30 Mart yetimleri ve mamacılar!

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

bekirbatu-1 

_ayrac

30 Mart seçimlerine sayılı günler kala, “gemi iyice azıya almışlar” üstlendikleri tetikçi gazetecilik misyonunu en dip seviyeye düşürerek, literatüre “militan gazeteciler” kavramını da sokmuşlardı…

Gazetecilik mesleğini ve onurunu ayaklar altına alıp; sırf maddi çıkarlar uğruna kendilerini hiç düşünmeden canlı bomba misali patlatmaktan çekinmemişlerdi…

Seçime giren belediye başkan adayı bile onlar kadar militan ve hırslı değilken, onlar kendilerini “Ya istiklal ya ölüm” misali cepheye sürmüş, boş hayaller uğruna telef olup gitmişlerdi… Oysa gerçek görevlerini unutmuşlar; gazeteciliğin savaş, gazetecinin de savaşçı olduğunu sanmışlardı.

***

Görünen o ki kirlenmiş ruhları; bu gerçekleri hiçbir zaman anlayamayacak; attıkları yalan manşetlerden, iftira dolu yazılardan yüzleri hiç kızarmayacak, yaşadıkları 30 Mart kabusuna rağmen geçmişlerinden zerre kadar ders alıp, pişmanlık duymayacaklardı…

***

Ne demişlerdi; 

“Hayali temeller atılıyor, Sarıyer halkı kandırılıyor” diye yeri göğü inletmiş, ortalığı velveleye vermişlerdi. Yandaş gazeteler hiç düşünmeden bu iftiraları sayfalarına taşımış, kimi televizyonlar da aldıkları talimat gereği Sarıyer’deki bu büyük skandalı (!) saatler süren özel programlarla izleyicilerine duyurmuşlardı… Sözde gazetecilik başarısı adı altında, topluma “Bunlar hiçbir şeyi beceremez” fikri enjekte edilmeye çalışılmış, birazcık gazetecilik sosuyla mükemmel (!) bir siyasi propaganda fırsatı yakalanmıştı.

Sonra ne mi oldu?

O gün o kirli manşetleri atanlar, “hayali” dedikleri binada yapılan meclis toplantılarına, hiç utanmadan, sıkılmadan ve yüzleri kızarmadan katılmakta bugün hiçbir behis görmüyorlar. Yapımını engellemek için hakkında sayısız asparagaslar yaptıkları o bina, şimdilerde acaba onlara neler hatırlatıyordur?

Aynı kirli zihniyet, “çürüdü” dedikleri Pınar Mahallesi’ndeki o devasa binanın önünden geçerken kim bilir neler hissediyordur, az da olsa vicdanları sızlamıyor mudur?

***

Gerçek o ki; vatan hainliği sadece dağlarda; polise, askere kurşun sıkmakla olmuyor, aynı zamanda şehirlerde insanların yararına olan tüm güzel hizmetleri engellemeye çalışmakla, gazetecilik kisvesi altında kalemle olsa bile toplumun huzurunu bozmaya kalkışmakla da oluyor.

***

Bu karanlık zihniyet, hastanede ameliyat masasında ölüm kalım savaşı veren bir belediye çalışanı için, “Başkana kızdı, belediyeden istifa edip kaçıp gitti” diye yazmaktan bile utanmamış; kendilerinin ne gazetecilikten ne de insanlıktan nasibini almadıklarını tüm Sarıyer’e açıkça göstermişlerdi.

Sarıyer, benzerine başka hiç bir yerde rastlanmayacak böylesi bir seviyesizliğe ve saygısızlığa ilk kez bu zihniyet, sayesinde tanık olmuştu.

Neyse yazılacak o kadar çok şey var ki şimdilik burada keselim, keyfinizi daha fazla kaçırmayalım…

***

Şimdilerde akıl vermeye kalkıştıkları belediye başkanı için neler mi yazmışlardı?

“Şükrü Genç aday gösterilmeyecek, eğer aday olursa CHP, Sarıyer’de en az 4-5 bin farkla seçimi kaybedecek, partisi rezil olacak” demişlerdi…

Sonra ne mi oldu?

