ERDOĞAN, TAM 998 GÜN SONRA YENİDEN AK PARTİ GENEL BAŞKANI

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım
1

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan referandumu sonrası yapılan Anayasa değişikliği ile yeniden AK Parti Genel Başkanlığı’na dönüyor. Erdoğan, Ankara Spor Salonu’nda yapılan AK Parti 3. Olağanüstü Büyük Kongresi’nde tam 998 gün aradan sonra yeniden genel başkan oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti 3. Olağanüstü Kongresi’nde dikkat çekici açıklamalar yaptı. Erdoğan konuşmasına, “AK Parti ailesinin kıymetli mensupları, yurt içinden ve dışından kongremizi şereflendiren kıymetli misafirler, sevgili yol arkadaşlarım, sevgili gençler sizleri en kalbi duygularımla hasretle selamlıyorum.” diyerek başladı. Erdoğan, kongrenin hayırlara vesile olmasını diledi.

Kurulduğu 14 Ağustos 2001’den bugüne kadar AK Parti teşkilatında görev almış genel başkanlara, kuruculara, MKYK üyelerine, bakanlara, milletvekillerine, il, ilçe ve belde başkanlarına, belediye başkanlarına, il genel ve belediye meclis üyelerine, köy ve mahalle temsilcilerine, sandık müşahitlerine şükranlarını sunan Erdoğan, her birini ayrı ayrı selamladığını söyledi.

Salondaki kadınlara özel bir hitabı olacağını dile getiren Erdoğan, “Türkiye’de, hanımları siyasetin asli unsuru haline getirmiş bir partinin kurucusu olarak ilk günden beri siz hanım kardeşlerimle beraber yürüyor olmanın memnuniyetiyle her birinize şükranlarımızı sunuyorum.” şeklinde seslendi.

Gençlere de “Siyasete, gençlik kollarında başlamış bir kişi olarak, sizlerin emeğinin bu parti için ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyorum ve hepinize ayı ayrı teşekkür ediyorum.” diyen Erdoğan, “Seçilme yaşını 18’e düşürürken bunu laf olsun, kağıt üzerinde kalsın diye yapmadık. Bu kongremizden başlayarak her seçimde, her kademede gençlerimize verdiğimiz sözleri yerine getireceğiz.” diye konuştu.

Erdoğan, bugüne kadar elde edilen tüm başarılarda kadınların ve gençlerin payının büyüklüğüne dikkati çekerek, yolu ve kaderi ülkeyle ve milletle bütünleşmiş bir parti olduklarının altını çizdi.

EN BÜYÜK TEŞEKKÜRÜ, TAKDİRİ MİLLETİMİZ HAK EDİYOR

Türkiye’nin demokrasisi, ekonomisi, kalkınması ve güvenliği için gayret eden, ter döken, fedakarlık yapan herkese teşekkür borçlarının olduğunu vurgulayan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Vatan müdafaası için sınırlarımız ötesinde ve sınırlarımız içinde görev yapan kahraman askerlerimize teşekkür ediyorum. Evimizin, mahallemizin güvenliğinden, küresel suç faaliyetlerine kadar geniş bir alanda bizim huzurumuz için görev yapan polislerimize huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Terör örgütleriyle mücadelemize önemli katkı sağlayan güvenlik korucularımıza huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

Nerede görev yaparsa yapsın ülkemizin, milletimizin büyümesi, kalkınması, gelişmesi, hedeflerine ulaşması için emek veren tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. En büyük teşekkürü, en büyük şükranı, en büyük takdiri 80 milyonun tamamıyla milletimiz hak ediyor. Bize güvendiği, inandığı, destek verdiği, en zor zamanımızda dahi yanımızda yer aldığı için milletimin her bir ferdine yürekten teşekkürlerimi sunuyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19 Mayıs’ta Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutladıklarını, gençliğin dinamizmiyle geleceğin buluştuğunu belirterek, 8 gün sonra da İstanbul’un Fethi’nin 564. yıl dönümüne ulaşılacağını hatırlattı.

Erdoğan, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyadaki ilk devleti kuran Süleyman Şah’dan Osman Gazi’ye, Fatih Sultan Mehmet Han’dan Gazi Mustafa Kemal’e kadar bu toprakları vatan haline getirenleri rahmet ve hürmetle yad etti.

Yaklaşık 3 yıl önce, 27 Ağustos 2014’te yine bu salondakilerle, “Her bitiş, yeni bir başlangıçtır” diyip, helalleşerek ayrıldığını anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Hatırlayın o günü. Tabii bu sadece hukuki bir ayrılıktı, gönüllerimiz hiçbir zaman ayrı düşmedi. Sevinçlerimizi de hüzünlerimizi de hep tek yürek, tek kalp olarak yaşadık. İşte şimdi de tam 998 gün sonra yine aynı salonda, ‘Evet, nerede kalmıştık’ diyerek yeniden bir aradayız. Cumhurbaşkanlığına aday olurken bunun bir hatime değil Fatiha olduğunu, yeni bir başlangıç olduğunu ifade etmiştik. Bugün bir kez daha besmelemizi çekiyor, Fatihamızı okuyor, daha büyük hedefler için, daha çok çalışmak üzere yeni bir başlangıç yapıyoruz.”

Erdoğan, 16 yıl önce AK Parti’yi kurarken sadece Allah’tan yardım isteyip, milletten destek talep ettiklerini belirterek, milletin hayır dualarına, sandıkta kullandığı oy kadar önem verdikleri için geçen yıllar boyunca sürekli güçlenerek büyüdüklerini bildirdi.

“Gönül kazanmayı, oy kazanmak kadar önemli gördüğümüz için içeride ve dışarıda maruz kaldığımız onca saldırıya rağmen dimdik ayakta durabildik.” diyen Erdoğan, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışına sıkı sıkıya sarıldıkları için tüm zor zamanlarda milleti yanlarında bulduklarına işaret etti.

Türkiye’de güvenlik kaygısıyla demokrasi taleplerinin aynı anda karşılanabileceğini gösterdiği için AK Parti’nin 81 vilayetin tamamında karşılık bulan tek parti olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Kentinden köyüne, en mutena semtinden en mütevazi semtine kadar ülkemizin tamamına hizmet ettik, ayrımcılık yapmadık, hangi il olursa olsun ulaştık. ‘Burası şu partiye, burası bu partiye oy verdi.’ demedik, hepsine hizmet götürdük, bundan sonra da götürmeye devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaşımdan enerjiye, sanayiden haberleşmeye tüm hizmetleri Türkiye’nin her bir köşesine götürmek suretiyle herkesi ülkenin birinci sınıf vatandaşı haline getirdiklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Türkiye’nin gücünün ve imkanlarının kendi vatandaşlarıyla birlikte dünyanın her yerindeki mazlumlara, mağdurlara, gariplere kucak açmaya yettiğini gösterdiğimiz için nereye gitsek muhabbetle karşılanıyoruz. Muassır medeniyet seviyesinin üzerine çıkmış Türkiye idealinin ancak tarihimize, kültürümüze, değerlerimize, ecdadımızın hatırasına sahip çıkarak hayata geçirilebileceğini ispatlayarak milletimizin her kesimine ulaştık. Eğer 16 yıl sonra dahi hala ‘AK Parti nedir?’ diye soranlar varsa, AK Parti işte budur.”

