CHP Sarıyer İlçe Başkanı Mehmet Deniz ve İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’dan önemli açıklamalar;

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

csofra

_ayrac

CHP Sarıyer İlçe Başkanlığı, 1 Kasım seçim çalışmaları hakkında bilgilendirme yapmak amacıyla basınla bir araya geldi. Kireçburnu’daki Paella Restorant’ta yapılan kahvaltılı toplantıya İstanbul 2. Bölge Milletvekili adayı Aykut Erdoğdu da katıldı. İlçe Başkanı Mehmet Deniz ve Aykut Erdoğdu, basına yapılan saldırıları şiddetle kınadı, seçimde AKP’nin hüsrana uğrayacağını vurguladı.

_ayrac

MERT CİN/ SARIYER GAZETESİ

1 Kasım genel seçimlerine sayılı günler kala siyasi partilerin seçim çalışmaları hızlandı. CHP Sarıyer İlçe Başkanlığı da seçimler öncesinde yerel basınla kahvaltılı toplantıda bir araya geldi. Kireçburnu Paella Restorant’taki toplantıya CHP İlçe Başkanı Mehmet Deniz, ilçe yöneticileri ve İstanbul Milletvekili adayı Aykut Erdoğdu da katıldı.

YERELDE BAŞARDIK, GENELDE DE BAŞARACAĞIZ!

Toplantıda ilk sözü alan CHP Sarıyer İlçe Başkanı Mehmet Deniz şunları söyledi;  “Yaklaşan bir seçim var ve AKP doğu illerinde seçim güvenliğinin olmadığını söylüyor. Peki, 2002’de iktidara geldiğinde o zaman oralarda güvenlik sorunu yoktu şimdi güvenlik sorunu var. Yani diyorsunuz ki devlet olarak, hükümet olarak ben orada yokum, ben oraya hâkim değilim, ben acizim. 2002’den önceki hükümetler yapabiliyorlardı, güvenliği sağlayabiliyorlardı ama ben yapamıyorum benim anladığım bu. Herkesle kavgalı olan bir hükümet en son basınla da kavgalı hale geldi ve bizim Sarıyer’de yürüttüğümüz seçim kampanyasının en önemli çalışmalardan bir tanesi Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin çalışmalarını izlemenizi tavsiye ediyorum. Hem Sarıyer Belediyemiz hem diğer belediyelerin çalışmalarını izlemeniz gerekiyor. Nedenine gelirsek bir insanı denemek lazım nerede deneyeceğiz yerelde, yerelde ne yapmış, nasıl bir siyaset ortaya koymuş, kimlere hitap ediyor, kimlere yardımcı olmak istiyor? Yerelde yapan genelde de yapar. AKP’nin geliş noktası da öyleydi. Geçmişte hatırlarsanız biz yerelde kendimizi ispat etmiş bir partiyiz. Sarıyer’de özellikle Belediye Başkanımız Şükrü Genç’in önderliğinde yapılan çalışmalara baktığınız zaman, geçmiş dönemlerde yapılmayan şeyleri yaptık. Belediye Meclis kararlarına bakın, yatırım programlarına bakın, 1989’dan sonra bütün Belediye Meclisi kararlarına bakın. Her belediye meclisi yatırım kararında şu vardır: “Hükümet hizmet binasının yapılması 95’te var, 99’da var 2005’te 2012’de var, özetler her yıl var. Yazılmış kararı alınmış ama bunu yapmak, başarmak, zor şartlarda bize nasip oldu. Maslak’taki dev bina, ekonomik değeri olan Sarıyer’e katkısı çok yüksek olan bir bina haline geldi.