Seçimi 4-5 bin farkla kaybedecek dedikleri Şükrü Genç, 25 bin farkla seçimi kazanmış, onlar ise yaşadıkları büyük hayal kırıklığı yüzünden aylarca sokağa çıkamamışlardı… Yaptıkları sözde derin siyasi analizlerin altında kalmış, ne denli öngörüsüz ve halktan kopuk olduklarını herkese yine yeniden göstermişlerdi…

Bizlerin seçimden sadece bir gün önce “Yarın ki seçimi Şükrü Genç 25 bin farkla kazanacak, hadi hayırlısı” diyerek paylaştığımız sokak analizimizden az da olsa ders çıkarmayı bile düşünememişlerdi.

***

Yaşadıkları hayal kırıklıkları o denli büyüktü ki; uzun süre sesleri solukları kesilmişti. Aylarca siyaset uzmanı kesildikleri (!), derin siyasi analizler yaptıkları, etrafa akıl saçtıkları siteleri de sus pus olmuştu. Neredeyse her gün sipariş haber talimatları aldıkları telefonları çalmaz, “musluklar kesildiği” için de biriken faturalar ödenmez olmuştu. CHP içindeki 3-5 ispiyoncudan alıp, millete “belgeli haber” diye yutturdukları dedikodular uçmaz, etraftaki “minik kuşlar” da ötmez olmuştu.

***

Bunlara akıl hocalığı yapanlar, 30 Mart tufanından sonra geride “siyasi yetimler” bırakıp, Sarıyer’i terk etmek ve rica minnet Büyükşehir’e kapağı atmak zorunda kalmıştı. Sarıyer’den edindiği hünerlerle, kim bilir oralarda “gizli ortaklar” üzerinden şimdilerde hangi milyonluk işleri bitiriyorlardır?

***

Nerede o eski günler değil mi? İlçe binasında tahsis edilen ve bir dediğinizin iki edilmediği özel odalar; her ay düzenli olarak gönderilen “kalın zarflar”…  Nerede o, tanıtım giderleri adı altında İSPARK‘tan çekilen hortumlar, pardon reklamlar (!)…

Ne var ki artık öküz öldü, düzen bozuldu, devran değişti…

***

İşte tüm varlıklarını, siyasilerden nemalanmaya endekslemiş bu karanlık zihniyetin sonu er geç hüsrandır, hezimettir. Bu anlayış, birilerinin kucağında otururken dahi karşısındakilere yandaşlık çamuru atmaktan çekinmez.

Oysa kendilerini toplum mühendisi yerine koymadan, sadece ve sadece gazetecilik yapsalar, belki de bu acziyet psikolojisini hiç bir zaman yaşamak zorunda kalmayacaklardı. Düne kadar türlü iftiralar attıkları insanlardan medet ummak ve müzakereci tayin ettikleri meclis üyelerinden gelecek iyi haberleri (!) beklemek zorunda kalmayacaklar, dahası Sarıyer sokaklarında mahçup mahçup dolaşmak durumunda olmayacaklardı.

Zaten verdikleri akılların kimleri ne hale düşürdükleri ortada… Bunların; akıl vermeye değil, akıl almaya; hesap sormaya değil hesap vermeye; konuşmaya değil, susmaya ihtiyaçları var…

***

Gazeteci elbette eleştirecek, elbette yanlış gördüklerini sonuna kadar yazacak ve gerçekleri belgeleriyle ortaya çıkaracak, yeri gelince de hesap soracak. Ancak “eleştiriyorum” derken hakaret etmeyecek, “belge yayınlıyorum” diye dedikoduları aktarmayacak, “gazetecilik yapıyorum” derken tetikçilik ve toplum mühendisliği yapmayacak.

***

Şimdi aynı zihniyet; yaptıkları onca seviyesizlik yetmiyormuş gibi bir de “özür” bekliyormuş!

Sizler önce; gazetecilik onurunu beş paralık ettiğiniz için biz meslek büyüklerinizden; hakkında yalan ve karalama haberler yazdığınız sayısız Sarıyerli’den, ailesine varıncaya kadar seviyesiz haberler yazdığınız belediye başkanından ve hizmet almasını önlemeye çalıştığınız tüm Sarıyer halkından özür dilemelisiniz!

Ne var ki bu özrü tüm vicdanınızla dilemediğiniz sürece hafızalara “mamacılar” olarak kazınıp gidersiniz…

_ayrac

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

Bu haber 14 Eylül 2015 tarihinde yayınlanmıştır. (1 sene önce)

Habere yorum yaz