ABD’NİN İSTANBUL BAŞKONSOLOSU DEĞİŞTİ! YENİ BAŞKONSOLOS JENNİFER DAVİS!

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

jennifer-davis

İSTİNYE’YE YENİ BAŞKONSOLOS

HÜRRİYET’e çok özel açıklamalarda bulunan ABD’nin İstanbul’daki yeni başkonsolosu Jennifer Davis (44), çok genç yaşta İstanbul gibi hem zorlu hem de Amerikalı diplomatlar arasında popüler bir görev yerine atandı. Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın parlak isimlerinden olan Davis, önce eski ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’la, sonra bu seneki ABD Başkanlık seçimlerinde yarışan eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’la, son olarak da şu andaki Dışişleri Bakanı John Kerry’yle çok yakın teşrikimesaide bulundu. John Kerry ile yaptığı İstanbul ziyaretlerinde de bu şehirde çalışmak istediğine karar verdi! Biri 9, diğeri 12 yaşında iki çocuk annesi olan Davis’in eşi Nick Harris de ABD Dışişleri Bakanlığı’nda diplomat olarak çalışıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, İstanbul’daki başkonsoloslukta çalışanların ailelerinin tahliye edilmesi kararının ardından geçen hafta kocasını ve iki oğlunu uçağa bindirip Washington’a yollamış. “Çok yakında geri dönebileceklerini umut ediyoruz” diyor. Davis’le geçen hafta, konsolosluğun Arnavutköy’deki rezidansında buluştuk.

Çok genç yaşta, ABD Başkonsolosu olarak İstanbul’a atandınız. Diplomasi kariyerinize başlamadan önce avukatmışsınız, diplomat olmaya nasıl karar verdiniz?
– Gençken hep avukat olmak istemiştim, ayrıca hukuk beni büyülüyordu. Ancak avukatlık yapmaya başladıktan çok kısa bir süre sonra Amerika’da 11 Eylül saldırısı meydana geldi. Birçok Amerikalı için son derece sarsıcı, travmatik bir olaydı. Amerikan vatandaşlarının üzerinde bıraktığı etki bakımından, büyük ihtimalle 15 Temmuz’da burada meydana gelen darbe girişimi gibiydi. Ben de bu olaydan sonra asıl ne yapmak istediğime karar verdim. Amerika’nın idealleriyle ilgili dünyaya taşınacak mesajın bir parçası olmak istedim.

İstanbul’a tayininizin çıktığını ilk öğrendiğinizde ne düşündünüz? Bunun zor bir görev olacağını düşündünüz mü?
– Evet, düşündüm. Öncelikle gurur duydum. Buraya atanmadan önce son iki buçuk yıldır ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile çalışıyordum. Onunla hem beni zorlayıcı hem de iyi bir görev yeri neresi olabilir diye konuşuyordum. Daha önce Brüksel’de, NATO’da çalıştım. Türkiye’yi her zaman yakından takip ettim. 6-7 yıl önce Brüksel’de çalışırken annemle İstanbul’da bir hafta geçirdik. O zaman İstanbul’a âşık oldum. İstanbul çok canlı ve renkliydi, yemekler muhteşemdi. Ve insanlar son derece sıcaktı. Ben güneyliyim, orada da insanlar çok sıcaktır, dolayısıyla kendimi evimde hissettim.

John Kerry ile birlikte çalışırken Türkiye’ye geldiniz mi?
– Evet, Dışişleri Bakanı Kerry ile 2013 ve 2014’te olmak üzere dört kez Türkiye’ye geldim. İki kez İstanbul’a, iki kez de Ankara’ya gelmiştim. İşte o ziyaretlerde burada çalışmak istediğimi anladım. John Kerry ile olan ziyaretlerimizde, Türkiye’nin, gerçekten de ABD için en önemli güvenlik ve ekonomi meselelerinin merkezinde olduğunu gördüm.

