı ki bu yüzden bu kota gerekli diye düşünüyorum. En azından siyasette görev almaları için cesaretlendirilmeleri açısından. Erkeğin olduğu yerde siyaset yapmak biraz zor oluyor tabi ki yani erkek egemen bir toplumda  siyaset yapmak zor oluyor. Ama tabi ki dediğim gibi ben Sarıyer’de bunu yaşamadım.

Sarıyer’de muhalefetin yani AK Parti’nin durumunu nasıl buluyorsunuz?

Muhalefet tabi ki görevini yapıyor, sonuç itibariyle gördüğü aksaklıkları dile getiriyor. AKP meclis üyeleriyle uyumlu bir çalışma içerisindeyiz. Sarıyer’de onların da sorun çıkarmak adına değil, katkı sunmak adına orada olduklarını düşünüyorum. Tabi seçim öncesinde durum ne olur, sertleşir mi bilemiyorum açıkçası.

Sizce kadınlar iş hayatında, siyasette daha aktif hale nasıl getirilebilir?

Öncelikle kadının hayatını kolaylaştıracak çözümler olması gerekiyor. Biraz önce toplumsal rollerden bahsettik kadın, anne, kadın evde, kadın annesini düşünür, çocuğunu düşünür. Aslında böyle roller biçildiği zaman kadın iş hayatında da aktif olamıyor. Kadınların çocuklarını bırakabileceği kreşler olmalı, aileden destek görmeli, evdeki yaşlılar için çeşitli sosyal destekler olmalı ki kadın da iş hayatında daha aktif olabilsin. Ayrıca eşit işe eşit ücret kavramı da yok kadınlar için. Maalesef bu konuda bir eşitsizlik söz konusu. Bir eleman alınacağı zaman kadına daha az maaş veriliyor. Kadın da ‘Bari evde oturayım ve çocuğuma bakayım’ diyor. Bu konuda artık kadın-erkek değil insan olarak olaya bakmamız gerekiyor. Öncelikle biz kadın-erkek değil, birey olmayı becerirsek çok yol kat ederiz. Finlandiya’da örneğin ilkokulda bütün çocuklara ayır etmeden çamaşır makinesi kullanmayı öğretiyorlar veya evdeki tamiri yapmayı öğretiyorlar. Kız- erkek ayrımı yok yani birey olmayı öğretiyorlar, siz bu eğitimi çocukluktan itibaren verirseniz zaten çocuklar da kadın-erkek eşitliği konusunda bilinçli bir şekilde büyüyecekler.

Siyasiler bu konuda nasıl hareket etmeliler sizce?

Özgecan’dan sonra canımız çok yandı. Düşünsenize “Yok efendim o da açık giyindi, dekoltesi vardı da böyle oldu, gece geç vakit çıktı da bunlar oldu” bunlar bahane olabilir mi? Özgecan tokat gibi yüzümüze vurdu. Allah korusun hepimizin başına gelebilir. Bu konuda caydırıcı cezalar çok önemli. Eğer siz cinayetten veya tacizden ceza veriyorsanız, ondan sonra da kravat taktı diye, iyi hal indirimi uyguluyorsanız, 3 yıl sonra 5 yıl sonra ceza indirimine gidiyorsanız, bunun artık caydırıcılığı kalmıyor. Bu konuda uluslararası sözleşmelere de uyulması gerekiyor. 2002 yılında imzalar atıldı ama uluslar arası sözleşmelere tam olarak uygulanması gerekiyor.

sevimyalınkılıç1

Sizce aileler çocuklarına yeterli özeni gösterebiliyor mu? Geçim derdinde olan aileler var, mendil satan çocuklar var ne düşünüyorsunuz?

Göçe özendirirseniz, en az 4 çocuk derseniz, o çocukların nasıl yetişeceğini nasıl büyüyeceği, nasıl iş bulacağı konusunu eğer ki teminat altına almazsanız, hakikatten acılar çok büyük oluyor. Sokaklarda gördüğümüz çocukların durumu içler acısı. Bir kere ücretsiz eğitimin üniversiteye kadar kesin ve kesintisiz olması gerekir. Çocuğu okula alırsanız aile de yeterli refah seviyesinde olursa, çocuklarına daha fazla ilgi gösterir ve çocuklar da sokaklardan kurtarılmış olur.

