Meral Akşener’in kuracağı partinin taslak programı belli oldu!

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

Türk siyasetinin sevilen ve başarılı ismi Meral Akşener ile arkadaşlarının önderliğinde 25 Ekim’de kurulması planlanan ve herkes tarafından büyük bir merakla beklenen yeni partinin programı belli oldu.

SARİYERGAZETESİ.COM- HABER MERKEZİ

Türk siyasetine yeni bir umut getiren deneyimli siyasetçi Meral Akşener’in kuracağı yeni partinin çalışmaları son hızla devam ediyor. Partinin taslak programı kurucular kurulunda yer alan bazı isimlerle paylaşıldı. Odatv’nin haberine göre programın “Doğu-Güneydoğu sorunu: Ortak miras, birlikte ortak gelecek inşa etmek” başlıklı bölümünde çarpıcı ifadeler yer aldı.

Bölümün “Genel yaklaşım” alt başlığında şu ifadeler kullanıldı:

“Partimiz, evrensel demokratik değerler, haklar üzerinden, ülke bütünlüğü üniter yapı içinde, hukukun üstünlüğü, hak ve hürriyetleri temel alan, eşit ve onurlu yurttaşlık, ortak bir gelecek tasavvuru ve birlikte yaşama arzusu gibi ortak paydalar etrafında toplumsal bütünleşmenin sağlanarak bu meselenin çözüleceğine inanmaktadır.

Ortak inanca, ortak tarihe, ortak medeniyete sahip, ortak aileler kurmuş toplumların kaderi de ortaktır. Demokratik siyasi araçlar kullanılarak, dillendirilen ve savunulan her toplumsal talep bizim için meşrudur ve Partimiz tarafından değerlendirilecek ve gereği yerine getirilecektir.

Kavgasız, çatışmasız bir ülke, ancak demokratik bir zeminde ve adalet güvencesinde sevgi ve barış toplumu ile mümkündür. Bütün meselelerimizi gönül gözüyle, yani toplumsal sorunlarımızı etnik, ideolojik veya ekonomik temelden değil; insani, ahlaki, eşitlik ve adalet boyutuyla değerlendirmeliyiz.

Bunun için de, dünya görüşümüzün temelini ahlak sistemi oluşturmalıdır ve ‘Hak’ merkezli olmalıdır.”

“TÜRKLER DE KÜRTLER DE BİRBİRİNE MECBUR VE MAHKUMDURLAR”

“Kürtlersiz bir Türkiye asla düşünülmemelidir. Böyle bir durumda, Fırat’ın ötesinin Kürdistan, batısının da Türkiye olarak kalmayacağını asla akıldan çıkarılmamalıdır.” denilen programda “Artık anlaşılmalıdır ki Türkler de, Kürtler de birbirine mecbur ve mahkûmdurlar. Bu gerçeği zaman geçmeden herkesin görmesi gerekiyor. Siyasal sorunların çözüm merkezi TBMM olduğu gibi, uzlaşmanın da öncelikli adresi TBMM’dir.” ifadeleri kullanıldı.

Programda ayrıca “Sorunlarını düşünce ve ifade özgürlüğü ortamında tartışmayan, çözümü demokrasi ve hukuk içinde aramayan, her türlü talebi dayatma ve şiddet yöntemiyle bastıran ve şiddet dışında hiçbir yöntemi tartışma konusu bile yapmayan bir yönetim/siyaset anlayışını geride bırakmak alınabilecek en önemli mesafedir.” satırları da yer aldı.

Yeni partinin programında birlikte yaşamın ve toplumsal barışın olmazsa olmaz koşulunun Kürt meselesini etnik kimlik üzerinden değil haklar üzerinden ülke bütünlüğü temelinde çözmek olduğu belirtildi.

“Aynı coğrafyanın, müşterek tarihin insanlarıyız. Birlikteliği bu ortak değerlerde aramak gerekir. Ortak bir gelecek de bu değerlerin referans alınmasıyla mümkündür.” denilen program şöyle devam etti:

“Bu da orta ve uzun vadede ancak hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir siyasal düzen modeli ile mümkündür.

