Ruşen Aydeniz; “Şöhret olabilirsiniz ancak sanatçı olamazsınız!”

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım
1

    rusen-aydeniz-sariyergazetesi-ne-bekir-batu-ya-konustu1 (3)

_ayracRuşen Aydeniz… Henüz 12 yaşında türkü söylemeye başlayan ve küçük yaşta Maxim Gazinosu’nda bile sahne alacak kadar sesiyle dikkatleri üzerine çeken gerçek bir sanatçı… Özellikle Şebinkarahisar ve Vadi’de yakından tanınan, plakları Türkiye’nin her yerinde dinlenen bir isim…

***

Sanatı kadar örnek yaşam öyküsüyle de saygı duyulan bir ses. “Kral” lakabıyla tanınan, sahnelerin vazgeçilmez ismi Ruşen Aydeniz, SARIYER GAZETESİ ve SARIYER OLAY Genel Yayın Yönetmeni Bekir Batunun sorularını yanıtladı.

_ayrac

BEKİR BATU/ ÖZEL RÖPORTAJ / FOTOĞRAFLAR: MERT CİN

Dost canlısı ve yüreği insan sevgisiyle dolu Aydeniz, ilginç yaşam öyküsünü ve sanat dolu 35 yılını yakın dostu Gazeteci Bekir Batu’ya anlattı. Aydeniz ile oldukça keyifli ve renkli geçen söyleşimiz sırasında konu sık sık Sarıyer’e ve Sarıyer’in Şebinkarahisarlı Belediye Başkanı Şükrü Genç’e de geldi. Aydeniz; “Şükrü Genç, Sarıyer ve Sarıyerliler için büyük bir şans, değerini bilmek gerekir” diye konuşuyor.

İşte Genel Yayın Yönetmenimiz Bekir Batu’ya konuşan sanatçı Ruşen Aydeniz’in gazetemize yaptığı o açıklamalar;

Bize Ruşen Aydeniz’in bu kadar çok tanınması ve sevilmesinin öyküsünü anlatır mısınız?

rusen-aydeniz-sariyergazetesi-ne-konustu10

Ben 12 yaşımda türkü söylemeye başladım. Küçük yaştan beri sanatın içinden geliyorum. Öyle ki; sabahları tarlada tırmık çekerdim, akşamları ise kaymakamın aracı gelir, beni alırdı. Topraklı elbiselerimi çıkartır, temiz elbiselerimi giyer ve çeşitli derneklerin gecelerinde sahne alırdım. Tabi daha sonra Şebinkarahisarlılar Derneği, o dönem İstanbul’da lüks yerlerde gece düzenlerlerdi, havalı olsun diye o dönemin Şebinkarahisar’daki kaymakam ve belediye başkanı beni bu derneklerin gecelerine çıkardılar. Belediye işçileriyle birlikte Şebinkarahisar’da otobüse bindim İstanbul’a geldim. O zamanlar Maxim Gazinosu’nda sahne aldım. Fahrettin Aslan’ın Maxim’i o zamanlar bir markaydı, bu işin en zirvesiydi. Ben Maxim’e çıktığımda, şimdilerde çok tanınan insanlar o zamanlarda orada sahne almak için sıra bekliyordu. Ben tabi köylü çocuğuyum 12 yaşında gelmişim İstanbul’a. Ben ne bilirim Maxim’i, o dönem büyük sanatçılar Maxim’de çıkmak için can atıyorlar ben bilmeden çıkıp Maxim’de sahne aldım, ertesi gün Tercüman’da, Günaydın’da manşetlere çıktım. Bütün gazeteler beni yazmıştı.

Peki İstanbul’a nasıl geldiniz, ilk geldiğinizde neler yaşadınız?

rusen-aydeniz-sariyergazetesi-ne-bekir-batu-ya-konustu1 (9)

İstanbul’a küçük bir çocukken geldiğimiz zaman Şebinkarahisarlılar Derneği yönetimi karşıladı, akrabası olanlar akrabalarında kaldı olmayanlar Beşiktaş’ta bir otelde kaldılar. Rahmetli Fahrettin Aslan o günlerde beni görmüş sesimi beğenmiş. Küçük bir çocuğun sahneye çıkıp dönemin popüler türkülerini söylemesi onun dikkatini çekmiş. Onun fark etmesi sayesinde Maxim’de sahne aldım. Hiç unutmam o günlerde abim İstanbul’dan pili bir radyo göndermişti bana, sürekli türkü çalardı. Pilleri bittiği zaman soğuk suya sokardım ve tekrar takardım biraz daha çalışırdı. Radyoda sadece bir kez dinlediğim türküyü ezberlemiş olurdum, ikinci kez çaldığında türküye ben de eşlik ederdim.

