“TAVUK MU YUMURTADAN ÇIKAR YOKSA YUMURTA MI TAVUKTAN”

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

Yıl 2004…

Hiç unutmam… Rahmetli Savaş Ay, Sabah Gazetesi’nde Merkez Haber Ajansı Genel Müdürlüğü görevine getirildikten sonra bizlerle yaptığı ilk toplantıda kullandığı ilk cümle şuydu;

“Arkadaşlar, benim hakkımda bugüne kadar ne duyduysanız hepsi doğrudur”

Rahmetlinin, daha toplantıya başlarken söylediği bu cümle toplantıdaki tüm gazeteciler gibi beni de bir hayli şaşırtmıştı. Malum bizim sektörde dedikodu oldukça fazladır, zaman zaman hiç istemeseniz bile kendinizi anlatmanız ve savunmanız gerekir. Yoksa o yalanlar zamanla sizin üzerinize yapışır ve kara bir leke olarak kalır.

Oysa Rahmetli Savaş Abi, basın sektöründe o güne kadar hiç görmediğimiz farklı bir tavır sergilemiş, adeta hepimizin kafasını karıştırmıştı. Aslında “Dedikodular ya da söylentiler hiç umurumda değil, hangisinin doğru ya da yalan olduğu beni hiç ilgilendirmiyor. Söylentilere takılıp enerjinizi harcamayın. Ben sadece işime bakarım. Siz de işinizi yapın” mesajı vermişti. İstihbarat Servisi’ndeki gazeteci arkadaşlarla o günlerde bu sözün manasını tam olarak kavrayamamıştık.

***

Yıl 2017…

Genel Müdürümüz Rahmetli Savaş Abi’nin 13 yıl önce söylediği o sözlerin anlamını Sarıyer’de artık şimdi çok daha iyi anlıyorum. O sözlerin ne kadar doğru ve yerinde olduğunu yıllar sonra yaşayarak görüyorum.

Zira Sarıyer, dedikodunun, bilgi kirliliğinin ve entrikanın en yoğun yaşandığı bir ilçe… Doğruların yanlışla, yanlışların da doğrularla iç içe olduğu, Brütüsler diyarı bir ilçe… Dedikodu adeta meslek olmuş…

Bilmeyenler ya da yanlış bilenler için hatırlatıyorum. 1999 yılından beri Sarıyer’de gazetecilik yapıyorum, 2005 yılından beri de Sarıyer Gazetesi’ni çıkarıyorum. Fiilen gazeteciliğe başlama tarihim üniversitenin ilk yılı yani 1996. 2 yıllık radyo deneyimimden sonra 20 yaşımda tam da doğum günümde Milliyet’e başlamıştım. 1996-2005 yılları arasında 9 yıllık ulusal basın deneyimim var, 12 yıl da yerel basın tecrübem mevcut. Dile kolay toplam 21 yıl… 21 yıllık gazetecilik hayatımın tam 18 yılını Sarıyer’de geçirdim, yaşadığım sürece de geçirmeye devam etmek istiyorum.

Herhangi bir meslekte 21 yılınızı doldursanız, o alanda uzman olursunuz, mütevazılık etmeyelim tam anlamıyla o işin üstadı olursunuz. Düşünün 10 yıllık deneyimle Sarıyer’de ya da Türkiye’de zincirler kuran bazı markalar var.

***

Sarıyer’deki gazetecilik hayatımda şunu gördüm: “Bana gelen bilgilere, duyumlara, dedikodulara, kısmen bilgi ya da belgelere göre, Sarıyer’de idareci, siyasetçi olarak dürüst insan bulmak çok zor”

Elbette söylenen her şey, anlatılan her olay doğru değil. Bilgi kirliliğinden beslenen, dedikodu üreten ve bu işin rantını yiyen ciddi bir kesim var. Kısaca Sarıyer tam bir dedikodu kazanı…

18 yıldır bu bölgede gazetecilik yapan birisi olarak elbette bizler de zaman zaman bu dedikodulardan nasibimizi alıyoruz. Öyle zamanlar oluyor ki bizlerle ilgili ilk kez duyduğum ve çok şaşırdığım dedikodular oluyor, nasıl ki siyasetçilerle ilgili dedikodular bizlere geliyorsa, yemeğimizi yiyip çayımızı içenler kendilerince o kişilere yaranmak adına yalan yanlış bilgileri onlarla paylaşıyor. Sadece gülüp geçiyorum. Kendi adıma bu dedikoduculardan daha yaratıcı palavralar üretmelerini bekliyorum (!)