AK Parti’nin kuruluşundan bugüne kadar 188 ay geçtiğini anımsan Erdoğan, şu görüşlere yer verdi:

“2001 yılının Ağustos ayında AK Parti’yi kurarken, isminden, programından başlayarak partimizi, her şeyiyle milletimize hizmetkar olacak anlayışla dizayn ettik. Türkiye’de kuruluşu tepeden tabana doğru değil, tabandan tepeye doğru gerçekleştirilmiş ilk ve tek parti AK Parti’dir. Bunun için ‘AK Parti milletin partisidir.’ diyoruz. Kuruluşumuzdan bu yana geçen 16 yıla yakın zamanda milletimizin emanetinin hakkını vermenin gayreti içinde olduk. Dünyada normal demokratik düzen içinde faaliyete başlamasından 16 ay gibi kısa süre sonra çok güçlü şekilde iktidara gelen pek az parti örneği vardır. Bu durum sorumluluğumuzu daha da artırmıştır.

Milletimizin AK Parti’yi kısa sürede güçlü bir şekilde sahiplenmesinin sebebini bizden önceki dönemlerde yaşanan hadiselere baktığımızda daha kolay anlayabiliriz. 1990’lı yıllar boyunca yaşanan hadiselerin her biri ülkemizin demokrasi ve ekonomisi üzerinde ne yazık ki yıkıcı tahribatlara yol açmıştı. Üst üste yaşadığımız krizler sebebiyle ekonomimiz batmıştı. Kuyrukları hatırlayın, benzin kuyruklarını hatırlayın, gaz yağı kuyruklarını hatırlayın, yağ kuyruklarını hatırlayın, ekmek kuyruklarını hatırlayın. Salonun yarıya yakını bu kuyrukları hatırlamıyordur ama biz diyoruz ki ‘Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür.’ Bunu bildiğimiz için hatırlatmakta fayda var.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1990’lı yıllarda yaşanan olayların en ağırının 28 Şubat müdahalesi olduğuna dikkati çekerek, o dönemde demokrasinin ağır yaralar aldığını, vesayet güçlerinin kıskacındaki siyasi partilerin milli iradeyle irtibatlarının neredeyse tamamen kesildiğini, devlet ile siyaset ve siyaset ile ahlak arasındaki ilişkinin kirlendiğini anlattı.

Erdoğan o dönem milletin istikrar, güven, huzur istediğini belirterek, “Milletimiz inancından kıyafetine, dilinden meşrebine her konuda özgürlük istiyordu. Milletimiz hizmet istiyordu, yatırım istiyordu. Hatırlayın çöp dağlarından geçilmeyen İstanbul’u, hatırlayın hava kirliliğinden geçilmeyen İstanbul’u, hatırlayın susuzluğa mahkum olmuş İstanbul’u. Milletimiz yarınından kaygı duymak değil, geleceğinden emin olmak istiyordu. Milletimiz devletinin vesayet güçlerine değil, kendisine hizmet edilmesini istiyordu.” dedi.

AK Parti’nin milletin tüm bu taleplerinin, beklentilerinin, umutlarının tezahürü olarak ortaya çıktığını, AK Parti’nin ilk günden beri siyasetteki yerine hep “milletin durduğu yer” olarak tarif ettiğini, bugünde aynı tarifi yaptığını vurgulayan Erdoğan, 3 Kasım 2002 seçimlerinde AK Parti yüzde 34 oy ile Meclise 365 milletvekilli ile girdiği zaman milletin neredeyse tamamının rahatladığını, geleceğe ümitle bakmaya başladığını bildirdi.

Erdoğan, AK Parti’nin her seçime milletin umudunu tazeleyerek girdiğini, AK Parti’yi bunca yıldır ayakta tutan şeyin de bu umudu diri tutması olduğunu belirterek, “Geçtiğimiz 15 yılda Türkiye’nin gündemi değişmiştir, öncelikleri değişmiştir, sıkıntıları değişmiştir, beklentileri değişmiştir. Değişmeyen yegane şey, tüm bunları karşılayabilen tek partinin AK Parti olduğu gerçeğidir. AK Parti, demokrasinin teminatıdır, AK Parti değişimin teminatıdır, AK Parti reformun adresidir. AK Parti olarak sürekli hedeflerimizin çıtasını yükselterek, kemiyetle birlikte keyfiyete de önem vererek, mazeret yerine çözüm üreterek milletimizin gönlünün baş köşesindeki yerimizi korumayı başardık.” diye konuştu.

Kerameti hiçbir zaman kendilerinde görmeden, işin sırrının yaptıkları hizmetler olduğu bilinciyle mücadeleden mücadeleye koştuklarını, değişimin öncülüğünü sürdürebilmenin, özünü koruyarak kendini sürekli yenilemekten geçtiği hakikatini unutmadan, hep ilk günkü heyecanla çalıştıklarını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu uzun, meşakkatli, sabır gerektiren yolculukta elbette yorulanlar oldu, elbette yolunu kaybedenler oldu, elbette çeşitli sebeplerle geride kalanlar oldu ama AK Parti olarak bizim ne menzilimiz değişti ne kararlılığımız eksildi ne de milletimizle aramızdaki rabıta zayıfladı. Gece gündüz gittiğimiz bu yolun uzun ince bir yol olduğunun Allah’ın izni, milletimizin desteğiyle daha çok katedeceğimiz yol olduğunu bildik ve bununla devam ettik.

Rabbim ömür ve imkan verdikçe milletimize hizmet yolunda hep birlikte çalışmayı sürdüreceğiz. Çünkü bu kutlu bir yoldur, çünkü bu hayırlı bir yoldur, çünkü bu kendimizle birlikte çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğini de şekillendirecek bir yoldur. Onun için kim dönerse dönsün biz dönmeyiz bu yoldan. İster 3 Kasım 2002’de olduğu gibi Meclise sokmasınlar, ister 2008’de olduğu gibi partimizi kapatmaya çalışsınlar, ister 2013’te olduğu gibi sokakların altını üstüne getirsinler, ister 15 Temmuz’da olduğu gibi darbe yapıp canımıza kast etsinler ne yaparlarsa yapsınlar biz bu yoldan dönmeyeceğiz.”