Repertuarınızda kaç eser vardır?

Abartısız 5 bin eser vardır ama aralarında unuttuklarım da vardır. Bazen üç kıtalık bir parçanın bir kıtasını unutuyorum ama onu da şöyle kapatıyorum. Karşımdaki kişiye uygun sözlerle o açığı hemen kapatıyorum, adına söz yazarlığı deyin, atma türkü deyin, ne derseniz deyin ama hemen o açığı kapatıyorum.

Peki sizdeki bu yeteneği gören ve ortaya çıkaran kimdir?

İlkokul öğretmenim İsmail Tuncer fark etti. Müzik derslerinde tabii. O zamanlar köy yerinde müzik dersi dediğiniz türkü söylemekti, İsmail öğretmenim arkadaşlarıma sırada türkü söylettirirdi, beni ise tahtaya kaldırırdı. Kendimce mutlu olurdum, bana ayrıcalık tanıyor diye. Hatta 3. sınıftan sonra öğretmenimiz müzik derslerinde sınıfı bana emanet ederdi sen arkadaşlarını çalıştır derdi. Öğretmenim 3. sınıfta bir gün babamı okula çağırdı, bu çocuk müzik konusunda çok yetenekli değerlendirmek gerekir dedi. O dönem beni halk eğitim merkezine götürdü, kaymakamla görüştürdü. Kendisinin ellerinden öpüyorum daha sonra halk eğitim merkezi müdürü işe el attı. Erzurum Radyosu Çocuk Korosu Ses Yarışması’na katıldım, 560 çocuk içinden ilk 3’e girdim ama daha sonra babam devam etmemi istemedi. Çevredekiler; babama çocuğu memur mu yapacaksın, üç kuruş para için mi çalıştıracaksın dediler. Babam da devam etmemi istemedi.

rusen-aydeniz-sariyergazetesi-ne-bekir-batu-ya-konustu1 (1)

Size “Altın Çocuk” lakabı nasıl takıldı?

İstanbul’a gelince aşırı bir ilgi alaka gördüm. Bebek Park Gazinosu, Çakıl Gazinosu gibi gazinolarda özel davet ve düğünlere çağrılmaya başladım ve o dönem bana ‘‘Altın Çocuk” denmeye başladı. Bir gün arkadaşımla Beşiktaş’ta top oynarken beni çağırdılar ”Ruşen gazeteye çıkmışsın dediler’‘ Günaydın Gazetesi’nin manşetinde “Altın Çocuk Maxim’i coşturdu” manşeti atılmıştı, tabi gazeteye çıkmanın önemini o zamanlar bilmiyordum, gazeteye bakıp top oynamaya devam ettik. Şimdi farkına varıyorum gazetelere çıkmanın ne kadar önemli olduğunu. O dönem çıkmışsam çıkmışım ne olmuş ki demiştim kendi kendime.

Toplam kaç albüm çıkardınız?

Şöyle bir baktığım zaman ”Dosta Özel”, ”Bizim Türküler”, ”Ben Sana Yandım”,”Kara Kız”,”Düşman”, ”Aso Gız” profesyonel anlamda 6 tane albüm çıkardım. Bu albümlerin hepsi 12 Türkü’den oluşan albümlerdi, hemen hemen 250’ye yakın da bestem var. Farklı sanatçı arkadaşlar da benim bestelerimi kendi albümlerinde okudular, Güler Duman, Fuat Saka, Musa Eroğlu gibi isimlerdi bunlar. Yaklaşık 35 yılım sanatla geçti. Bugüne kadar binlerce kez sahne aldım, 60 civarında şehirde konser verdim, öyle ki bir günde 6 konser verdiğimi hatırlıyorum.