caykutmehmetdeniz

BİZ UCUBE KÖPRÜLER DEĞİL, DOSTLUK KÖPRÜLERİ KURACAĞIZ

İnsana dokunma anlamında birçok projemiz var. Bunları istediğiniz zaman sizlere gerek görsel gerek yazılı olarak sunabiliriz. Özetle şunu söylüyoruz; Yerelde bu işi başardık, genelde de yaparız. Ülkede huzur ve güvenin kaynağı kurucu iradenin devamı olan Cumhuriyet Halk Partisi’dir ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne siz değerli basın mensuplarının duyarlı ve çevreci gözlerle bakmasını istiyorum. Çevre… Sarıyer’de çok önemli kuzey ormanları yok oldu. 29 Ekim’de köprüyü açacaklar aslında bu köprü farklı noktalara da yapılabilinirdi. Bununla hiç ilgilenilmedi ve bizim ormanlarımızı yok ettiler, bunun hepimiz bilincindeyiz. “Biz ülkede böyle ucube köprüler değil de dostluk köprüleri kuracağız.’’ Cumhuriyetin kuruluş yıl dönümünde de gerçekten barış huzur ve dostluk köprülerini kuracağız. Biz gelişmeye yeniliğe karşı değiliz ama bunun yeri, yöntemi, şekli, farklı olmalıydı. İnşallah bunu önümüzdeki süreçte göreceksiniz ki, ben bunu ilçe başkanı olarak değil, vatandaş Mehmet Deniz olarak söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi olarak kimsenin ummadığı, kimsenin hesap etmediği bir oy oranı alacağız. Hepinizi cesur olmaya, korkusuz olmaya davet ediyorum ve geldiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum.”

BAŞBAKAN BİZİ ÖRNEK ALDI

“Seçimlerde çevre kirliliği ve israf yapmamak için sadece partilerin binalarının bulunduğu yerde pankart asalım” önerisi getirdiklerini hatırlatan Deniz, “Bayrak asmayalım dedik. Çevreyi kirletmeyelim dedik, fazla gürültü yapmayalım dedik. Sessiz sakin bir politika izleyelim dedik. Ve bu projemizi başbakan kendi programına aldı” diye konuştu.

Daha sonra sözü alan CHP İstanbul Milletvekili ve 1 Kasım’da milletvekili adayı Aykut Erdoğdu şunları söyledi; Türkiye’nin en önemli problemi ahlak olarak karşımıza çıkıyor. Bunu iktidar eleştirisi olarak söylemiyorum. Toplumsal durum tespiti olarak söylüyorum. Sadece Türkiye’de değil dünyada ahlak problem haline geldi. Teknolojinin hızla ilerlemesi, bilimin ilerlemesi aynı doğrultuda ahlak ve kültür aynı derecede geri gitmeye başladı. Kültürün geri gittiğini şuradan anlayabiliriz; bundan 400-500 yıl önce yapılmış binaları kıyı şeridinde Beyoğlu’nda görebiliyorsunuz, büyük bir estetik büyük bir sanatsal ifade bir de son 60 yılda yapılan ‘’kibrit kutularına’’ bakıyorsunuz. Teknolojinin yükseldiği dönemlerde kent kültürünün nasıl geriye gittiğini görüyorsunuz. Bu kent ahlakıyla alakalı bir şey, bireysel ahlak toplumsal, ahlak trafik ahlakı devlet ahlakı hatta çok üzülerek söylüyorum ki islami ahlakın nasıl geriye gittiğini, nasıl çürümeye, toplumun bozulmaya başladığını görüyoruz.

caykutayakta

Kendi hatalarını kapatmak için baskı yapıyorlar 

“Bence Türkiye’deki en temel problemlerden biri ahlak problemi bir diğer meselemiz demokrasi meselesi demokrasi insanların birlikte bir vekâlet ilişkisiyle yönetim biçimi bize vekâlet veriyorlar. Belediye başkanına vekâlet veriyorlar, Cumhurbaşkanına, Başbakana ve kendileri adına kendileri için en iyi yönetimi istiyorlar. Peki, bu vekâlet ilişkisinde temel kural ne bir yurttaşın doğru seçim yapabilmesinin temek kuralı doğru zamanın da ve tam bilgi sahibi olmasıdır. Eğer insanlar tam zamanında ve doğru bilgi sahibi olursa doğru kararlar verirler. Peki, doğru bilgisi nasıl alacağız? İşte doğru bilgiyi alacağımız şey özgür basındır. Bu yüzden iktidarlar kendi hatalarını kapatmak için insanların tam bilgi almasını engellemek için ve doğru karar vermelerini engellemek için basına bakı yaparlar. Genel basına baskı Hürriyet Gazetesi’ne yapıldığı gibi olabilir ve ya herhangi bir belediyede Sarıyer’den başka bir yere kadar belediye baskısı da olabilir.”