Erdoğan, Allah’a can, millete hizmet borcundan başka kimseye eyvallahlarının olmadığını ve olmayacağını belirtti.

“Yarın milletimizin karşısında boynumuz bükük, mahcup durmaktansa bugün içerideki ve dışarıdaki alçakların karşısına dimdik dikilir, kaderimiz neyse ona rıza gösteririz.” diyen Erdoğan, siyasetin, iktidarın, başarının, rakibin bile hayırlısı için dua ettiklerini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu saatten sonra da ülkem, milletim için, ümmetimiz için, insanlık için hayırlı olmayan hiçbir şeyin bizim nezdimizde yeri yoktur, olamaz. Buradan milletime sesleniyorum, eğer bu kardeşiniz Tayyip Erdoğan’ın ülkesinin ve milletinin hayrına olmayan en küçük bir tavrını, davranışını, icraatını, sözünü duyarsanız, bugüne kadar yaptığı her şeyi bir kenara bırakın ve gereğini yapın. Böyle bir yanlışın içine düşen Tayyip Erdoğan’ın tüm hakları size helaldir. Ben de şimdiden milletimden helallik istiyorum.” ifadesini kullandı.

“Daha senden gayrı aşık mı yoktur / Nedir bu telaşın ey deli gönül / Hele düşün devri ademden beri / Neler gelmiş geçmiş say deli gönül.” dizelerini okuyan Erdoğan, dünyanın fani olduğunu hiç akıllarından çıkarmadıklarını, en sadık yarin toprak olduğunu da hiç unutmadıklarını aktardı.

Erdoğan, 40 yıllık siyasi hayatlarında inançlarına ve millete ihanet noktasına hiç düşmediklerini vurguladı. “Eksiklerimiz, hatalarımız elbette olmuştur ama ihanetimiz asla vaki değildir.” diyen Erdoğan, bundan sonra da Allah’ın yardımı, milletin yol göstermesiyle hak olan yoldan sapmadan hizmete devam edeceklerine işaret etti.

Türkiye’nin FETÖ, PKK, DEAŞ, diğer terör örgütleri ve çeşitli güçlerle mücadele ettiğini anlatan Erdoğan, kimseye karşı kişisel husumetlerinin bulunmadığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ve Türk milletinin hakkının, hukukunun yenilmesine, geleceğinin tehlikeye atılmasına da asla rıza göstermeyeceklerine dikkati çekti.

Erdoğan, kendi ülkesine, milletine karşı ihanet eden kim olursa olsun gözünün yaşına bakmadan gereğini yerine getirmenin millete karşı sorumluluğun icabı olduğunu vurguladı. Erdoğan, “İsterse babamın oğlu olsun. Kimin böyle bir yanlışı varsa onun karşısında yer alırım. Kimseye karşı peşin husumetimiz olmadığı gibi kimseye diyet borcumuz da bulunmuyor.” diye konuştu.

YÜZLERİNDEKİ MASKE DÜŞMÜŞTÜR

Millet için çalışan, Türkiye’ye katkı sağlayan herkese kucak açtıklarını belirten Erdoğan, millete ihanet eden, Türkiye’ye zarar verenlere karşı da yumruklarını sert tuttuklarını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Mazlumun, mağdurun hakkını korumak görevimizdir. Ama bu, mazlum kılığına girmiş zalimlerin oyunlarına teslim olacağımız anlamına asla gelmiyor. Takiyeyle, yalanla, dolanla, iftirayla yıllarca milletimizin tertemiz duygularını istismar edenlerin yüzlerindeki maske düşmüştür. Milletimizin saygı duyduğu tüm değerleri kullanarak adeta insanlarımızın kanını, iliğini sömürenlerin oyunları önce 17-25 Aralık’ta sonra da 15 Temmuz’da tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır. FETÖ ile mücadelede bulunduğumuz yere bir anda gelmedik.

17-25 Aralık emniyet, yargı darbe girişiminin ardından bu yapının tüm mensuplarına çağrı yaptık. Tespit ettiğimiz alçaklıkları ifade ettikten sonra ‘Tabanı ibadet, ortası ticaret, tepesi ihanet olan bu yapının gerçek yüzünü görün ve bir an önce orayı terk edin.’ dedik. Bu çağrımıza kulak vererek ihanet çetesiyle ilgisini kesenler kendilerini kurtardılar. Ama bu açık ihanete rağmen özel haberleşme programlarını kullanarak, sendikalarına, derneklerine, vakıflarına üyeliklerini sürdürerek, bankasına para yatırarak, kurumlarına destek olarak örgütü destekleyenler için yapacak bir şeyimiz kalmadı. 15 Temmuz darbe girişimi bu alçak örgütün gözünü nasıl kan bürüdüğünü, inkara ve tevile imkan vermeyecek şekilde ortaya koymuştur.”

Bir şairin 15 Temmuz’u anlatan “Dudağında tekbir, elinde bayrak / Namusun şiarı yiğitler gördüm / Bağrına gül gibi bastı şu toprak / Ölümü öldüren şehitler gördüm / Delerken bağrını kurşun utandı / Her şey unutuldu, mevzu vatandı / Kınalı Hasanlar kurban adandı / Nene Hatun, Koca Seyitler gördüm.” dizelerini okuyan Erdoğan, 15 Temmuz’un büyük bir “kıyam” olduğunun altını çizdi.

TÜRKİYE’NİN BAŞKA İHANET TEŞEBBÜSÜNE DAHA TAHAMMÜLÜ YOK

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz’a rağmen FETÖ içerisindekilerde samimi bir pişmanlık alametinin olmadığını dile getirdi.

Erdoğan, FETÖ ile mücadele kapsamında kamudan yapılan ihraçların, gözaltıların, tutuklamaların, soruşturmaların, diğer tedbirlerin bir mecburiyet olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin ve Türk milletinin bu örgütün bir başka ihanet teşebbüsüne daha tahammülü yoktur. Eğer bu mücadele gerektiği gibi güçlü şekilde yürütülmezse, ülkemiz çok daha büyük tehlikelerle karşı karşıya kalacaktır. Bunun için herkesi, ucu en yakınlarımıza dokunsa bile bu mücadeleye destek vermeye davet ediyorum. Avukatlar aracılığıyla yürütülen kirli pazarlıklarla, göz boyamaya yönelik itirafçılık oyunlarıyla bu mücadelenin sulandırılmasına izin vermeyeceğiz. FETÖ ile mücadelenin milletimizin fedakarlıklarına layık olacak ve maşeri vicdana halel getirmeyecek yöntemlerle sürdürülmesi şarttır.