Albümlerin içinde sizin için farklı olan hangisi?

rusen-aydeniz-sariyergazetesi-ne-bekir-batu-ya-konustu1 (7)

“Kara Kız” biraz daha farklıdır, yeri çok derindir bende. Kara Kız benim çocukluk aşkıma yazdığım bir türkü, o başkasıyla evlendi, ben de başkasıyla. Allah ona da, bana da mutluluklar versin, hayatta böyle şeyler olabiliyor. O zamanlar aşklar böyle değildi, sadece camdan cama bakıyorduk, elini tutmak gezmek çok zordu utanırdık. Herkesin hayatında bir kara kız, sarı kız, esmer kız mutlaka olmuştur. Bunlar hayatın içinde doğal şeylerdir. Ben bugüne kadar 12 TV ve 3 radyo kanalında “Kral Show” isimli programlar yaptım, yakın zamanda da yeni projelerimiz var.

Müziğin dışında yaptığınız uğraşlarınız var mı?

Televizyon programlarım, konser, etkinliklerim var. Tabi bunlar da müziğin içinde olan şeyler. Mutlu bir yaşamım ve aile ortamım var. Çocuklarımın hepsi okuyor ve ikisi İstanbul Üniversitesi’nde Mühendislik Fakültesi’nde. Birisi okuyordu, diğeri de yeni kazandı. Çok mutlu oldum. Ailem ve çocuklarımla gurur duyuyorum.

rusen-aydeniz-sariyergazetesi-ne-bekir-batu-ya-konustu1 (4)

Derneklerle ilgili bir çalışmanız var mı?

Ben birçok derneğe üyeyim, kimi derneğe fahri üyeyim, kimisine hemşeri üyesiyim. Yaklaşık 50 derneğe üyeyim diyebilirim. Bir çok derneğin kurulmasında emeğim de vardır.

Sarıyer’in sizin için ayrı bir önemi var sanırım, ne dersiniz?

Şöyle söylemek gerekir aslen Şebinkarahisarlıyım ama hayatımın dörtte biri orada geçmiştir geri kalan dörtte üçü Sarıyer’dedir. Ben Sarıyer’in çocuğuyum, İstanbul’da Sarıyer’in dışında hiçbir yerde oturmadım, kısacası 35 yıllık Sarıyerliyim. O yüzden Sarıyer halkı ile iyi ilişkilerim var İstanbul’un hangi köşesine gitsem ”Bizim Sarıyerli Ruşen” derler bu benim için çok önemli bir şey.

Ve tabi ki hemşeriniz Şükrü Başkan… Geçtiğimiz haftalarda Gazeteci dostumuz Sadi Toygar ile birlikte Başkanla Rize’ye gittiğiniz. O renkli yolculuğunuzu ve yaşadıklarınızı anlatır mısınız?

rusen-aydeniz-sariyergazetesi-ne-bekir-batu-ya-konustu1 (2)

Şükrü Genç başkanla benim ilişkim bir belediye başkanı sanatçı ilişkisi değil, çıkar ilişkisi hiç değil. Bizim aramızda ağabey – kardeş ilişkisi var. Memlekette köylerimiz komşu köyler, hem aynı şehrin çocuklarıyız İstanbul’da da kaderimiz aynı ikimiz de Sarıyerliyiz. O Sarıyer’in belediye başkanı, ben de sanatçısıyım. Onunla Karadeniz turuna çıktığımızda nereye gitsek insan seliyle ve konvoyla karşılandık. Trabzon Havaalanı’na indiğimizde bizi eskortlar eşliğinde karşıladılar, Rize’ye götürdüler, yaklaşık 1000 tane havai fişek attılar. Parti ayrımı yapmaksızın Şükrü Başkan’a karşı inanılmaz bir ilgi alaka vardı, bu benim bir Sarıyerli olarak çok hoşuma gitti. Şükrü Başkan orada insanlarla hoşbeş ederken tepelerden insanlar ve çocuklar “Şükrü Başkan gelmiş” diyerek koştuklarını gördüm. Bunları gözlerimle görmesem belki inanmakta zorlanırdım, ama ben bunları bizzat gördüm ve yaşadım. Sarıyer’in böyle değerli bir başkanı var, bunun değerini bilmek gerek. Bu sadece Rize’de değil, Trabzon’da Sivas’ta da böyleydi. Şükrü Genç Başkan gittiği her yerde insanlardan büyük ilgi gördü, insanların müthiş bir sevgisi vardı, gördüğüm o manzaralar karşısında onunla bir kez daha gurur duydum. Bir hemşerisi olarak, yol arkadaşı olarak ve bir Sarıyerli olarak çok sevindim. İnsanlar ona olan sevgilerini göstermek için gittiği her yerde el üstünde tuttular, bize büyük bir alaka gösterdiler. İnsanların böylesi büyük sevgisini kazanmak herkese nasip olmaz, herkes bunu başaramaz. Ne mutlu Şükrü Başkana… Ben şahsen Şükrü Başkanı çok severim, ben ve ailem de onu çok sever. Bana bir şey olsa ailemin kapısını çalacağı ilk kişi Şükrü Başkandır. Şükrü Başkan, özüne, kültürüne bağlı bir Anadolu insanıdır, yüreğinde insan sevgisinden başka hiçbir şey yoktur. Onu yakından tanıyan ve her zaman yanında olan bir gazeteci olarak Sarıyer’de bunları zaten sen de görüyorsundur.

