ÖLDÜKÇE ALIŞIYORUZ, ALIŞTIKÇA ÖLÜYORUZ!

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

bekir-batu-gazeteci-sariyer1 _ayrac

Artık hiç kimse kimseyi kandırmasın! Toplum olarak başımıza gelen her türlü belayı ve musibeti kabullenmeye alıştık. Neredeyse her saat başı aldığımız şehit cenazelerine olan duyarsızlığımız ise ne yazık ki hat safhada… Her gün şehit haberleri almaktan, kahpece şehit edilen askerler ve polislerimizin yürek yakan hayat hikayelerini okumaktan bıktık.

“Henüz 1 ay önce evlenmişti, haftaya terhis olacaktı, bugün doğum günüydü, 3 ay önce bebeği olmuştu, 15 gün sonra evlenecekti, babasını asker selamıyla uğurladı, son mesajı yürek yaktı, atanamayınca asker olmuştu, baba ocağına ateş düştü… “

***

İşte bu ve buna benzer klişeleşmiş haber başlıklarını okumaya ve izlemeye hepimiz alıştık, alıştırıldık…

Nerede bir bomba patlasa ya da karakol saldırısı olsa merak ettiğimiz tek şey rakamlar oluyor… Acaba kaç şehidimiz var! Şehit sayımız 1 ya da 2 ise duyarsızlığımız kaldığı yerden devam ediyor. Sayı eğer 5-10 ise o zaman bir anlığına irkilip kendi kendimize isyan ediyoruz, teröre en ağır lanetleri yağdırıyoruz.

Yaralılara gelince… Onların hayatta kalmalarına sevinip teselli buluyoruz sadece. Oysa kararan hayatlar, sakat kalan bedenler, sönen ocaklar… Hiçbirini düşünmeden 5-10 dakika sonra günlük yaşantımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

***

Oysa her şey bu kadar basit mi, hayat gerçekten bu kadar ucuz mu? Farkında mısınız, her gün üçer beşer ölüp gidiyoruz. Kimimiz karakol saldırılarında, kimimiz sokaklar ve meydanlarda, kimimiz havaalanlarında, kimimiz nereden geldiğini ve kim olduğunu bilmediğimiz canlı bombaların hain saldırılarıyla…

Kısaca ülkemiz ne acı ki tam bir cehenneme döndü… Siyasilerimizin ve devleti yönetenlerin pek çoğu aldıkları sorumlulukların farkında değiller… Toplum ürkek, gençler umutsuz, pek çoğumuz gerçek dünyanın gerçeklerinden, sanal dünyada kendimize kurduğumuz yalan hayatları yaşayarak teselli buluyoruz.

Yaşadığımız onca vahşete, demokratik tepkimizi göstermekten bile korkar hale geldik, içine kapalı çekingen bir toplum olduk. Sokakta balon patlasa kaçmak için neredeyse birbirimizi ezecek hale geldik. Bir gün daha hayatta kaldığımız için kendimizi şanslı hissedip sadece susuyoruz ancak aynı gün kimlerin hayatlarının yok yere karardığını görmezden geliyoruz.

***

Ülkemiz özellikle şu dönemde ne garip ki kötü bile denilmeyecek kadar berbat yönetiliyor. Ülkesindeki insanların can güvenliğini sağlayamayan bir iktidarın yaptığı hiçbir proje ve yatırım onu aklamaya ve kurtarmaya yetmez. Yapılacak 100 yeni Osman Gazi Köprüsü bile insanların yaşadığı toplumsal güvensizliği ve korkuyu gidermeye yetmeyecek… İnsan hayatının güvende olmadığı bir ortamda yapılan hiçbir yatırım, ne denli önemli olsa da hak ettiği övgüyü hiçbir zaman almaz, alamaz. Evinizin bir odasında yangın çıkmışken, mutfak dolabınızı yenilemekle uğraşmak ne kadar yersiz ise; her gün polis ve askerlerin şehit düştüğü bir ülkede, hizmete giren yatırımlarla övünmek de bir o kadar gereksizdir.

***

14 yıldır ülkeyi tek başına istediği gibi yöneten iktidar, artık insanların can güvenliğini bile sağlayamaz hale geldi. İnsanlara 2023 hayalini kurduranlar, onlara yarına çıkıp çıkamayacaklarının güvencesini dahi veremez hale geldi. İktidarın beceriksizliği yüzünden bu ülkede, insanların eceliyle ölmesi bile lüks hale gelmiştir. Kendi siyasi hataları yüzünden ithal ettiği yeni terör örgütleriyle ülke daha da çekilmez hale gelmiş, mevcut terör örgütü yetmiyormuş gibi adını bile söylemekten korktuğumuz yeni yeni örgütler türetilerek ülkemizde cirit atar duruma getirilmiştir.

***

Ne yazık ki; yalakalar, saray soytarıları ve akıl tutulmasına tutulmuş kitleler yüzünden ülkemiz her geçen gün biraz daha yaşanmaz hale geliyor. Ölmeye alıştırılan bir toplum olarak, gaflet uykusundan uyanmak hiç de kolay değil. Üstelik yandaş basının gün aşırı vurduğu yeni narkozlarla ölüm uykusuna yatırılan bir toplum haline getirildik.

Peki çözüm ne? Artık, ülkeyi yönetenlerin “Biz nerede hata yaptık, bize neler oluyor. Bu terör belasından nasıl kurtuluruz, bu bataklıktan nasıl çıkarız” gibi soruları kendilerine ciddi ciddi sorması ve daha akılcı bir yol haritası izlemesi gerekiyor. Çünkü hiçbir şey yokmuş gibi yapay gündemlerle insanları uyutmaya devam etmenin er geç bir sonu gelecektir. Demokrasimize sahip çıkmak ve aynı çatı altında medeni bir şekilde yaşamanın yollarını aramalıyız. Demokrasimize sıkı sıkı sarılarak ve hukukun üstünlüğüne inanarak sağduyulu bir toplum olarak artık bir birimizi sevmesini bilmeliyiz. Bu ülke hepimizin. Çok daha büyük ve güçlü bir ülke olmak için ortak aklımızı kullanmasını bilmek zorundayız. Başka Türkiye yok!

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

Bu haber 11 Temmuz 2016 tarihinde yayınlanmıştır. (5 ay önce)

Habere yorum yaz