TÜRK BOĞAZLARI MERCEK ALTINA ALINDI

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım
1

Sarıyer Belediyesi tarafından düzenlenen “80. Yılında Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Türk Boğazları” konulu panelde yılda 6 binden fazla tehlikeli yük taşıyan ve 60 bin civarında geminin geçtiği Türk Boğazları’nın durumu konuşuldu. Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç’in ev sahipliği yaptığı panelde uzmanlar önemli açıklamalarda bulundu.

bogaz-2

AÇILIŞI SARIYER BELEDİYE BAŞKANI ŞÜKRÜ GENÇ YAPTI

Sarıyer Belediyesi her gemi geçişinde büyük tehlikeler atlatan Türk Boğazları’na dikkat çekmek için bar panel düzenledi. Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “80. Yılında Montrö Sözleşmesi ve Türk Boğazları” paneline Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, Prof. Dr. Mustafa Aydın, Dr. Şükrü Elekdağ, Prof. Dr. Sezer Ilgın ve Kaptan Ayhan Çekiç konuşmacı olarak yer aldı.

Açılış konuşmasında Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, Sarıyer’in, dünyanın en önemli denizyollarından birinin tam kenarında olduğunu belirterek, “Bu nedenle, hizmetlerimizin de önemli bir bölümünü, ‘Deniz ve Denizcilik odaklı’ faaliyetler oluşturmaktadır. İstanbul ve Çanakkale boğazlarından Montrö Sözleşmesi’nin imzalandığı 1936 yılında ortalama 4 bin 500 gemi geçerken, günümüzde 150 bini aşan rakamlara ulaştı. Türk Boğazları fiziki özellikleriyle seyir bakımından dünyadaki en zorlu suyollarındandır. Bu durum tehlikenin boyutunu daha da arttırmaktadır” dei.

ELEKDAĞ: BOĞAZLAR MONTRÖ İLE TÜRKİYE’NİN OLDU

Dr. Şükrü Elekdağ, Montrö ile Türkiye’nin, boğazlar üzerinde hak sahibi olduğunu ve boğazların denetiminde ev sahipliğini üstlendiğini söyledi.

Elekdağ, “Lozan Anlaşması’nın bir eksiği, boğazlar komisyonunun tesis edilmesi, buranın bir askeri bölge olarak ilan edilmesiydi. Montrö Sözleşmesi’yle Türkiye boğazların sahibi olmuştur ve denetleme imkanına sahip olmuştur aynı zamanda.” ifadelerini kullandı.

Montrö Sözleşmesi’ni bir mucize gibi gördüğünü belirten Elekdağ, şunları kaydetti:

“Fakat bunun ötesinde bir başka önemli nokta daha var. O zaman büyük deniz devletlerin temsilcisi olarak İngiltere hareket ediyordu. İngiltere’nin o günkü durumu bugünkü ABD gibiydi. Süper güçtü. İngiltere böyle bir güçle konuşuyordu. İngiltere’nin görüşüne göre, geçerli deniz hukukuna göre ki bu deniz hukuku batılılar tarafından belirtilmiştir. Denizci devletlerin haklarına öncelik verir, kıyıdaş devletlerin haklarını ise arka plana atar. Böyle bir ortamda İngiltere’nin görüşü hukuka göre Türk boğazlarından da savaş gemilerinin gündüz-gece tamamen bildirim yapmadan geçmeleri ve kıyıdaş devlet olan Türkiye’nin hiçbir denetimi olmamasıydı. Yaklaşım buydu. Hukukta bunu destekliyordu büyük ölçüde. Buna mukabil Rusya Karadeniz’e tümüyle bir iç deniz olarak bakıyor, burası onun nüfuz havzası. Türkiye böyle bir ortamda dengeyi bulmuştur. Montrö’ye bir mucize olarak bakarım. Bilhassa 14. ve 18. maddeleri. Ve bu mucize Atatürk sayesinde gerçekleştirilmiştir. Söylediğim gibi onun stratejik dehası, zamanlaması, konjonktürü iyi ölçmesi.”

 

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım
1

Bu haber 20 Ekim 2016 tarihinde yayınlanmıştır. (1 ay önce)

Habere yorum yaz