Bu konuda önümüzdeki dönemde çok daha hassas, dikkatli aynı zamanda çok daha kararlı bir mücadele yürütülmesini temin edeceğiz. Düşünebiliyor musunuz, dünyanın 160 ülkesinde eğitim, yardımlar istismar edilerek aynen nasıl ülkemizde devletin kurumlarına sızdıysalar, oralarda da o ülkelerin kurumlarına sızıyorlar. Nasıl? O ülkelerin ileri gelenlerinin çocuklarını da ele almak suretiyle ve onlara enteresan şeyler aşılarak ve söyledikleri nedir? ‘Kainatın imamı kim, FETO.’ Buralara kolay gelinmedi. Bu oyunların arkasında acaba hangi güçler var diye düşündük mü? Bu coğrafyada bin yıldır nice ihanetlerin, saldırıların üstesinden gelen milletimiz Allah’ın izniyle FETÖ ihanet çetesinin de kökünü kazıyacaktır.”

Erdoğan, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen’in Pensilvanya’da 400 dönümlük arazide niçin beslendiği ve korunduğu sorusunun sorulması gerektiğini söyledi.

Son üç dört yıldır yaşanan sürecin, bölücü terör örgütünün gerçek yüzünü ortaya çıkartması bakımından hayırlı olduğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

“2015 yılındaki çukur eylemlerinin üstesinden bölge halkının desteğiyle gelebilmemizde 2013 yılından itibaren yaşadığımız tecrübenin çok büyük katkısının olduğuna inanıyorum. Bölücü örgütün binbir vaatle, binbir yalanla yanına çekmeye çalıştığı Kürt kardeşlerim, kendilerine asıl sahip çıkanın, güvenliği ve geleceği için fedakarlık yapanın örgüt değil devleti olduğunu bu dönemde açıkça görmüştür. Kendilerine demokratik zeminlerde her türlü imkan tanındığı halde iradelerini götürüp örgüte teslim edenlerin esamesi artık hiçbir yerde okunmuyor. Buna müsade edilemezdi. Son zamanlarda ağır darbeler alan terör örgütünü ve silahla aralarına mesafe koymayan destekçilerini her bakımdan çok daha zor günler bekliyor, bu da böyle biline. Türkiye, ayağındaki bu bölücü terör prangasından kurtulma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Türkiye’de başaramadıkları ihaneti komşu ülkelerde hayata geçirmenin çabası içerisinde olanların heveslerini inşallah oralarda da kursaklarında bırakacağız.”

BİZ HİÇBİR ZAMAN KAÇANLARDAN OLMADIK

Düzenlenen operasyonlarla bölücü terör örgütünün inlerine girildiğini bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Evet, şu anda inlerine girdik, giriyoruz. Ülkemin sınırları içerisinde Tendürek’te, Gabar’da, Cudi’de, düşünebiliyor musunuz, 65’i aşkın mağaraya girildi. Bu mağaralarda neredeyse 600’ü aşkın terörist etkisiz hale getirildi. Silahlar ifade edemeyeceğim kadar yüklü. Buralara kadar bunlar nasıl girdiler? İşte bundan sonraki süreç tamamiyle bunları yok etme sürecidir. Çekinmeden, yılmadan, askerimizle, polisimizle, güvenlik korucularımızla bu hayata geçiyor. Ülkemizin güney sınırları boyunca bir terör oluşumu organize etmeye çalışanlar, bu milletin, istiklali ve istikbali için neler yapabileceğini görmek istiyorlarsa dönüp tarihe baksınlar. O kadar uzağa gitmek istemiyorlarsa 15 Temmuz gecesine baksınlar. Hala meselenin ne olduğunu kabul etmek istemeyenlere ise meramımızı er meydanında anlatmaktan başka çaremiz kalmıyor demektir. Unutmayın namert kaçar, mert dövüşür. Biz hiçbir zaman kaçanlardan olmadık.”

Türkiye’nin bulunduğu bölgede kiminle yol yürüyecekleri konusunda kafası karışık olanlara da seslenen Erdoğan, “Şu gerçeği bilsinler. Bir yandan 80 milyon vatandaşı, bu topraklardaki bin yıllık geçmişi, 2 bin 200 yıllık devlet geleneğiyle Türkiye Cumhuriyeti, diğer yandan ne idiği belirsiz herkesin dilediği gibi kullanabildiği terör örgütleri var. Tercih işte bunlar arasında yapılacaktır. Bir kez daha ifade ediyorum, FETÖ’den PKK’ya ve DEAŞ’a kadar terör örgütlerinin, ihanet çetelerin hiçbiriyle meselem şahsi değidir. Buradaki mesele ülkemizin ve milletimizin istiklali, istikbali, bekası meselesidir. Ortada şahsi bir mesele olmadığı için benim kimseyi affetmem veya cezalandırmam söz konusu olmaz. Her ne yapıyorsak milletimiz için yapıyoruz, ülkemiz için yapıyoruz.” dedi.

OLAĞANÜSTÜ HALİ ÜLKEMİZİN HUZURU İÇİN UZATTIK

Erdoğan, Türkiye’nin, yaşadığı tüm badirelere rağmen hukuk devleti niteliğinden taviz vermeyen, geriye adım atmayan bir ülke olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

“Ne kadar ihanet içerisinde olurlarsa olsunlar, ne kadar alçalırlarsa alçalsınlar tüm terör örgütleriyle mücadelemizi hukuk içerisinde yürüttük, yürütüyoruz. Açıkçası dünyada Türkiye’nin yaşadıklarını yaşayıp da hukuk devleti ilkesine bu derece bağlı kalabilecek bir başka ülke olduğunu da sanmıyorum. Özellikle Batı ülkelerinin en küçük bir tehdit karşısında demokrasiyle, özgürlüklerle bağdaşmayacak uçlara nasıl savrulduklarını görüyoruz. Biz asla onlar gibi olmadık, olmayacağız. Bunun için de benzer durumlarda kendilerinin uygulamadıkları standartları bizden talep edenlere kulak asmadan yolumuza devam etmekte kararlıyız.”

Kendilerine ‘Olağanüstü hal ne zaman kalkacak?’ sorusunun yöneltildiğini belirten Erdoğan, Fransa’da yaşananlardan sonra 1-1,5 yıl olağanüstü hal ilan edildiğini hatırlattı. Erdoğan, bu soruyu soranlara, “Peki, benim ülkemde devlet yıkılmaya çalışılıyor. Biz 249 şehit veriyoruz, 2 bin 193 gazimiz var. Siz bize hangi yüzle olağanüstü halin kaldırılmasını soruyorsunuz? Kalkmayacak. Ne zamana kadar? Huzura, refaha kavuştuğumuz ana kadar. Neyiniz eksik? Fabrikalarınız mı çalışmıyor, iş yerinize mi gidemiyorsunuz, okullar mı kapalı? Neden olağanüstü hal kalksın?” karşılığını verdiğini ifade etti.