csofrada

Basın mensubunun ahlaklı olması lazım 

Basın mensubunun da bir basın ahlakı olması lazım, basın ahlakı da şu demektir. Kişiler ihtiras öfke siyasi ön yargı ile değil doğruyu yorumsuz olarak verebilme yeteneğidir. Yerel basın bu anlamda çok önemli yerel basının Türkiye’de yaşadığı zorlukların farkındayım ama yerel basının düşmanı da kendi yerel basınıdır. Bazen öyle bir şeyle karşılaşıyoruz ki ben bürokrasiden gelmiş bir milletvekiliyim maaşımla geçinmeye çalışırım, kaynaklarım yok yerel basın mensubu bir ilçede geliyor, bana ilan vereceksin diyor. Benim böyle bir bütçem yok, dediğimde bir süre sonra o basında haberler çıkmaya başlıyor benim hakkımda veya başka biri hakkında.  O bir basın mensubu değil o bir şantaj örgütü bunun büyükleri de var, bu konuda sizlerin kendi içinizde bir meslek etiği oluştura bilirseniz siz o basın kuruluşuyum diye ortaya çıkanları dışlaya bilirseniz işte o zaman bu ilçede bir demokratik ortam çıkar. Kâğıthane’de Sultangazi’de veya İzmir’in Torbalı ilçesinde. Ama sizin de şunu yapmanız gerekir hiçbir eğilime bakmadan eğer bizim belediyemizin burada bir hatası varsa bu durumda manşetlerde verebilmeniz lazım, biz sizi bu konuda özendiriyoruz. Ama önce sormak lazım böyle bir şey var mı, ben yolsuzlukla mücadele eden bir milletvekiliyim önüme bir dosya geldiğinde önce dosyanın belgeleri sağlıklı mı diye bakarım ondan sonra muhakkak birkaç şahitle birlikte arar sorarım hakkınızda böyle bir iddia var doğru mudur ne diyorsunuz. Doğrulamaya çalışırım her zaman şimdi bütün bunu yaparsak kendi yerel iktidar olduğumuz bir ilçeden bunu söylüyorum ki bizim ön yargılı bir parti olduğumuzu kendi yerel iktidarında bunu yapan ama genel iktidar başka bir şeyi yapan ikiyüzlü bir parti olduğumuzu düşünmeyin diye sizlerin burada özgür olmanız çok önemli. Sizlerin Sarıyer halkını doğru bilgilendirmeniz çok önemli ve sizlerin kendi içinizde mesleki disiplin yaratıp mesleki ahlakın normlarını yaratmanız çok önemli.

caykutmehmet

Kimlik siyasetleri her zaman ülkeleri geri bırakır

Türkiye’ye bakıyorum, Türkiye gerçekten içler acısı bir durumda bir ülke. Türkiye’de mecliste dört tane parti var, üç parti kimlik siyaseti yapıyor. Kimlik siyasetleri her zaman ülkeleri geri bırakır. Neden mi geri bırakır? Siyaset sürekli gerginleştirilir örnek olarak alevi ve Sünniler diye gerginleştirilir. Türkler ve Kürtler diye gerginleştirilir bunların hiç biri bizim doğuştan belirlediğimiz özellikler değil hiç birimiz alevi Sünni Kürt Çerkez bir ailede doğmayı seçmedik. Doğuştan belirleyemeyeceğimiz özellikler dolayısıyla yaşarken övünmemiz veya suçlanmamız bence siyasal ahlaksızlıktır. Ve bunu da gerginleştirmek çok büyük bir ahlaksızlıktır. Peki niye ortam gerginleştirilir bunu anlamamız lazım. Özellikle despotik iktidarlar beceriksiz iktidar ve kötü iktidarlar kendilerinin tartışılmalarını engellemek için domine ettikleri grubu konsolide etmek isterler yani yanında tutmak isterler o zaman şöyle iftiralar atılmaya başlanır ey Sünniler işte aleviler böyle insanlardır ve ya tersi de yapıla bilinir.