Partimiz sadece polisiye tedbirlere ya da sadece müzakereye dayalı tek ayaklı bir çözümün kalıcı bir başarı ve barışı getirmeyeceğine inanmaktadır. Üçüncü bir yaklaşıma ihtiyacımız vardır. Biz, teröristle mücadele ederken sivil siyasetle konuşmayı ve bölge halkıyla kucaklaşmayı, etkili ve kalıcı bir çözümün temel ilkeleri olarak kabul ediyoruz.

Siyasî partiler, toplumsal taleplere duyarlı olmak ve bu talepleri siyasete taşımakla yükümlüdürler. Demokratik siyasi araçlar kullanılarak, şiddet dışlanarak toplumsal taleplerin dillendirilmesi meşrudur. Burada mühim olan, hak taleplerinin demokratik hak kavramının dışına taşmaması, etnik kurumlaşmayı hedeflememesidir. Kolektif hakları öne çıkaran statü temelli etnik kurumlaşma talepleri, modern liberal özgürlükler içinde mütalâa edilemez. Bizim bakış açımıza göre demokratik devlet, hukuki bir statü olarak vatandaşlığı esas alan, etnik ya da dinî kimlik taleplerini de bu çerçevede değerlendiren devlettir.

Partimiz, demokratik sivil toplum ve refah devletinin inşası ile eş zamanlı olarak etkin ve kararlı bir “teröristle mücadele” politikasını da uygulamaya koyacaktır. Polisiye tedbirler yanında, ekonomik ve sosyal projelerle toplumun tüm kesimlerinde devlete güven, eşit ve onurlu yurttaşlık, ortak bir gelecek tasavvuru ve birlikte yaşama arzusu gibi yüksek ideal ve değerlerin yerleşmesi sağlanacaktır.

İnanıyoruz ki; istismara müsait bir zeminin bırakılmadığı demokratik bir düzende terör yeşerme ve gelişme imkânı bulamayacaktır. Devletin ve milletin bütünlüğünü bir arada tutacak olan yasalar değil, vatandaşlarımızın sisteme ve devlete olan inancıdır. Açık, demokratik ve özgürlükçü bir siyasal düzenin inşası ile sağlanacak güven, huzur ve sosyal refah ortamı, toplumdaki memnuniyetsiz kesimlerin terörü politik bir çıkış yolu olarak görmesini mutlaka engelleyecektir.

Türk devlet geleneğinin temelini adalet, fazilet, akılcılık ve gereklilik, yüksek idealler ve değerlere bağlılık, güvenlik, kamu düzeni, kaynakların verimli kullanımı ve kurallara uygunluk gibi kadim değer ve ilkeler teşkil etmektedir.”

smkjj.jpg

“İNSANIMIZA ‘AYIPSIZ BİR DEMOKRASİ PROJESİ’ SUNULACAKTIR”

Taslak programda sorunun çözümü için benimsenen ilkeler özetle şöyle anlatıldı:

“Güvenlik kuvvetlerimizin hiçbir taviz vermeden terör örgütüne karşı silahlı mücadelesini devam ettirmesini, terör örgütünün askeri bakımdan mutlaka yenilerek psikolojik üstünlüğün sivil anlayışa geçmesini,

Konuşma kapısının her zaman açık tutulmasını, silahlı mücadele ederken konuşmaya, konuşurken de her an silahlı mücadeleye hazır olunması gerektiğini,

Sivil toplumsal alana pozitif müdahalelerle hukuki, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel projelerle bir yandan bölge halkıyla kucaklaşırken diğer yandan terör örgütünün elindeki istismar alanlarının ortadan kaldırılmasını temel politika olarak benimsemektedir.

Bu maksatla;

-Bölgede toplumsal memnuniyetsizliğe neden olarak terör örgütünün elini güçlendiren demokrasi açığı ve hukuk devleti eksikliği çağdaş sivil demokratik tahkimatlarla giderilecek, insanımıza ‘ayıpsız bir demokrasi projesi’sunulacaktır.