AK Parti göreve geldiğinde ülkede olağanüstü halin olduğunu anımsatan Erdoğan, “Ama fabrikalar sorunluydu, iş yerleri sorunluydu. Kimse doğru dürüst ekonomik olarak durumunu düzeltemiyordu ve bize Güneydoğu’da şunu söylediler; ‘Ne olur olağanüstü hali kaldırın.’ Geldiğimizde, Abdullah Bey’in başbakanlık dönemiydi, bir ayda olağanüstü hali kaldırdık ama ortada öyle bir sıkıntı vardı. Uzun yıllar olağanüstü hal vardı. Şimdi ise daha dün bir bugün iki. Dedik ki olmaz. Biz olağanüstü hali ülkemizin huzuru için şu anda uzattık, uzatıyoruz.” diye konuştu.

Erdoğan, “Tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet” sözünü Rabia işaretiyle sembolleştirdiklerini anımsatarak, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bu dört ilke istiklalimizin ve istikbalimizin teminatıdır. Şimdi bu, tüzüğümüze aynen böyle girmiştir. Tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet. Her kim bunlardan herhangi birine sataşırsa doğrudan milletimizin namusuna, şerefine, haysiyetine el uzatmış demektir. Önemli olan kimsenin bu değerlerimize el uzatamamasını sağlamaktır. Şayet bu densizliği yapan olursa da o eli kırmak boynumuzun borcudur.”

Erdoğan, Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu üstlendikleri 3 Kasım 2002’den bu yana yaptıkları hizmetlerin, en büyük gurur kaynakları olduğunu söyledi.

Milletin günlük hayatının her anında yaşadığı ve istifade ettiği bu hizmetleri özellikle yeni nesillerin çok iyi bilmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, “Çünkü yaşı 35’in altında olan vatandaşlarımız eski Türkiye’yi, o günlerin yokluklarını, yoksunluklarını bilmiyorlar. Halbuki Türkiye’nin AK Parti öncesi ile AK Parti sonrası arasında dağlar kadar fark var.” diye konuştu.

İktidara gelirken Türkiye’yi eğitim, sağlık, adalet ve emniyet temelleri üzerinde yükselteceklerini söylediklerini anımsatan Erdoğan, eğitimde atılan adımların Cumhuriyet tarihinde görülmediğini kaydetti.

Milli bütçenin ilk sırasına eğitimi yerleştirdiklerini, 2002’de eğitime 7,5 milyar lira harcandığını söyleyen Erdoğan, “11 kat artışla bu yıl harcanan ne biliyor musunuz? 85 milyar liraya ulaştı. Nereden nereye? Ders kitaplarını yavrularımıza ücretsiz veriyoruz. Okullar açılırken, sıralarının üzerinde ders kitaplarını artık görüyorlar.” diye konuştu.

Türkiye genelinde 76 olan üniversite sayısının 184’e çıkarıldığının, üniversite bulunmayan il kalmadığının altını çizen Erdoğan, okullarda tablet bilgisayarların dağıtıldığını, sınıfların etkileşimli tahtalarla donatılmaya başlandığını anlattı. Erdoğan, 270 bin derslik inşa edildiğini, 561 bin yeni öğretmenin göreve başlatıldığını ifade ederek, böylece kalabalık sınıfların ortadan kalktığını söyledi.

Erdoğan, 8 yıllık kesintisiz eğitimin yerine ülke şartlarına uygun 4+4+4 sisteminin getirildiğini aktararak, şöyle devam etti:

“Katsayı adaletsizliğini kaldırdık. Çocuklarımız arasındaki eşitsizliği ortadan kaldırdık. Üniversitelere rahat gidiyorlar. Hatırlayın, başörtülü mü, üniversiteye giremez. Şimdi bunlar ortadan kalktı. Başı açık, başı örtülü, isteyen istediği üniversiteye girme hakkına sahip oldu. Özgürlük budur. İşte, bunun adı inanç özgürlüğüdür, bunun adı eğitim özgürlüğüdür. İşte bunu biz getirdik.

Çıkıp da meydanlarda özgürlük narası atanlar, önce bunu çözsünler. İkna odalarında, kızlarımızı inim inim inletenler, hüngür hüngür ağlatanlar, biz sizi unutmuyoruz. Biz, sizi iyi tanıyoruz. Cemaziyelevvelinizle iyi biliyoruz. Siz değil miydiniz, imam hatip okullarının orta kısımlarını kapatanlar? 600 binden 60 bine okulların sayısını düşüren siz değil miydiniz? Biz, sizi iyi tanıyoruz. Bu ülkede, adaletsizliğin daniskasını yaptınız, eğitime adaletsizliği getirdiniz. Şimdi sahip çıkınca sizler bağırıp çağırmaya başladınız. Neymiş? Özgürlük yokmuş. Eğer buysa özgürlüğün önüne geçmek, kusura bakma sen önce git şöyle ansiklopedileri, lügatları bir karıştır da, özgürlük nedir onu ara. İşte 28 Şubat’ın bir cinayeti de bu olmuştur. Artık, bunlar geride kaldı, şimdi bunları aştık, şimdi yeni bir süreç. Artık ne katsayı endişesi ne okullarımızda ayrım, tam aksine tüm okullara Kur’an-ı Kerim ve Siyer-i Nebi dersi, seçmeli ders olarak, o da kondu.”

Böylece hiçbir gencin imkansızlık sebebiyle yüksek öğretimden mahrum kalmamasının temin edildiğini vurgulayan Erdoğan, yurtlardaki yatak kapasitesini 182 binden 601 bine çıkarttıklarını bildirdi. Erdoğan, öğrencileri ranzalardan kurtarmanın yollarını açtıklarını ifade ederek, öğrencilerin 1-3 kişilik odalarda evlerindeki konforda eğitimlerini sürmelerinin sağlandığını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrencilerin ailerine yük olmadan yüksek öğretimlerini sürdürebilmeleri için verilen kredi burs rakamını 425 liraya çıkardıklarını söyledi.

CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK REFORMUNU GERÇEKLEŞTİRDİK

Sağlıkta bir reform yapıldığını belirten Erdoğan, “Cumhuriyet tarihinin en büyük reformunu gerçekleştirdik.” dedi.

Gazeteci Savaş Ay’ın bir televizyon programında dönemin SSK Genel Müdürü olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun da yer aldığını anımsatan Erdoğan, “Bu hastanelerde neler çektik, neler… Analarımız ne çileler çekti. Biz, işte bu çileleri artık yeni kuşaklar çekmesin diye bir adım attık. Ülke genelinde bin 156 olan hastane ve yataklı tedavi kurumu sayısını 4 bin 636’ya çıkararak tüm vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine kolayca erişimini temin ettik.” dedi.