Mesela bütün Kürtlere terörist ve ya bütün Türklere faşist deme eğilim vardır bu yönetimlerde. Artık insanlar kendini yönetenlerin yanlışlarını görmezler artık kendini yöneten Türk’tür kendini yöneten başka bir şeydir ve ya rakibinin doğrularına bakmazlar çünkü artık o karşı bir kimliktir bu yüzden kutuplaştırılmalar arttırılır. Türkiye’de de tam olarak bu yapılıyor. Türkiye’de muhafazakârlarla laikler arasında yaratılan gerginliğin nedeni budur. Kuran yakan CHP cami yakan CHP bunlar iftiradır. Ama bunu niye söyler kendi takımını konsolide etmek için söyler seni şeytanlaştırır. Bütün evrensel ahlakın Budizm’inde Hıristiyanlığında Müslümanlığında veya dinler önce tarihinde en büyük suçlarından biri toplum sana emanet ettiği yetkiyi özel amaçlı kullanmaktır rüşvet ve yolsuzluktur. Siz bunu yaptığınızda ne oluyor bu rüşvet ve yolsuzluğu yapanlar kendi taraftarlarını yine etraflarında topluyor şunu söylüyor.Eğer iktidara gelirseler senin eşinin başını zorla açacaklar hiçbir zaman böyle bir şey olmayacak öyle bir önceliğim yok benim.

Ama şunu yapacağım her kim ki yetimin hakkını yemişse bu yoksul halk içerisinde sabah çocuğuna aldığı bir bardak süt için vergi veren insanların hakkını yemişse bunu hesabını soracağım oda bunu bildiği için bana hesap soracaklar demiyor. Diyor ki geldiğinde senin camilerine müdahale edecekler ve bir süre sonra o bunu dediği içinde bu tip toplumu çürüten yolsuzluk ve rüşvet toplumu çürütüyor ve bizimle de şöyle üstü kapalı bir anlaşma yapmak istiyorlar. Herkes kendi bölgesinde yapsın asla ve kata böyle bir şey kabul etmiyorum burada birçok basın mensubu var çok net söylüyorum bu gün devleti yöneten Adalet Ve Kalkınma Partisidir sadece yürütmeyi değil yargıyı da yöneten Adalet ve Kalkınma Partisidir. İşte biz burada iktidar olan belediye ile alakalı en ufak bir şey görüyorlarsa ve yapmıyorlarsa bu onların ahlaksızlığıdır çünkü devleti onlar yönetiyor bu kadar net söylüyoruz bir şaibeli işlem mi görüyorsunuz buyurun bütün kayıtlarımız açık ama aynı şeyi bizde beklemek zorundayız.

Yandaşlara ve yakınlarına kaynak ayırdılar 

İktidar partisinin bu şekilde yakınlarına ve yandaşlarına ayırdığı kaynaklar aynı zamanda bizim ve bizim temsil ettiğimiz seçmen kitlesine ait kaynaklardır. İnsanlar kredi kartları borçlarını zor öderken canı çıkarken geçim sıkıntısı çekerken onların ortak milyarlarca dolar varlığını ve bütün tarih boyunca biriktirdiği varlığı 13 yıl içinde bu şekilde tarumar etmek vatan ihanettir. Bu vatan ihanettir çünkü vatan sadece buradaki kaya parçası şuradaki su parçası değildir. Bu vatan bor madenleridir, bu vatan TELEKOM‘dur, bu vatan havalimanlarıdır, bir vatanı vatan yapan oradaki imtiyazlarınızdır, zenginliklerinizdir. Sadece sınırlarınız değildir şu Telekom örneği var ya o kadar yürek yakan bir örnektir ki Türkiye’nin en büyük şirketi yakında bu konu üzerine yazılar yazmaya başlayacağım göz önünde olan İstanbul’a bir bakın trafik akmıyor Sarıyer’e bakın mesela hiç gökdelen görebiliyor musunuz?