Peki sanat camiasında sizin ekol olarak gördüğünüz takdir ettiğiniz kimler var?

Takdir ettiklerim var ama ekol olarak gördüğüm kimse yok. Ses ve yorum olarak Arabesk Fantezi’de İbrahim Tatlıses, Türk Halk Müziği’nde Musa Eroğlu, bunların dışında Sibel Can’ı, Güler Duman’ı, Sebahat Akkiraz’ı Arif Sağ’ı beğenirim ama ekol olarak şunun gibi olayım dediğim kimse yok. Ben türkülerimi okurken kendim gibi olmalıyım Ruşen Aydeniz gibi olmalıyım, beğenirsin beğenmezsin ama kendim gibi okurum.

Ünlü olmakla, başarılı olmak toplumda karıştırılıyor. Sizce popüler olan herkes iyi sanatçı mıdır?

Hayır, ünlü olabilirsiniz ancak asla sanatçı olamazsınız. Biz de nasıl ünlü olunur bunu biliyoruz ancak asla o yollara başvurmadık. Bunlar bizim yaşam tarzımıza aykırı, biz Anadolu insanıyız alsa o yollardan meşhur olmayı düşünmedim. Ben hem ünlü hem ünsüz bir insanım. Beni bilen bilir. Nereye gitsem dostlarım ve beni sevenler beni asla bırakmazlar. Ben insan biriktirmeyi severim, para kazanmak sonradan gelir. Ben bunların peşinde hiç koşmadım. Benim için önce insan gelir. Ülkesini, devletini, vatanını ve milletini seven herkes benim kardeşimdir, benim için bu yeterlidir. Nereli olduğu, mesleği, mezhebi, rengi, siyasi düşüncesi hiç önemli değildir. Ben herkes için türkü okuyorum, herkesin yüreğine ve kalbine hitap ediyorum.

rusen-aydeniz25

Ancak ne yazık ki bugün Türkiye’de birçok sanatçı siyasi ideolojilerin ön plana çıkardığı isimler. Bunların kim olduklarını az çok herkes biliyor. Ben aşırı solcuyum deseydim sol kitleyi peşime takardım. Çok güzel de bir albüm yapardım. Bütün sol kesimi kendime hayran bırakıp, çok yüksek paralara konserlerine rahatlıkla çıkardım. Aşırı sağ kaset de yapabilirdim. Bu yeteneğim var, beste yapabiliyorum çünkü hiç kimseden beste almadan 10 tane albüm yapacak kadar bestem var. İlahi kaseti de yapabilirdim. İnsanların inançlarını ideolojik ya da dini şekilde sömürme yoluna hiç gitmedim. Eğer bunu yapmış olsaydım inanınki başarabilirdim. Çünkü yolu biliyorum. Ama benim felsefemde aldatmak ve kandırmak yok. Ben türkülerimi hiçbir kesim için değil, herkes için söylerim. Benim için herkes aynıdır, hiçbir ayrım yapmam. Zaten sanatçının insan ayrımı olmaz, olamaz. Sanat herkes için yapılır, türkü herkes için söylenir.

Günümüzde şöhret olmak ve sanatçı diye tanımak eskiye göre daha mı kolay?