Erdoğan, aile sağlığı merkezlerinin sayısının 9 binden 17 bine yükseltilerek birinci basamak sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırıldığını vurguladı. Hastanelerdeki nitelikli yatak sayısının 19 binden 153 bine çıkarıldığına, vatandaşların buralarda birinci sınıf sağlık hizmeti alabilmelerinin sağlandığına dikkati çeken Erdoğan, sağlık kurumlarında çalışan doktor, hemşire, yardımcı personel sayısının 378 binden 875 bine ulaştığını söyledi.

Geçmiş yıllarda, 112 acil istasyonlarında ambulans sayısının adeta yok gibi olduğunu ifade eden Erdoğan, şimdi bol sayıda ambulans bulunduğunu kaydetti. Erdoğan, “Artık, bakıyorsunuz paletli ambulanslarla Güneydoğu’da, Doğu’da kar, kış, tipide o dağlara tırmanan ambulanslarımız var. Artık jet ambulanslarımız var.” diye konuştu.

Şehir hastaneleri kurulduğuna da değinen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Şu ana kadar Yozgat, Isparta, Mersin ve Balıkesir şehir hastanelerimizi hizmete açtık. Şu anda hala inşası süren 20 şehir hastanemizin tamamını 1,5 yıl içinde hizmete açıyoruz.

Proje onay, ihale safhasında olan 8 hastanemizin inşasına da en kısa sürede başlıyoruz. Böylece toplam yatak kapasitesi 42 bin 500 olan 32 şehir hastanesini ülkemize kazandırmış olacağız.”

LİSANSLI SPORCU SAYIMIZI 7 MİLYONUN ÜZERİNE ÇIKARDIK

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sporda da büyük adımların atıldığını belirterek, bin 870 yeni tesisin gençlerin hizmetine sunulduğunu bildirdi. Ülke genelinde 27 şehre toplam koltuk kapasitesi 720 bin olan stadyum kazandırılması için çalışmaların sürdüğünü aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bunlardan 9’unu tamamlayıp hizmete sunduk, 12’sinin ise inşası sürüyor, 9’u da proje veya ihale aşamasında. Lisanslı sporcu sayımızı 278 binden 7 milyonun üzerine çıkardık. Sosyal yardımlarda 15 yılda 235 milyar lira kaynak kullanarak ülkemizdeki tüm garip gurebanın yanında olmaya çalıştık. Çocukların eğitiminden eşi vefat etmiş kadınlarımıza, şehit yakınları ve gazilerimizden engellilerimize, yaşlılarımızdan hastalarımıza kadar tüm ihtiyaç sahiplerine devletimizin şefkat elini uzattık.

Özellikle kadınlarımıza, iş hayatından eğitime kadar her alanda pozitif ayrımcılık uyguladık. Şiddet konusunda tavizsiz bir tutum izledik.”

Erdoğan, toplu konutta AK Parti iktidarından önceki 19 yılda 43 bin konut yapıldığını, geçen 14 yılda ise 779 bin yeni konutun millete kazandırıldığını ifade etti.

Bölücü terör örgütünün eylemleri nedeniyle yıkılan yerleşim bölgelerini yeniden ayağa kaldıracak çok önemli projeleri hayata geçirdiklerini anlatan Erdoğan, Diyarbakır, Hakkari, Mardin ve Şırnak’ta 22 binin üzerindeki yeni konutla hem vatandaşların mağduriyetinin giderildiğini hem de buralarda modern yerleşim yerleri inşa edildiğine değindi.

Erdoğan, 79 senede Türkiye’de 6 bin 100 kilometre yol yapıldığını, AK Parti’nin iktidarda olduğu 14 yılda buna 19 bin 134 kilometre ilave edilerek 25 bin kilometrenin üzerine çıkarıldığını, 2023’e kadar bölünmüş yol uzunluğunun 35 bin kilometre olmasının hedeflendiğini belirtti.

Karayollarında 50 kilometre olan tünel uzunluğunun 355 kilometreye çıkarıldığını anlatan Erdoğan, 2023’e kadar tünel uzunluğunun, 700 kilometreye yükseltilmesinin amaçlandığına dikkati çekti.

Millete, bin 213 kilometre hızlı tren hattıyla hizmet verildiğini vurgulayan Erdoğan, Ankara ile İstanbul, Eskişehir ve Konya arasında hızlı tren seferlerinin sürdüğünü, Ankara-Sivas, Ankara-İzmir, Bursa-Bilecik, Konya-Karaman başta olmak üzere yeni hatların inşasının devam ettiğini söyledi. Bu hatların maliyetinin 20 milyar lirayı aştığını belirten Erdoğan, son seyahatinde, Çin’de yapılan görüşmelerde verilecek kararla Türkiye’nin dört bir yanını kapsayacak yeni bir adımın atılacağını bildirdi.

YEDİ YENİ HAVALIMANI DAHA YAPILIYOR

Erdoğan, “2023 yılına kadar hızlı tren hattı uzunluğunu 12 bin kilometreye çıkarmaya hedefliyoruz. Halen 12 bin 500 kilometre civarında olan mevcut demiryolu ağını da 2023 yılına kadar iki kat artırarak 25 bin kilometreye ulaştırmak amacındayız.” dedi.

Marmaray ve Avrasya Tüneli’nin, İstanbul Boğazı’nı denizin altından birleştiren iki dev proje olduğunu aktaran Erdoğan, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile boğazın üzerinde üçüncü köprünün kurulduğunu, İstanbul-İzmir Otoyolu kapsamında inşa edilen Osmangazi Köprüsü ile İzmit Körfezi’nin geçildiğini hatırlattı.

Erdoğan, Çanakkale 18 Mart Köprüsü’nün temelinin atıldığını, 2022’de açılışın yapılacağını dile getirdi.

Boğazın altında üç katlı tüp geçit yapılacağının bilgisini veren Erdoğan, Rize’yi Erzurum’a bağlayan Ovit Tüneli’nin de bitmek üzere olduğuna işaret etti.

Türkiye’deki havalimanı sayısının 26’dan 55’e çıkarıldığını vurgulayan Erdoğan, İstanbul’da inşa edilen yeni havalimanının dünyanın ilk üç havalimanından birisi olacağını, gelecek yılın sonuna kadar bitirileceğini belirtti. Erdoğan, yedi yeni havalimanının daha yapıldığını söyledi.