ANAP döneminden bırakılan şeyleri kastetmiyorum gök delen görebiliyor musunuz? Burada insanlar iki katlı üç katlı evler yapmış ve siz onların tam yollarının üzerine elli katlı yetmiş katlı gökdelenler dikip o insanların evin giden yolu tıkadığınızda o insanlara fiilen tecavüz ediyorsunuz demektir ekonomik haklarına tecavüz ediyorsunuz demektir böyle bir hakkınız yok sizin. 10 Dönüm bir arsanız olduğunu düşünün İstanbul’a buraya üç katlı yapı yapsanız bu arsanız 10 milyonliradır ama siz buraya 70 kata izin verdiğinizde o 1 milyarlara oluyor arada ki 990 milyon liranın bedelini her gün o trafikte bekleyen insanlar ödüyor. Bunları yaparken de hepimizin ortak duygusu olan islam dinini İslam kültürünü samimi Müslümanları zor durumda bırakacak şekilde bütün işlemleri ki yine söylüyorum bunlar vatana ihanettir. Vatana ihanet her zaman bilgiyi karşı devlete satmakla olmaz bunlarda vatana ihanettir. İslam dinini kullanarak bunları kapatmak çaresizliktir.

Ahlak sübjektif bir şey değildir

Bugün bu davranışların yaratığı kültür dolayısıyla birçok insan dininden soğudu. Bu insanlarla aynı saflarda durmamak için hızla cumasını kılıp çıkan insanlar biliyorum. Samimi insanları çok kırdılar. Aynı şeye sol perspektiften bakın sol düşünceye sol disipline hayatını veren insanlar var ki bu İslamcılarda da vardır. İdam sehpasına tekme atan bu halkların bağımsızlığı ve kardeşliği için genç yaşta canına kıyan bizim abilerimiz vardır. Benzer bir şeyi bizde sol düşünceyi kılıf yaparak yaparsak oraya da büyük haksızlık etmiş oluruz onun için ahlak AKP’ye MHP’ye CHP’ye HDP’ye göre sübjektif bir şey değildir objektif bir şeydir. Bizim ahlaklı olarak ahlakı savunan insanlar olarak biraz daha cesur olmak zorundayız.

Yoksa bu memleketin geleceği gerçekten çok karanlık bu memleketin sonu iyiye gitmiyor. Suriye’nin halini görüyorsunuz yandı yıkıldı harap edildi Iraktan hemen sonra toplamda 10 milyon insan ölmüş Afganistan Suriye ve Irakta o güzelim Suriye ki kadim bir kültürdür yerle bir edildi. Ne acıdır ki bugün bilgisayar savaşı gibi ABD ve Rusya mazlum Suriye ve Irak halkını kendilerinin bilgisayar savaşı malzemesi haline getirmiştir. Bizim ülkemizden o ülkelere silah transfer ediliyor emperyalistler ne yapıyor al silahı vur kardeşini ve petrolünü bir anlaşma var arada kendi silahlarını verip o halkların doğal zenginliklerini alıyorlar.