Türkiye’ye geldikten sonra sizi en çok ne şaşırttı?
– Ben 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından geldim ve beni en çok şaşırtan, darbe girişiminden sonra her şeyin hemen normale dönmesiydi. Aslında bu beni şaşırtmamalıydı çünkü Türklerin son derece dirençli bir millet olduğunu düşünüyorum.

İstanbul’daki göreviniz sırasında sizin için en zorlayıcı konunun ne olabileceğini düşünüyorsunuz?
– Biz, uluslararası hedeflerimiz bakımından, ekonomik olarak ve NATO müttefiki iki ülke olarak birbirimize çok yakınız. Ancak bazen birbirimizle olması gerektiği kadar iyi iletişim kurmuyoruz. Türkiye’deki darbe girişiminin ardından oluşan bazı Amerikan karşıtı söylemlerden tabii ki rahatsızlık duydum. Bu bayağı zorlayıcı ve rahatsız edici bir durum ve umuyorum ki bunu en aza indirgemek için çok sıkı çalışabiliriz ve ABD’nin istikrarlı, müreffeh ve demokratik bir Türkiye’yi ne kadar çok desteklediğini açık bir şekilde konuşabiliriz.

AİLEMİ ABD’YE GÖNDERDİM

Son dönemde ABD Büyükelçiliği’nin ve Başkonsolosluğu’nun web sitesinde sık sık buradaki ABD vatandaşlarına yönelik güvenlik uyarıları yayımlanıyor. En son geçen hafta, ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nda görevli personelin ailelerine yönelik bir tahliye kararı yayımlandı. Bunun sebebi neydi acaba? Sizin aileniz de ABD’ye döndü mü?
– Çok uzun süredir bir tehdidi takip ediyorduk, en sonunda terör örgütlerinin, İstanbul’da ikamet eden ya da sık sık buraya gelen Amerikalıları hedef alan daha saldırgan girişimlerde bulunabileceğini anladık ve bu yüzden de bununla ilgili bir uyarı yayımladık. Bu tehdidin yapısı bizim için ürkütücü seviyedeydi. Bununla ilgili hem buradaki Amerikan toplumuyla hem de Washington’la çok konuştuk. En sonunda geçen hafta sonu Washington, ailelerimizin İstanbul’dan ayrılması emrini verdi. Bu emri çok hızlı bir şekilde yerine getirmemiz gerekiyordu. Benim kendi ailem de dahil olmak üzere bütün aileler ABD’ye gitti. Ben de kocamı ve çocuklarımı bir hafta önce bir uçağa bindirip Washington’a gönderdim. Bu tehdidi çok ciddiye alıyoruz. Ayrıca bu son olayda Türk güvenlik güçleriyle çok yakın çalışıyoruz, açık ve yardımsever yaklaşımları için onlara minnettarız.

ABD’YE YÖNELİK KOMPLO TEORİLERİ SİNİR BOZUCU

ABD’nin Türkiye’deki darbe girişimine dahil olduğu ya da darbeden haberdar olduğu yönünde çok sayıda iddia ortaya atıldı. Bu teorileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
– Bu komplo teorilerini son derece rahatsız edici ve şaşırtıcı buluyorum. Amerika bu darbe girişimini hiçbir şekilde önceden bilmiyordu ya da desteklemedi. Birilerinin bizim bundan haberdar olduğumuzu iddia etmesi üzücü, sinir bozucu, yanlış ve kusurlu. Şunu kesin bir dille söyleyebilirim: Darbe girişiminden haberdar olsaydık, Türk Hükümeti’ni kesinlikle bilgilendirirdik. Türkiye’nin demokratik olarak seçilmiş hükümetinin devrilmesinden hiçbir çıkarımız olamaz. Bizim çıkarımız, demokratik, gelişen ve refah içinde bir Türkiye’dir. Bazı durumlarda bu iddia; Türk Hükümeti’nin bazı mensupları tarafından da seslendirildi. Bizim (Türkiye’yle) ilişkilerimiz son derece önemlidir, güvenlik ve ekonomi alanında yıllardır süren bir ortaklık üzerine kurulmuştur, o yüzden birbirimize bu ilişkinin gerektirdiği saygı ve yakınlıkla davranmamızın çok önemli olduğunu düşünüyorum.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜYLE İLGİLİ DERİN ENDİŞE DUYUYORUZ