51 YENİ TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGESİ KURULMASINI SAĞLADIK

Tersane sayısının 37’den 80’e çıktığını, gemi üretiminde önemli bir marka haline gelindiğini belirten Erdoğan, haberleşme sektöründe de Türkiye’nin devrim yaşadığını ifade etti.

Savunma sanayinde hızla ilerlendiğini, mobil telefonda abone sayısının 75 milyonu geride bıraktığına işaret eden Erdoğan, 20 bin olan geniş bant internet abone sayısının da 65 milyona ulaştığını vurguladı. Erdoğan, Türkiye’deki 197 olan organize sanayi bölge sayısının 299’a çıkarıldığını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İstihdam sayısı da hızla artıyor, istihdamı 1 milyon 700 binin üzerine çıkardık. Hedefimiz 2023 yılına kadar 65 yeni organize sanayi bölgesini daha faaliyete geçirerek 1 milyon ilave istihdam oluşturmaktır. Ticaret hayatını canlandırmak için esnaf ve sanatkarlarımıza çok önemli hibe destekleri, kredi imkanları sağladık. 2002’den bu yana esnaf ve sanatkarımıza uygun şartlarda kullandırdığımız bu desteklerle kredi miktarı 65 milyarı buldu. Gümrük kapılarımızı modernize ederek, hem kaçakçılık olaylarını engelledik hem de güvenlik sorunlarını büyük ölçüde çözdük.

Teknoloji faaliyetlerini desteklemek için geçtiğimiz 14 yılda ülkemizde içinde 4 bin 300’ün üzerinde firmanın faaliyet gösterdiği 51 yeni teknoloji geliştirme bölgesi kurulmasını sağladık. TÜBİTAK tarafından geliştirilen ilk milli yer gözlem uydumuz Göktürk-2, uzaydaki üçüncü yılını başarıyla tamamladı. Şimdi çok daha ileri teknolojiye sahip uydular geliştirmenin çabası içindeyiz.”

Savunma sanayi alanında yapılan çalışmalarla ülkenin dışa bağımlılığının yüzde 80’lerden yüzde 40’ların altına düşürüldüğüne dikkati çeken Erdoğan, şu görüşlere yer verdi:

“Kendi savaş uçağımızı, helikopterlerimizi, tankımızı, topumuzu, füzelerimizi, silahlarımızı, mühimmatlarımızı, gemilerimizi, denizaltılarımızı, silahlı ve silahsız insansız hava araçlarımızı, haberleşme sistemlerimizi, radarlarımızı, zırhlı araçlarımızı, yazılımlarımızı üretebilir hale geldik. Türkiye bugün bölgesindeki gelişmeler konusunda aktif bir pozisyon alabiliyorsa bunda savunma sanayinde elde ettiğimiz başarıların çok büyük payı var.”

41 MİLYON VATANDAŞ KALİTELİ VE SÜREKLİ İÇME SUYUNA KAVUŞTU

Enerjinin kalkınmanın alt yapısı olduğuna, elektrik üretiminin 10 bin 500 megavattan 25 bin megavata çıkarıldığına vurgu yapan Erdoğan, “Hedefimiz, gelecek 10 yılda 10 bin megavatı güneş, 10 bin megavatı rüzgara dayalı yenilenebilir enerji kaynağını harekete geçirmektir. Kömür rezervimizi yarı yarıya artırarak 15,5 milyar tona ulaştırdık. İnşaatı süren 4 bin 800 megavat güce sahip Akkuyu Nükleer Enerji Santrali ile ülkemiz nükleer enerjiyle inşallah tanışıyor. İki yeni santralle ilgili çalışmaları da sürdürüyoruz.” diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye’de 2018 sonuna kadar 81 ilin tamamında doğalgaz kullanılacağını belirten Erdoğan, ülkeye geçen 14 yılda 423 yeni baraj kazandırıldığını, hidroelektrik santrallerin sayısının ise 49’dan 540’a çıkarıldığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 21 milyon hektar olarak devralınan orman varlığının üzerine 1,5 milyon hektar ilave edildiğini, 177 yeni sulama tesisiyle 41 milyon vatandaşın kaliteli ve sürekli içme suyuna kavuşturulduğunu kaydetti.

Erdoğan, Türkiye’nin dünden çok daha güçlü, müreffeh ve demokrat olduğuna işaret ederek, “İnşallah yarınki Türkiye, bugünkünden çok daha büyük, çok daha zengin, hak ve özgürlükler bakımından çok daha ileride olacaktır.” ifadesini kullandı.

15 Temmuz darbe girişimi ve 16 Nisan halk oylamasının, Türkiye’nin geleceği bakımından çok önemli olduğuna dikkati çeken Erdoğan, Türkiye’nin istiklali, kendilerinin ve çocuklarının istikbali için meydanlara, sokaklara inan tüm vatandaşlara teşekkür etti ve darbe teşebbüsünde şehit düşenlere Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diledi.

Bu tür hadiselerin milletlerin tarihlerindeki kritik dönüm noktaları olduğunu vurgulayan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye’de artık hiçbir şeyin 15 Temmuz öncesi gibi olmayacağı bilinmelidir. Sınırlarımız içindeki ve dışındaki tüm terör örgütleriyle mücadelede yeni bir dönem başlamıştır. İşte Fırat Kalkanı Harekatı bunun en güzel örneğidir. Cerablus’ta, Rai’de, Dabık’ta, Bab’da Türkiye, ordusuyla, bütün varlığıyla kendini göstermiştir. Bu ülkeye, bu millete silah doğrultan, silah doğrultanları teşvik eden hiç kimseye karşı en küçük bir müsamahamız olamaz. Sözün bittiği, sadece ve sadece icraatın konuşulduğu bir döneme girdik.”

AK Parti’nin 3. Olağanüstü Büyük Kongresi’nden sonra Türkiye’de güvenlikten yatırımlara kadar çok önemli adımların hayata geçirileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Hani Mehmet Akif; ‘Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi tarih’ diyor ya işte biz ibret alacak, bir asır önce başımıza gelenlerin yeniden yaşanmasına izin vermeyeceğiz. 16 Nisan’da milletimizin teveccühüyle kabul edilen anayasa değişikliği, bu kararlılığımızı güçlü şekilde hayata geçirmemizi sağlayacak olması bakımından çok önemlidir. Her ne kadar yeni yönetim sistemiyle ilgili maddeler, 2019 Kasım’daki seçimle yürürlüğe girecek olsa da milletimizin halk oylamasında ortaya koyduğu irade, çalışmalarımız konusunda bize çok büyük bir güç vermiştir.