caykutmert

Konuştuğumda korkuyorlar

Bazen konuştuğumda birçok çevrenin çok panik olduğunu görüyorum, çok rahatsız olduklarını görüyorum çünkü siyasetin oturan fay hatları belirli yanlışlıkların üzerinde oturuyor bugün mesela bir takım sermaye çevreleri mevcut iktidar rahatsız sermaye çevrelerine ben bakıyorum. Türkiye’de gelir dağılımı çok bozuk dediğimde çok rahatsız oluyorlar, Türkiye’de mülkiyet dağılımı çok bozuktur. Türkiye’de mülkiyet binde birlik bir kesimin eline geçmiştir. Yerelde tam yarısı da yabancıların eline geçmiştir, bugün halkımız mülksüzdür, borçludur, bunu değiştirmek zorundayız. Halkımı mülk sahibi yapmak zorundayız bu radikal bir şeydir. Benim bu fikrim radikaldir ve ben bu insanları korkutuyorum.

Maden işçilerinin kanıyla yapılmıştır

Bu ülkede Soma’da kömür madenlerini götürüp bir tane adam verirseniz ve o gözümüzün önünde devletle işbirliği içerisinde 302 tane askeri ücretten biraz yüksek maaşlı eski çiftçi yeni madenci işçi katlettikten sonra onların kan parasıyla gelip burada rezidansın harcını kazabilir. İstanbul’un en büyük en pahalı binası o Somadaki maden işçilerinin kanıyla yapılmıştır. Biz sosyal demokratlar şunu söylemeyi bilmeliyiz o Soma’da ki kömür madeni ya devlette kalmalıydı eğer bir şey yaratılacaksa da oradaki işçiye mühendise çalışana devredilmeliydi. O mülk ve o artı değer oradaki çalışanlara ait olabilmeliydi bakın bu liberalizmde bile böyledir ben bunu söylediğimde korkunç panik oluyorlar.

Bu liberallerin kapitalistin çok alkışladığı sermaye piyasası nedir? Bir şirketin hisselerini küçük paylara bölünüp küçük yatırımcıya verilmesi şirketin mülkiyetinin küçük yatırımcılara verilmesi. İşte tam bunu savunuyorum ben neden bu ülkedeki kaynaklar 500 aileye ait olsun? Biz bu 500 ailenin kölesi miyiz? Bizim halkımızın konuttan başka varlığı olmayacak mı? Ki birçok vatandaşımızın yok insanlar bir tüketim aracı olan arabayı mülkü ve serveti sanıyor. Milyonlarca insanı mülksüz ve servetsiz bıraktılar borçlu bıraktılar çok uzun saatler çok güç koşullarda çok düşük ücretlerle çalışılmaktadır. Buna rağmen genç işsizliği resmi olarak nerden baksanız üniversite mezunlarında %30’a kadar çıktı ve bu kötü bir durum bunu durdurabilmek için başına dönüyorum ilk önce ahlak olmak zorundadır.

Oy uğuruna sürecinden vazgeçtiler

Demokrasinin tam demokrasi olması gerekmektedir bununda asli unsurlarından birisi medyadır diğeri yargıdır birde bilim ve kültür göz nuru gibi bakmamız gereken barbar kültürün sürekli aşşağıladığı dışladığı sanatçılar bilim adamları bunlar toplumun bel kemiğidir. Bunlar olmadan medeniyete erişemeyiz. Bir tane psikopat otobüs şoförü annenizi karınızı hayattan alıp götürebilir başka birisi oy uğuruna sürecinden vazgeçip o dağlarda Kürt ve Türk çocuklarını paramparça edebilir. Demokrasi olmadığı zaman bunların hepsi olur onun için hep beraber demokrasiye sahip çıkmak zorundayız ve buna da aktif olarak sahip çıkmak zorundayız bir şey yapmak zorundayız. Sizler çok önemlisiniz sizler 500 bin nüfuslu bir ilçenin gazetecilerisiniz buradaki halkı doğru bilgilendirin eğer doğru bilgi sonucunda bize karar vermiyorsalar doğru karar odur ama yanlış bilgi ile eksik bilgi ile karar verildiğinde Türkiye’nin hali ortadır.

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

Bu haber 3 Ekim 2015 tarihinde yayınlanmıştır. (1 sene önce)

Habere yorum yaz