Belgrad Ormanı Koruma Gönüllüleri Derneği Başkanı Abdülkadir Bilge: “Gücümüz yettiği kadar doğayı ve ormanları korumaya çalışıyoruz”

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım
1

 

Bahçeköy’de doğa severlerin buluşma noktası olan Belgrad Ormanı Koruma Gönüllüleri Derneği’nin Başkanı Abdülkadir Bilge, SARIYER OLAY’a konuştu. Kuzey ormanlarının üçüncü köprünün açılışından itibaren adeta bir rant alanı haline geldiğini belirten Bilge, doğayı ve yeşili savunmak için hukuki anlamda ellerinden geleni yapacaklarını belirtirken dernek hakkında da bilgiler verdi.

SARİYERGAZETESİ.COM – ÖZEL RÖPORTAJ / MERT CİN  

Dernek kaç yılında kuruldu ve hangi kurslarınız var?

2012’de kuruldu. Ahşap yontumuz, resim, fotoğrafçılık, yoga, piyano, bahçıvanlık ve peyzaj kurslarımız var. İleri ki zamanlarda astroloji kursu açılacak ve Türk Sanat Müziği korosu da kuracağız. Bunun dışında orman yürüyüşlerimiz ve terapimiz var. Orman Fakültesinde uzman bir hocamız var onunlar beraber 15-20 kişilik gruplar halinde ormana çıkıyoruz. Orman yürüyüşleri sırasında mantar da topluyoruz. Hocamız bize hangi mantarların yenilebileceğini de anlatıyor. Akşam geldiğimizde ise bulgur pilavlı mantar yapıp hep beraber yiyoruz. Mantarları ızgarada yapıyoruz. Yanında cacık da yapıyoruz. Cacığı hassas bünyelerde reaksiyon yaratmasın diye yapıyoruz.

Şuan derneğe kayıtlı kaç üyeniz var?

Derneğe kayıtlı olan üyelerin sayısı 55 ama bir de Facebook sayfamız var orada 2 binin üstünde takipçimiz var. Hepsi de çevreci takipçiler. Zaten takipçilerimiz doğada ne oluyor, bir haber var mı diye de sayfamızı ziyaret ediyorlar.

‘Rantın olduğu yerde tahribat her zaman olur’

Mesela yazı yazıyordum yağmur sonrası oluşan tahribatla ilgili. Biz yıllardan beri bu konuyla ilgili yazıp çiziyoruz. Bilim adamlarına göre 100 sene de bir olan bir hadise yani korkunç bir olay. Halkımız bunu yaşadı ama sonra unuttu gitti. Mesela Yenibosna’da her yıl yollar tıkanır sel olur. Peki buna neden çözüm bulunmaz çünkü olayın içinde rant var; rantın olduğu yerde bu tahribatlar her zaman olur. Siz oradaki dehlizleri kapatırsanız bu Büyükşehir’in 7 tepesinden akan sular nereye boşalacak. Sen bunları dehlizleri tıkarsan, önüne ev yaparsan, gecekonduları koyarsan, kentsel dönüşüm diyerek dere yataklarına ev yaparsan bu iş olmaz. Bunun tek çaresi var o da rantı bir tarafa bırakıp, siyaseti bir tarafa bırakıp, insanlığını öne çıkarmak ve burada yapılması gereken neyse yapacaksın başka çaresi yok bu işin. Geçen gün olan olayda her tarafta sular doldu taştı, bu yüzyılda yapılan bir olay bir belediyeleri suçlamıyoruz ama önlem alınması lazım. Belediyenin medyada çıkan bütün görsel ve yazılı haberleri toplayıp bir heyet kurması buradaki tahribatın ne diye bakması ve önlem alması gerekir.

‘İstanbul nefes alamıyor’

Ayın 20 günü Kuzey Ormanları’ndan rüzgar eser. Bu 20 gün esen rüzgar Belgrad Ormanı’ndan bütün oksijeni yükler ve İstanbul’a pompalar. Bu olmadığı müddetçe İstanbul’da yaşam yoktur ama getirdiler Çin Seddi gibi gökdelenleri koydular önlerine ve her geçen gün çoğalıyor. Ondan sonra benim Bayrampaşa’daki hemşerim nefes alamıyoruz diyor. Bu yüzden Ayazağa’daki yüksek inşaat müsaadelerinin kesinlikle durdurulması lazım. Başka çaresi yok bu işin. Kuzey Rüzgarı’nı nerden estireceksin, İstanbul nasıl nefes alacak.