Günümüzde bakıyorsunuz, babası zengin biri çıkıp kendine albüm yaptırıyor, biraz para harcayıp TV’lerde boy gösteriyor. Biz ise çocuktan beri bu sektördeyiz. Benim 35 yıllık emeğim var. Bu şekilde şöhret olursanız saman alevi gibi sönersiniz. Ben çok kişi tanıyorum, böyle meşhur olup ailesini, yuvasını dağıtanı. Bugün aileni kaybettikten sonra şöhret olsan ne olur? Bu dünya kimseye kalmayacak. Cenazene 3 tane siyah gözlüklü adam gelse ne olur gelmese ne olur?

Önemli olan gerçek sanatçı olmak. Ben hiç albümüm yokken 5000 kişiye konser verdim Metin Oktay Spor Tesisleri’nde. Oradaki insanlar şahit. Videosu, kaseti elimde. Bana “Burayı falanca filanca isimler dolduramadı. Türkiye’nin en popüler isimleri dolduramadı, sen nasıl dolduracaksın” dediler. Onlara burası küçük dediğimde bana güldüler. Sonra haklı çıktığımı gördüler.

Sanatçı vardır albümü 2 milyon satar, konserine 200 kişi gelmez. Sanatçı vardır, albümü 1 tane satmaz konserine 10.000 kişi gelir. Bir tanesi medyayı kullanmış, popüler olmuş, insan ilişkileri yok, çevresi yok, birebirde zayıf; bir tanesi de medyayı kullanmamış, TV ile hiç uğraşmamış, arkadaşlarını düşünmüş. Önemli olan senin dinleyicilerinle olan temasın, birebir ilişkin.

rusen-aydeniz-sariyergazetesi-ne-bekir-batu-ya-konustu1 (6)

Geçtiğimiz günlerde Alanya’daydınız, orada neler yaşadınız?

Geçenlerde Alanya’ya gittik yanımda bir arkadaşım vardı, bana dedi ki: “Seni gören boynuna sarılıyor, beni gören hemen elini uzatıyor” dedi. Mesela Alanya’da Kızıl önü yarışlarına gitmiştik. Bazı sanatçı arkadaşlar da oradaydı. Onlar otele gittiler. Oranın Belediye Başkanı beni evine götürdü. Çocuklar tepemdeydi yatakta: “Ruşen Amcam gelmiş” diye. Oradaki sanatçılar ile ilgili gazetelerde küçük bir haber yapmışlar, ama beni ayrı bir haber yapmışlar: “Ruşen Aydeniz Alanya’da” diye. Ben onlara beni haber yapın demedim. Başkanı aramışlar, direkt benim adım geçmiş. Ben hayatımda bir tane türkümü internete attırmış insan değilim. Ama beni dinleyenler hemen kendileri internete atarlar. Profesyonel anlamda ne menajerim, asistanım, yardımcım hiç olmadı çünkü ihtiyacım olmadı, nereye gitsem insanlar Ruşen Bey hoş geldiniz derler, kimi ceketimi alır, kimi saçımı tarar.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Ben şuna inanıyorum. İnsan ya sanatçı doğar ya da doğmaz. Bunun ortası olmaz, bu bir Allah yeteneğidir. Gerçek anlamda sanatçı olan kişi de ülkesini ve milletini sevmelidir. Hiçbir ideolojinin insanı olmamalıdır, sanat herkes için yapılır. Bu işi gerçekte severek ve hakkıyla yaparsanız insanlar sizi bırakmaz ve emeğinizin değerini bilirler. Ben 35 yılımı sanata verdim. Çok şükür nereye gitsem beni tanırlar, bilirler, severler ve güveniler. Ben para değil, dost biriktirmeyi severim. Sarıyer’i ve Sarıyerlileri de çok severim. Şükrü Başkanımızın yeri bende ayrıdır. Sarıyer’e ve ülkemize sahip çıkan herkesi ben çok severim. SARIYER Gazetesi ve SARIYER OLAY olarak sizlere de yaptığınız güzel haberler ve çalışmalar nedeniyle çok teşekkür ediyorum. Sarıyer için güzel şeyler yapıyorsunuz. Bu vesileyle tüm dostlarımıza, sevdiklerimize, Şebinli ve Sarıyerli tüm hemşerilerime sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Teşekkürler…

RÖPORTAJIN DEVAMI SARIYER OLAY ile SARIYER GAZETESi’NİN GELECEK SAYISINDA

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım
1

Bu haber 13 Ağustos 2016 tarihinde yayınlanmıştır. (4 ay önce)

Habere yorum yaz