15 Temmuz darbe girişiminin ardından gelen süreçte, OHAL çerçevesinde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler’le onlarca basın-yayın kuruluşu kapatıldı. Son olarak Cumhuriyet gazetesinin genel yayın yönetmeninin, yazarlarının ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 13 kişi, “FETÖ ve PKK adına suç işlediği” gerekçesiyle gözaltına alındı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, Türkiye’deki muhalif basına yönelik resmi baskının artışı konusunda derin endişe duyduklarına dair bir açıklama yaptı…
– Cumhuriyet’in genel yayın yönetmeninin gözaltına alınması da dahil olmak üzere bu gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz. Bu konuda derin endişe duyuyoruz. ABD Hükümeti, bu endişelerimizle ilgili Türk yetkililerle sürekli konuşuyor. Basın özgürlüğü, herhangi bir demokrasinin ayrıcalıklı özelliğidir. Gelişen bir demokrasi için özgür basından daha elzem bir şey yoktur. Amerika, Türkiye’de basın özgürlüğünün geliştiğini görmeyi çok istiyor. Basın özgürlüğünün bizim için ne kadar önemli olduğunu mümkün olduğunca çok vurgulamak istiyoruz. Türk Hükümeti’nin terörün önüne geçmeye ya da darbeye kalkışan kişilere yönelik çabalarını anlıyoruz ve destekliyoruz. Ama aynı zamanda bağımsız gazetelerin varlıklarını sürdürebilmelerinin ve de görüşlerini Türk halkına aktarabilmelerinin de öncelikli olarak önemli olduğunu düşünüyoruz.

HILLARY CLINTON’DAN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM

ABD Dışişleri Bakanlığı döneminde Hillary Clinton’la çok yakın çalıştınız. Clinton’la ilişkiniz nasıldı? ABD’de salı günü düzenlenecek başkanlık seçimlerinde seçilmesi durumunda Clinton ABD’nin ilk kadın başkanı olacak, bir kadın olarak bu size ne hissettirir?
– Daha önce (Dışişleri Bakanlığı döneminde) Condoleezza Rice’la da birlikte çalıştım, o da fevkalade bir kadındı. Daha sonra Clinton’la çalıştım, kendisi çok güçlü, son derece entelektüel, çok stratejik bir kadındı. Ondan çok şey öğrendim. Mükemmel bir başkan olabilecek mükemmel bir liderdi. Başkanlık seçimini kimin kazanacağını bilmiyorum, Dışişleri Bakanlığı’nın bir geleneği olarak biz siyasi ya da partizan olamayız. Kim başkan seçilirse seçilsin ben Amerikan devleti ve değerleri için çalışırım.

OXFORD ÜNİVERSİTESİ’NİN BASKETBOL TAKIMINDAYDIM

Üniversite yıllarında basketbol oynuyormuşsunuz. Ayrıca tenis oynuyorsunuz ve koşuyorsunuz. Spor sizin için ne kadar önemli?
– Son derece önemli, özellikle de koşmak. Dengemi korumakta, kendime düşünmek için vakit ayırmakta koşmanın bana çok faydası oluyor. Oğullarım da futbol ve basketbol oynuyor.