-Bölgede ‘güvenlik hukuku’ düzeni terkedilerek ‘hukuk güvenliği’ dönemine geçilecek, ülkenin en ücra köşesinde dahi çağdaş demokratik değerler ve hukukun üstünlüğü hâkim kılınacak, bölgede özgürlükler aleyhine bozulan güvenlik-özgürlük dengesi yeniden kurulacaktır.”

NATO’YLA İLİŞKİLER

Yeni kurulacak partinin taslak programında “Savunma Politikası ve İttifaklar” bölümünde, partinin NATO’yla ilgili bakış açısına da yer verildi. Taslak programda “Türkiye, İkinci Dünya savaşından sonra kurulan dünya düzeni içinde Batı kurumları içinde yer almıştır. Ülkemizin savunma politikası da Batı güvenlik sistemine entegre olmuştur. Savunma politikasında en üst şemsiye olarak NATO bulunmaktadır. Türkiye’nin NATO şemsiyesinde olması milli politikalar ve stratejiler uygulamasına engel değildir. NATO bir askeri-siyasi yapılanma olup aynı zamanda üyelerinin savunma ihtiyaçlarını da karşılamaktadır. Türkiye’nin bu ittifaka üyeliği diğer ittifak ve mekanizmalardaki ülkelerle kendi milli çıkarları ve ulusal güvenliğinin gereği kuracağı ilişkilere ve işbirliği çabalarına aykırı değildir.” denildi.

İşbirliği konusunda ise taslak programda “Küresel ve bölgesel terörle mücadele kapsamında, terör örgütlerinin amaç ve hedeflerini ayırmaksızın BM, AGİT ve NATO ile uluslararası her türlü işbirliği ve koordinasyon sağlanacaktır” ifadeleri yer aldı.

“AKP FETÖ’NÜN DEVLET VE TOPLUM İÇİNDE ÖRGÜTLENMESİNE İZİN VERMİŞTİR”

İktidar ve MHP tarafından Meral Akşener’e sık sık FETÖ suçlaması yöneltiliyor. Partinin taslak programında FETÖ’yle mücadeleyle ilgili dikkat çeken satırlar yer aldı. Yeni kurulacak parti taslak programında FETÖ’yle mücadele konusunda özetle şu satırlara yer verildi:

“Ülkemizi eylem alanı haline getiren ve sınırlarımızı tehdit eden küresel bağlantılı terör unsurları, devleti ele geçirmeye çalışan darbeci yapılanmalar ve milletimizin başına musallat olan ve bekâ sorunumuz haline gelen başta PKK, FETÖ, Selefi Cihatçı Örgütler olmak üzere tüm terör örgütleriyle askeri, siyasi, ekonomik, sosyal ve psikolojik tüm araçlar kullanılarak kararlı bir mücadele yürütülecektir.

En önemli iç düşman olan FETÖ ile gerçek ve uzun vadeli bir mücadele başlatacaktır. AKP, FETÖ’nün devlet ve toplum içinde örgütlenmesine izin vermiştir. Dünyada örgütlenmesine yardımcı olmuştur. FETÖ, klasik bir terör örgütü değildir. FETÖ, devlet personel ve kaynaklarını kullanan bir casusluk ve terör yapılanmasıdır.

Güçlü dış bağlantı ve kaynakları olan dünyadaki en zengin terör ve casusluk örgütüdür. Bu terör ve casusluk şebekesiyle klasik anti terör yaklaşımını kullanarak mücadele etmek mümkün değildir. FETÖ ile etkin mücadele ancak stratejik planlamaya dayanan, uzun vadeli, kurumsal işbirliği esaslı bir mücadele olabilir. FETÖ ile mücadele için mevcut hukuki düzenleme de yeterli değildir. Partimiz, FETÖ ile mücadeleyi devletin en önemli görevlerinden birisi olarak görerek, devlet ve toplumu FETÖ’den arındırma çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceği gibi bu mücadeleyi yurtdışında da etkin bir şekilde gerçekleştirecektir.”

Kaynak: odatv

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

Bu haber 4 Ekim 2017 tarihinde yayınlanmıştır. (2 ay önce)

Habere yorum yaz