SARIYER’İN YAŞAYAN TARİHİ İBRAHİM BALCI KONUŞTU, 65 YIL ODADAN ÇIKMAYAN AŞIK KADININ ÖYKÜSÜNÜ ANLATTI!

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

Sarıyer’in canlı kütüphanesi İbrahim Balcı, SARIYER OLAY’a konuştu

 ibrahim-balci3

Yayınlanmış 19 kitabı bulunan Sarıyer’in efsane kalemi İbrahim Balcı, yayına hazır yeni kitabı “Sarıyer Sevdaları” ile okuyucularını merakta bırakmaya başladı. Kitabında Sarıyer’de yaşanmış aşkları konu alan ünlü yazar, Türkiye’de kitaba değer verilmediğinden bahsederken, bugüne kadar olan tüm çalışmalarını ve geçmişten günümüze değişen Sarıyer’i, SARIYER OLAY’a anlattı.

Yaşayan bir efsane İbrahim Balcı…

Araştırmacı yönü, gerçekçi analizleri ve kaleme akıttığı dizeleriyle, bilgi birikimi yüksek bir kütüphane…
Herkesin, özellikle de gençlerin ondan öğrenmesi gereken çok şey var. Özellikle de Sarıyer’i. Kendi deyimiyle, “Sarıyerliler Sarıyer’i bilmiyor”. Gelin, hep birlikte öğrenelim…
Merhabalar, İbrahim Balcı’yı bir de kendisinden tanımak isteriz.

1934’de Rize’de doğdum, 1941 yılından itibaren de Sarıyer’de yaşıyorum. Ortaokuldan ayrıldıktan sonra kendi teknemizle denizde çalıştım. Sonrasında Orman Fakültesi İşletmeciliği’nde memur olarak görev aldım ve emekli oldum. Gençlik döneminde bazı siyasi partilerde bulundum. Yazın çalışmalarım ilk orada başladı. Orman Fakültesi’nde de yazılarımı geliştirdim fakat 1953’ten itibaren Sarıyer Spor Kulübü’yle ilgilenmemin ve orada tanıştığım insanların da etkisi olduğu kesin.

“AZATLI” TÜRKİYE’DE BİR İLK

Bize biraz kitaplarınızdan bahsedebilir misiniz?

Yayınlanmış 19 tane kitabım var. İlk kitabım, Sarıyer Spor Kulübü tarihini yazdığım geniş bir araştırma kitabıydı. Bunun dışında 15-20 yazarla birlikte yazdığımız bir hikâye kitabımız var. Gerçek hayattan olan tüm kitaplarım genelde Sarıyer ve Sarıyer Spor Kulübü ile ilgili yazdığım kitaplardı. Azatlı kitabım ve Milli Mücadele Boğaziçi kitaplarım, İpsiz Recep kitabım gibi bir hayli ilgi gördü.

Azatlı, Türkiye’de bir ilki gerçekleştiren kitaptır. Çünkü zencilerin Afrika’dan Türkiye’ye getirilişini anlatır. Hemen hemen bu konuda kimse bir şey yazmış değil. O zencilerin, Sudan kaynaklı olduklarını tespit ettim. Kitabımda da, getirilişlerini, kaçırılışlarını, işleri bitince nasıl uzaklaştırılıp, yerine yenilerinin getirildiğini anlatıyorum. Bu atılanların yerleştiği yerler; Eyüp, Beşiktaş, Sarıyer, Üsküdar, Aksaray. Kitapta Beşiktaş ve Sarıyer’i konu aldım. Bir ilk olduğu için de oldukça dikkat çekti. Birkaç ay evvel yazdığım son kitabım da epey konuşuldu. Kitabın ismi “Baba Bizi Hiç Sevmedin Ki”. Büyük bir aile dramını anlatıyor.

YENİ KİTAP: “SARIYER SEVDALARI”

Yakın zamanda yeni çıkacak olan bir kitabınız var mı?

Sarıyer Times ve kendi şahsi internet sitemde yazdığım yazılar var. Onları genişleterek yazıyorum. “Kimini boğdular, kimini katlettiler, kimini de öldürdüler” diye. Osmanlı’daki ölümleri anlatıyorum. Ayrıca yayına hazır bir kitabım var; “Sarıyer Sevdaları” Sarıyer’de yaşanmış sevdaları konu alıyorum, oldukça ses getirecek gibi görünüyor.

“AŞK BİTER, SEVDA SÜRER”

Aşk ve sevda sizce aynı mı?

Aşk başka, sevda başka… Aşk yaşanır biter ama sevda devam eder. Aşkın sonu evlilikle tamamlanırsa mükemmel bir şey olur da, genelde bunun sayısı az. Sevdanın da sonuca ulaşması pek seyrek. Genelde ölümlü bitiyor, ya intiharla ya da kavuşamayıp hastalığa kapılarak. “Kara sevda” dedikleri bu işte.

ibrahim-balci2

65 YILLIK SEVDA

Kısa bir özet geçeyim yaşanmış bir hikâyeden. Bu Rumeli Kavağı’da yaşayan iki kız kardeşin hikâyesi; Babaları bir yüzbaşına vereceğini söylüyor. Kızların talipleri çıkıyor, vermiyorlar. Annesi, babası ölüyor. Yüzbaşını bekliyorlar.