AK Parti olarak artık işimiz daha zor. Daha önce olduğu gibi yüzde 34 ile yüzde 40 ile hatta yüzde 49,5 ile iktidara gelme imkanımız kalmadı. Artık çıta yüzde 50 artı 1’dir, yüzde 50’nin üzerinde oy almanın ne demek olduğunu, ne kadar zor olduğunu önce 2014 cumhurbaşkanlığı seçiminde en son da 16 Nisan halk oylamasında hep birlikte gördük, tecrübe ettik. Bunun için 2019 seçimlerinde netice almak istiyorsak hemen kolları sıvamalı, çalışmaya başlamalıyız. AK Parti’nin boşa geçirecek bir anı bile yoktur. Genel Merkez’deki, TBMM’deki, il, ilçe, belde, mahalle teşkilatlarındaki, belediyelerdeki, il genel meclislerindeki tüm arkadaşların bu bilinçle görev yapmaları gerekiyor. Çok basit hataların bile nelere mal olabildiğini en son 16 Nisan’da bizzat yaşayarak gördük.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin, kendisinden önce görülmeyen, yok sayılan, varlığı inkar edilen kesimlerin sesi olarak ortaya çıktığını, bu kesimleri merkeze taşıması sayesinde hep güçlenerek bugünlere geldiğini bildirdi.

Erdoğan, Türkiye’de dindarların yıllarca ötekileştirildiğini, insanların Türk, Kürt, Çerkez, Laz, Boşnak, Arnavut, Roman, Arap denilerek kökeninden, Sünni, Alevi, Bektaşi denilerek mezhebinden, meşrebinden, köylü, taşralı denilerek örfünden dolayı dışlandığına değinerek, şu görüşlere yer verdi:

“Eğitimin de zenginliğin de makamın da mevkinin de şan, şöhretin de babadan oğula aktarıldığı adeta monarşi rejimi kurulmuştu. Cumhuriyetin sahibi olan cumhurun değerleri, beklentileri, talepleri yok sayılmıştı. AK Parti, cumhuriyetle cumhuru buluşturan, cumhuriyeti asli sahibi olan cumhura teslim eden parti olduğu için milletimiz tarafından bu kadar güçlü şekilde sahiplenilmiştir.”

AK Parti iktidarında Türkiye’de ne kadar sorun varsa konuşulduğunu, tartışıldığını ve çözüme kavuşturulduğunu vurgulayan Erdoğan, “Yapacağımız iş aynı çizgide devam etmektir. Nerede yaşarsa yaşasın, hangi inanç kesimine, sosyal gruba, kültürel tabakaya mensup olursa olsun her bir vatandaşımızın ülkesiyle, milletiyle, devletiyle ve elbette partimizle ilişkisini güçlendirmeliyiz. Dikkat ediniz, burada partimizi son sırada sayıyorum. Çünkü ülkesini, milletini, devletini seven her vatandaşımızı biz tabii olarak partimizin muhibbi olarak da görüyoruz.” dedi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti teşkilatlarının Türkiye’nin en ücra köşesindeki haneye, orada yaşayan erkek, kadın, genç, yaşlı vatandaşa kadar ulaşması gerektiğine işaret etti. Erdoğan, “Üye sayısı 10 milyonun üzerinde olan bir parti, 80 milyona ulaşma konusunda sıkıntı çekemez, çekmemelidir. İletişim teknolojileri ne kadar gelişirse gelişsin hiçbir şey insani temasın, yüz yüzü görüşmenin yerini tutamaz. Onun için her vatandaşımızla doğrudan irtibat kurmanın yollarını aramalı, halini hatırını sormaktan derdini dinlemeye ve çözümüne yardımcı olmaya kadar her yöntemle kendileriyle alakadar olmalıyız.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, mahalli idareler seçimleri ve 2019 Kasım’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimine kadar vatandaşların tamamına ulaşma hedefinin gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 Mayıs’ta başlayacak ramazan ayının da parti teşkilatınca iyi değerlendirilmesi istedi.

Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Milletimizle birlikte artık bir inşa ve ihya dönemindeyiz. Yeni Türkiye’nin ruhunu milletimiz 15 Temmuz’da ortaya koymuştur, 16 Nisan’da da milletimiz yeni Türkiye’nin yönetim biçimi konusundaki kararını vermiştir. 3 Kasım 2002 tarihinden beri ülkeyi yönetme vazifesini üstlenmiş parti olarak yeni dönemin mimarisini belirleme sorumluluğu da bizim üzerimizdedir. Bunun için en başta kullandığımız yöntemi ihya edecek, yani 2 ayaklı bir program yürüteceğiz. Bir yandan demokratik kazanımlarımızı ileri taşırken diğer yandan kalkınma alanında daha büyük hamleler başlatacağız. Demokratikleşme alanında hedefimiz; ülkemizin ve dünyanın değişen şartları ışığında her kesimden, her yaştan, her meşrepten insanımızın hak ve özgürlükler bakımından kendisini daha güvende hissedeceği bir Türkiye inşa etmektir.”

Erdoğan, terörle mücadeleye halel getirmeden vatandaşların özgürlük alanlarını mümkün olan en üst seviyeye çıkarmakta kararlı olduklarına değinerek, şunları aktardı:

“Kalkınma alanında ise milli gelirimizin arttırılmasından büyük projelere, mimariden enerjiye kadar tüm alanlarda ülkemizi geleceğe hazırlayarak bu çalışmaları hayata geçireceğiz. AK Parti olarak kurulduğumuz günden beri milletimizi hiç hayal kırıklığına uğratmadık. Bize düşen, bu davaya hizmet eden herkesin hakkını, hukukunu korumaktır. AK Parti’ye hiçbir karşılık beklemeden, tamamen yüreğinden gelen bir sevgiyle sahiplenen her kardeşimizin, başımızın üzerinde yeri vardır.

7 Haziran 2015 seçimlerinin ardından yaşananlar, AK Partisiz bir Türkiye’nin nasıl hızla eski kriz günlerine dönme tehlikesiyle karşı karşıya kalabildiğini göstermiştir. Milletimizin bize itimadı, istikrar ve güven ortamını muhafaza ederek ülkemize yaptığımız hizmetlerden kaynaklanıyor. Bu parti çatısı altındaki hiç kimsenin bu itimada halel getirecek davranışlar içerisine girmeye hakkı yoktur. Bu anlayışla çalışmayan hiç kimseye AK Parti’nin ne teşkilatlarında ne belediyelerinde ne Meclis grubunda ne hükümet kademelerinde yeri yoktur.”

Erdoğan, belediyelerin AK Parti için ayrı önemi olduğunu belirterek, AK Parti’yi belediye çalışmalarındaki tecrübe ve başarıları üzerine kurduklarını, parti olarak en önemli güç kaynaklarının belediyeler olduğunu kaydetti.

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım
1

Bu haber 21 Mayıs 2017 tarihinde yayınlanmıştır. (1 ay önce)

Habere yorum yaz