Kadına şiddet konusunda Sarıyer yada Büyükşehir Belediye Meclisi’nde bir değerlendirme yapmayı düşünüyor musunuz?

“Evet” kadına şiddet konusunda mecliste bir konuşma yapmayı düşünüyorum. Artık bıçak kemiğe dayandı. Aslında ben çoğu meclis konuşmalarımda Medeni Kanun’a değiniyorum, çarpıcı rakamlarla kadına şiddete dikkat çekmeye çalışıyorum ve devam edeceğim.

Rakamlar dediniz. Bizimle paylaşır mısınız?

2002 ile 2010 yılı arasında 4 bin 675 kadın şiddet sonucunda hayatını yitirmiş. Bu çok ciddi bir rakam. 2002’den sonra şiddet olayları çok daha fazla arttı. Sadece ocak ayında bile 30 kadın öldürülmüş, her gün bir kadın ve bu kadınlarımızın hepsi kendi hakları konusunda, kendi hayatları üzerindeki iradeleri yüzünden öldürülmüş; çalışmak istedikleri için, boşanmak istedikleri için vs…  Bu çok acı bir durum.

Artık çok daha fazla duyarlı olmamız lazım. Hepimiz insanız, eşitiz, özgür doğduk, dolayısıyla biz de tabi ki insan gibi yaşamak istiyoruz. İngiltere’de bir adam parkta dolaşan bir kızı korkutuyor ve 7 yıl 7 ay ceza alıyor. 7 ay korkuttuğu için, 7 yıl da kadınların o ülkede parkta gezmelerine engel olmaya çalıştığı için. İşte bu bilinç çok önemli.

Bizim ülkemizde de cezaların böyle daha caydırıcı olması gerekmiyor mu?

Kesinlikle cezai müeyyidelerin artırılması gerektiğine inanıyorum. Yasalarda var olan cezai müeyyideler için hiç bir şekilde iyi hal indirimi söz konusu olmamalı. Ancak maalesef töre cinayetlerinde bile iyi hal indirimleri uygulandığını görüyoruz.

Basına yansıyan kadına şiddet yada kadın cinayetleri sonrasında hükümet yetkilileri tarafından yapılan açıklamalar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hükümet sadece kınıyor, sadece kınamakla bu iş olmaz. Bütün yetkiler ellerinde, ortada bu kadar geniş bir yetkiyle donanmış bir hükümet var. Artık bunun çözümünü mutlaka bulmak zorundalar.

Mecliste daha çok kadın olursa, özellikle bu konularda daha hızlı bir iyileşme ve normalleşme olabileceğini söyleyebilir misiniz?

Tabi ki bunu söyleyebilirim, bazen düşünüyorum TBMM’nin yarısı kadın olsa erkekler bu konuların üstünden bu derece kolay geçebilir miydi? Eğer erkeklere yönelik böyle bir taciz, cinayet olsa toplumda, bu sorunları bitirmek için 3 günde nasıl yasalar çıkar, şaşarsınız. Temsilin az olduğu yerde maalesef ki kadınlar olarak çok fazla etkin olamıyoruz.

Sarıyer dersek genel olarak neler söylemek istersiniz?

Ben Tuzla’da doğdum, üniversiteye kadar orada yaşadım. Bir yere ait olma duygusunu ilk orada yaşadım, oradan üniversite dolayısıyla ve evlilikle ayrıldım. Sarıyer, bana ait olma duygusunu ikinci kez hissettiren yerdir. Çok özel bir yer; yaşantısıyla, insanlarıyla, tabiatıyla, çok farklı çok güzel bir ilçe. Sarıyer’de olduğum için çok mutluyum bir parça da olsun sorunlarına da çözüm bulabiliyorsam, ne mutlu bana diyeceğim. Bunun için de elimden geleni yapacağım. Sarıyer çok göç alan bir yer. Mahallesinden çıkmayan kadınlar var ve belediye tarafından en azından kentli olma bilincini yerleştirmek adına geziler düzenleniyor. Okuma yazma bilmeyenler tespit edilip kurslar açılıyor.

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

Bu haber 11 Mart 2015 tarihinde yayınlanmıştır. (2 sene önce)

Habere yorum yaz