Büyük kız kendini 65 sene bir odaya kapatıyor, hiç dışarı çıkmıyor, güneş yüzü görmüyor. Kız kardeşinden başkasını da görmüyor.Kardeşi sadece ihtiyaçları karşılamak için çıkıyor dışarı. Birkaç gün sokağa çıkmayınca mahalleli meraklanıyor, muhtara söylüyor, polisle jandarmayla eve geliyorlar. Bir bakıyorlar ki küçüğü ölmüş. Kendini odaya kapatan da 1 haftadır ölü olan kardeşinin başında aç susuz bekliyor. Hemen alıyorlar büyük kardeşi, huzurevine yerleştiriyorlar… Kadın orada 3 sene daha yaşıyor, yüzbaşıyı bekliyor. İşte sevda bu… Daha geçen sene öldü kadın…

Gerçekten tüyler ürpertici… Epey araştırmayı seven birisiniz anlaşılan.
Bu da bir merak işte. Araştırmazsanız her şey tekdüze oluyor. Bununla birlikte okumak da gerek tabi. Yenilenmek ve gerçekleri sunabilmek, tekrarlanmamak adına… Çok değişik konularda bilgi sahibi olmak, topluma hitap etmek lazım.

ÇALIŞTIĞI YAYINEVİ, KİTABININ KORSANINI BASTI

Türkiye’de kitaplara oldukça az değer veriliyor. Bunun hakkında ne söylemek istersiniz?

Öncelikle eğitim seviyesi önemli. Kitaplar pahalı. İş gücü pahalı. Devletin katkı vermesi lazım. Yayınevleri de yazara değer vermiyor. Hatta son zamanlarda moda oldu, sponsor karşılığında kitap basmak. Ama ben kendi paramla bastırdığım kitaplardan para kazandım. Yayınevinin bastıklarından para almadım. Benim kitabımı basan yayınevi, aynı kitabın korsanını bastı, daha ne olsun? Kısacası Kapitalist düzen burada da var…
Son zamanlarda yazarlar da çoğaldı sanki…

Önüne gelen yazar oluyor. Onlar yüzünden de asıl yazarların kıymeti kalmıyor. Ama iyi yazarlar da var. Asıl onları ortaya çıkarmaları gerek.

SARIYER’DE DEĞİŞEN KÜLTÜR

Siz, eski bir Sarıyerlisiniz. Geçmişten günümüze değişen Sarıyer’i mutlaka iyi bilirsiniz. Biraz sizden dinleyebilir miyiz?

En başta kültür çok değişti. Varoşlar meydana geldi. Eskiden saygı vardı, birliktelik vardı. Yıllardır karşılaştığımız önemli göçler, tüm düzeni bozdu. Buna rağmen, eski kültürü koruyan yerler de var hala Sarıyer’de. Mesela; Yeniköy, Emirgan, Boyacıköy… Buralar eski kültürü koruyabildi ama İstinye ve Reşitpaşa’ya gittiğinizde iş değişiyor. Yeni yerleşenler kendi kültürlerini getirdikleri için, ortam bozuluyor. Özümüzü yitirip, dokularımızı kaybediyoruz.

Bir ayrı konu da şu; Sarıyerliler Sarıyer’i tanımıyor. Size sorsam; Rumelihisarı ne kadar zamanda bitti?

Dünya’da en hızlı inşa edilen kaledir. 22 Nisan’da başladı, Ağustos’ta bitti. 4 ay,15 gün içinde bitti. 250 m boyu, 150 m genişliği olan oldukça büyük bir kale. 7000 amele, 2000 marangoz, 1700 usta o inşaatta çalıştı çabuk bitmesi için. Zağanos Paşa, Saruca Paşa, Halil Paşa ve Fatih Sultan Mehmet, sırtlarında taş taşıdılar. Bunları Sarıyerliler bilmiyor.

Bununla birlikte Sarıyer’i yönetenler de Sarıyer’i tanıyanlarla tanışmıyor ki doğruyu bulabilsinler. Mesela burası bir kafeterya, şurada Atatürk büstü var, koskocaman bir meydan, park ve tüm halk burada ama bir tane mobese yok. Parklar, dünyanın her yerinde mekansızların mekanıdır. Alkol kullananı, uyuşturucu içeni, hırlısı, hırsızı genellikle öyle yerlerde bulunur. Böyle bir yer, gözetim dışı olur mu?

İLK DENİZ UÇAĞI BÜYÜKDERE’DEN KALKTI

Eskiden Büyükdere’de deniz uçağı kalktığını duymuştuk. Bilginiz var mı?

Evet biliyorum, Türkiye’de ilk deniz uçağı Büyükdere’den kalktı. 1924’te İtalyan Aero Espresso Havayolları şirketi burayı 10 yıllığına kiralamıştı. Son olarak Sarıyer Spor Kulübü Başkanlığı görevinizden de bahsedelim biraz isterseniz?

Kulüp ortada kalınca, toparlamak için zorunlu başkanlık yapmıştım. Sadece 2 dönem kulüp başkanlığındaydım. Daha çok idarecilik yaptım. 1953’te girdim kulübe, 1959’da idarecisi oldum. Aralıklı olarak 17 sene yaptım. Divan Kurulu üyesiyim. Son 10 senedir de başkanlığını yapıyorum. Bu bir nevi yaşam tarzımız, devam ediyoruz.

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

Bu haber 20 Ağustos 2016 tarihinde yayınlanmıştır. (4 ay önce)

Habere yorum yaz