Çocuklarınızla basketbol oynuyor musunuz?
– Evet, oynuyorum. Lisedeyken ve Oxford Üniversitesi’nde okurken basketbol takımındaydım. Ama babaları İngiliz olduğu için çocuklarımın asıl tutkusu futbol. Basketbolu da aynı şekilde sevmeleri için uğraştım ama olmadı. Ancak Türkiye’ye ilk geldiğimizde basketbolun burada da popüler olduğunu görünce heyecanlandılar. Türkiye’deki ilk aktivitem de Suriyeli ve Türk çocuklar için Sapanca’da açtığımız bir kampta çocuklarla basketbol oynamak oldu.

ORHAN PAMUK OKUYOR, ‘EZEL’ SEYREDİYOR

Türkiye’ye gelmeden önce tanıdığınız Türk sanatçılar ya da yazarlar var mıydı?
– Tabii ki, Orhan Pamuk’un ‘Kar’ romanını okumuştum ve bayılmıştım. Ayrıca Türkçe çalıştığım zamanlarda ‘Ezel’ adlı TV dizisinin bağımlısı oldum! ‘Ezel’i son iki yıldır internetten seyrediyorum, harika bir dizi!

Sizinle ortak bir zevkimiz var, ‘Ezel’i ben de çok severdim.
– Ben kendimi gerçekten kaptırmıştım! Eşim benimle dalga geçiyordu çünkü tabletimle oturup heyecanlı bir şekilde ‘Ezel’ seyrederken neredeyse tırnaklarımı yiyordum. Bir de o sıralar Türkçe öğrenmeye çalıştığım için diziden ‘Abi’, ‘N’oldu’ gibi kelimeler öğrendim. Yani gündelik dilde konuşulan Türkçeyi öğrenmemde bana yardımı dokundu ama aynı zamanda dizide ilginç kültürel atıflar da yer alıyordu.

O zaman Ezel’in başrol oyuncusunu da tanıyorsunuz…
– Kenan mı? (İmirzalıoğlu) Evet, tabii ki. Şimdi bazen reklamlarda görüyorum onu. Bence muhteşem bir oyuncu. Dizide rol alan kadın oyuncu da (Cansu Dere) çok güzel. Yalnız dizideki çok karmaşık bir karakter, bazen kendimi onu severken buluyorum, bazen de beni hayal kırıklığına uğratıyor! (Gülüyor.)

AYASOFYA, KUDÜS GİBİ

Bir süredir İstanbul’dasınız, şu ana dek İstanbul’un en çok neresini sevdiniz?
– Sultanahmet. En sevdiğim yer de Ayasofya. Aynı Kudüs gibi, çok kutsal bir yerde olduğunuzu hissediyorsunuz. Oraya gittiğiniz zaman çok sıradan hissediyorsunuz çünkü orada yüzyıllar boyunca farklı insanlar yaşamış, dua etmiş. O yüzden çocuklarımı da oraya götürdüm ve bu hissi yaşamalarını istedim.

İstanbul’daki göreviniz sırasında öncelikleriniz ne olacak? Ne tür plan ve projeleriniz var?
– Buraya geldikten sonra ekibime, ABD-Türkiye ilişkilerini geliştirmek için yapabileceğimiz en önemli 3-4 konu neler olabilir diye sordum. Birinci önceliğimiz, Türkiye’deki Amerikan yatırımlarını teşvik etmek ve iki ülkenin ekonomik ilişkilerini geliştirmeye çalışmak olacak. Aynı zamanda şu anda yaklaşık 2.7 milyon Suriyeli ve Iraklı mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye’ye nasıl yardımcı olabiliriz, bunun yollarına bakacağız. Son olarak bir de gençliğin üzerine eğilmek istiyorum. Türkiye, nüfusu çok genç bir ülke. Özellikle dezavantajlı konumdaki gençler için nasıl ekonomik fırsatlar yaratabileceğimizi araştıracağız.

KAYNAK: HÜRRİYET

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

Bu haber 6 Kasım 2016 tarihinde yayınlanmıştır. (4 hafta önce)

Habere yorum yaz