***

Geçen gün bir ilçe başkanı “Bekir Bey benimle ilgili bir araştırma yapıyor muşsunuz, benimle ilgili bir şey bulamazsınız” deyince doğrusu gülmemek için kendimi zor tuttum, çok şaşırdım. Kimler hangi palavralarla kendisini nasıl bir dolduruşa getirmişse anlamak mümkün değil. Oysa öyle bir haber çalışmam ya da araştırmam yoktu, zaten olsa da onun bunu öğrenme şansı olamaz. Sarıyer’de kendisine yer edinebilmek için sağdan soldan duyduklarını kendince eklemeler ve ilaveler yaparak ona buna taşıyan ahlaksız bir kesim var. Tamamı yalan, tamamı kendi uydurmaları dedikoduları etrafa yayarak ortamdan beslenmeyi alışkanlık haline getirmişler.

Ancak bu işi kurumsal bir meslek edinmiş, maaşla çalışan bazı istisnalar da var. Bunlardan birinde, İzmir’deki tetikçi bir yerel gazeteye CHP’li Sarıyer Belediyesi aleyhinde karalama haberler yazması için Sarıyer’den gönderilen paraların banka dekontlarını görmüştüm. (Malzeme bol olduğu için bu olayın detaylarına daha sonra gireceğim)

***

Türkiye’de mensubu oldukları mesleklerin çıtasını düşüren çürük elmalar her zaman olacaktır. Bizim sektörde ise sadece kendi meslektaşlarımızın bizlere yaşattıkları utançlar yetmiyormuş gibi bir de bu mesleğe dışarıdan musallat olanların yarattığı tahribat var. Bazıları var ki; bir de utanmadan 40 yıllık gazeteci gibi bizlere gazetecilik üzerine ahkam kesmeleri yok mu? Gülsek mi ağlasak mı bilemedik!

Sarıyer’de de örnekleri var… Gecenin 3’ünde efkarlanıp kendinden başka kimsenin okumadığı sözde derin analizler yazanlar, taraftarlığı daha da ileriye taşıyıp meslekte kendini canlı bomba misali patlatanlar, kendi işinde iflas edip bu mesleğin itibarını sömürmeye çalışanlar, reklam dilenciliği yapanlar, çalıştığı kurumların fotoğraf makinelerini çalıp gidenler, şantajcılar ve katakulliciler…

Eline bir fotoğraf makinesi, bir laptop alan, üç kuruşa sözde haber sitesi kurduranlar gazeteci olarak görülmeye devam ettiği sürece sadece Sarıyer’de değil, Türkiye’de bu seviyesizlik asla bitmeyecek.

***

Şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir. Eğer ormanlar kralı olmak istiyorsanız yeri geldiğinde aslanlar gibi mücadele edeceksiniz, sadece bahar aylarında yeşeren çiçekler gibi olmayacaksınız. Gazetecilik sadece kendiniz için yazdığınız 10 sayfalık sözde derin siyasi analizler yazmak değildir, araştırma yapmak kamuoyuna mal olacak ses getirecek olayları belgeleriyle gündeme taşımaktır. Birileri içki masalarında ülkeyi kurtarırken, bizler sizlerin masa başında devirmeye çalıştıklarınızla mahkemelerde yıllarca hapis yatmak uğruna hesaplaşıyorduk.  O yüzden bugüne kadar bu mesleğin bedelini hiç bir zaman ödemeyenler, bu mesleği sahiplenmeye ve dahası kendince yol gösterici tavırlar sergilemeye kalkmamalıdır. Bu işin diploması ve deneyim kısmına girmiyorum bile. Gazetecilik bağımsız bir meslektir, ekmek arası siyaset değildir. Ne yazık ki bazı dost bildiklerimiz bazen bu denklemi göremeyebiliyor, kendini aşan ufuklar çizerek sözde yol gösterici tavırlar sergilemeye çalışabiliyor.

***

Biraz kaba olacak biliyorum ama benim açımdan felsefe şudur:

Horoza sormuşlar: -Tavuk mu yumurtadan çıkar yoksa yumurta mı tavuktan?

Horoz cevap vermiş: Ben sadece işime yaparım teferruatla ilgilenmem…

Mekanın cennet olsun Savaş Abi…

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

Bu haber 3 Temmuz 2017 tarihinde yayınlanmıştır. (2 ay önce)

Habere yorum yaz