Risk artıyor

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

İstanbul’un kuzeyindeki ormanların önemine dikkat çeken uzmanlar, bazı projeler ve çarpık yapılaşmanın ormanlarla birlikte su kaynaklarını da tahrip ettiğini belirtiyor. Yağış miktarlarının kuzeye doğru gidildikçe arttığını kaydeden…

kuzey_ormanlari_nin_tahrip_edilmesi_kuraklik_riskini_artiriyor

İstanbul’un kuzeyindeki ormanların önemine dikkat çeken uzmanlar, bazı projeler ve çarpık yapılaşmanın ormanlarla birlikte su kaynaklarını da tahrip ettiğini belirtiyor. Yağış miktarlarının kuzeye doğru gidildikçe arttığını kaydeden uzmanlar, İstanbul’da dışa bağımlı bir su politikasının ortaya çıktığını, su alınan bölgelerde yaşanacak kuraklığın, megakentte yaşayanları ciddi risk altına sokacağını ifade ediyor. “İstanbul geçen yıl direkten döndü.” diyen uzmanlar, İstanbul’un su sorununa kendi kaynakları ile yeraltı sularının çare olacağı görüşünü dile getiriyor.

Su kaynaklarının verimli kullanılması ve su stratejileri konusunda alanındaki uzman isimlerden biri olan İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Kasım Koçak, Cihan Haber Ajansı’na (Cihan), İstanbul’un su politikalarına ilişkin dikkat çeken tespitler yaptı. İstanbul’a su sağlayan Melen, Yeşilçay, Istrancalar gibi dış kaynakların uzun vadede çözüm sağlamayacağını, yerel kaynakların daha verimli kullanılmasının tercih edilmesi gerektiğini belirten Koçak, asıl sorunun su temin edilen dış kaynaklarda yaşanabilecek kuraklık durumunda ortaya çıkacağını anlattı. Koçak, “İstanbul’un nüfusu maalesef hızla artıyor ama eskiden beri İstanbul su sorunu yaşayan bir şehir. Haliyle bu sorunu çözmek için lokal kaynaklar yetmiyor. Çevreden Melen, Istranca, Yeşilçay derelerinden. Yağışlar yeterli olduğu zaman buralarda bir sorun yok ama kuraklık olduğu zaman buralarda ciddi bir soruna neden oluyor. Kuraklık noktasal bir konu değildir ve bu coğrafyada her dönem olabilir.” dedi.

eeb28e30edea45a49a1020f3e04158bc-480x268

‘ŞİDDETLİ KURAKLIKLARLA KARŞILAŞABİLİRİZ’

‘1970 yılından başlayarak dünya ile birlikte Türkiye ve İstanbul’da da yağış rejimleri anlamında kırılma noktası yaşandığını belirten Koçak, İstanbul’daki yağış rejiminin bu tarihten sonra yüksek salınımlar gösterdiğini belirtti. Koçak, “1970 yılından önceki yağışların daha tahmin edilebilir olduğunu görüyoruz. Yani bu şu demek; bu noktalarda şiddetli yağışlar ve sellerle karşılaşabileceğimiz gibi şiddetli kuraklıklarla da karşılaşabiliriz.” ifadesini kullandı.

‘KUZEY ORMANLARI YAĞIŞIN NE DENLİ ÖNEMLİ OLDUĞUNU GÖSTERİYOR’

‘3. havalimanı projesi ile Kuzey ormanları konusunun gündeme gelmesi, su kaynakları ve bunların korunmasına ilişkin tartışmaları de öne çıkardı. Koçak’ın anlatımları, İstanbul’daki yağış rejimi ve ormanlık alanların bu rejime etkisini bütün açıklığı ile gözler önüne serdi. İstanbul’un ortalama yağış miktarının 800 milimetre civarında olduğunu belirten Koçak, “Öncelikli olarak yerel kaynakların çok iyi korunması gerekiyordu. Florya’da yağış 645 milimetredir. Biraz kuzeye çıktığınızda örneğin Bahçeköy’de bu rakam 1100 milimetreyi geçiyor. Buradan anlıyoruz ki ormanların yağış üzerinde son derece olumlu bir etkisi var. Ama bazı projeler nedeniyle Kuzey Ormanları ve buna bağlı olarak da su havzaları önemli ölçüde tahrip edilmiş durumda. Benim inancım her şeye rağmen İstanbul’u kurtaracak olan şeyin yine kendi kaynakları olduğudur, yer altı sularıdır.” şeklinde konuştu.

543543

 

‘İSTANBUL BİRÇOK HORTUMU OLAN FİL GİBİ’

Mevcut durumda İstanbul’da dışa bağımlı bir su politikası ortaya çıktığını, su alınan bölgelerde oluşacak kuraklık durumunda İstanbul’daki nüfusun ciddi risk altında olacağının altını çizen Koçak, ileride su ile ilgili tartışmaların da gündeme gelebileceğinin altını çizdi. Koçak, “Bu durum su ile ilgili tartışmaları beraberinde getirir. Ama şu anda o boyutta olmadığı için bu tartışmalar yaşanmıyor. O boyutta kuraklık olmadı, geçen sene oldu ama orada da deyim yerindeyse direkten döndük. İstanbul’daki barajların doluluk oranı yüzde 20’lerin altına kadar düştü. Bu durum devam etseydi örneğin Melen, örneğin Yeşilçay ve çevresinde yaşayan insanlar için sıkıntı önemli boyutlara varacaktı. İstanbul’u ben bir file benzetiyorum, birden fazla hortumu var. Hortumlarını çevresindeki su kaynaklarına daldırmış, oraların sularını sürekli olarak içiyor. Bu file her yıl yeni bir hortum ekleniyor. İstanbul’un cazibe merkezi olmaktan çıkarılması gerekiyor. Kurak yılların süreğen hale gelmesi durumunda örneğin 4-5 yıl yaşanması durumunda o kırılma noktasına çok çabuk geleceğimizi düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu. Koçak’ın su politikalarına ilişkin de iki önerisi var. Çift şebeke yöntemiyle arıtılan suyun tekrar tekrar kullanılabileceğini belirten Koçak, tuvaletler ve sanayi gibi alanlarda bu suların kullanılabileceğini belirtti. Yağmur sularının kanalizasyon sularından ayrı tutularak kullanımını sağlayan bir sistemin dünyada uygulandığını belirten Koçak, “İstanbul’un yağış potansiyeli 800 milimetre. Yani bu yağış rejimi aslında iyi. Bu sistem hayata geçirilirse yağmur sularının değerlendirilmesi adına iyi bir sistem olacağını düşünüyorum. Japonya’da Tokyo’da şehrin altında yağmur suyunu toplayan çok devasa tüneller, galeriler yapmışlar. Maliyeti yüksek ama suya bütün canlıların ihtiyacı var. O nedenle o maliyeti düşünmemek gerekiyor.” dedi.

Kaynak: Haber46.com

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

Bu haber 6 Ağustos 2015 tarihinde yayınlanmıştır. (1 sene önce)

Habere yorum yaz