Ormanlardaki inşaatları durdurmak için bir çalışmanız var mı bunlarla ilgili bilgi verebilir misiniz?

Şuan park ormanda tekrar harekete geçtiler. Daha önce Sarıyer Belediyesi ruhsatlarını iptal ettiği için durdurulmuştu. Yeniden bir tadilat ve plan değişikliği yaptılar ve tekrar gündeme aldılar. O gündemde 15 bin kişilik arena da vardı, sadece arenayı iptal ettiler ama 180 tane bungalovu 18 tane restoran zincirini hala koruyorlar ve onları yapacaklar. Burada yine bir rant söz konusu vatandaş hiç önemli değil. Vatandaşın oradaki yaşama ve orada yaşayan yabani hayatı bunlar için hiç önemli değil varsa yoksa rant. Bunların önüne geçilmediği zaman da işte bu geçen gün gördüğümüz sel olayları her geçen gün daha da artıyor. Vatandaşı uyarmak lazım, 30 sene önce biz bu yağmurları görmüyorduk. Peki bu yağmurlar 30 yıl önce bu kadar şiddetli değilken şimdi neden bu kadar şiddetli. Küresel ısınma, doğanın dengesinin bozulması bunlar işaret veriyor; yarın daha fazlasıyla geleceğim diyor. Buradan bir ders çıkarmak lazım, ders çıkarmazsak bir yere varamayız. Şimdi düşünün  bu kadar yağmur yağdı ama bizim yeraltı kanalizasyon teşkilatımız ve çatılarımız buna uygun değil. Bu çatılar ve bu yeraltı kanalizasyonu, bu kadar suyu kaldırmaz. Çünkü metrekareye 65 metreküp su düşüyor ve bunun gidebileceği bir yer yok. Sel olacak, tahribat yapacak, ev yıkacak, can alacak… Bunun çaresi yüzyıllık bir şehir imar planı yapmak ve bu planı rant uğruna değiştirmemek. 1453 ve Vadi İstanbul bunların hepsi plan değişikliğiyle yapılan çalışmalar. Bundan önceki imar planlarında olmayan ama daha sonra rant uğruna değiştirilen planlar. Bunların değiştirilmemesi kanun gibi kalıcı olması lazım. Bunlar kalıcı olmadığı müddetçe doğa katliamına yol açar. Doğayı korumak için yapılacak tek şey ise duyarlı olmak.

Buradaki Orman Fakültesiyle bir ilişkiniz oluyor mu?

Biz Orman Fakültesi’nin her dalından istifade ediyoruz. Çünkü bizim için önce bilim gelir. Bir şeyi yaparken, bir şeyi incelerken bizim ilk soracağımız yer bilim, danışmadan hareket etmiyoruz. Mesela doğa için olan mücadelelerimizde Orman Fakültesine gidiyoruz, Orman Hukuku Kürsüsü var oradan bilgi alarak savunmalarımızı yapıyoruz ve mücadelemizi o şekilde yapıyoruz. Kafadan o öyle olmaz bu böyle olmaz falan demiyoruz. Gidiyoruz soruyoruz anayasaya orman hukukuna uygun mu, bunlar yapılmış mı yapılmamış mı? Olar da bizim bilinçli hareket ettiğimizi biliyorlar. Biz burada yapılması ve olması gerekenlerin fazlasını değil, doğrusunu yapmaya çalışıyoruz. Elbette şehir büyüyecek, gelişecek ve bazı ufak tefek orman tahribatları yapılacak, bunlara bir şey demiyoruz. İnsana faydalı olan şeyler yapılacak ama rant uğruna doğayı katlederlerse biz bunun karşında duruyoruz.

Üçüncü Köprü yapılırken kesilen ağaçlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Köprü yapılırken eylemler yaptık. Kamuoyunu bilgilendirmek için fotoğraflar çektik, televizyonlara çıktık konuştuk fakat bu kişiler Gezi Parkı olayları zamanında bunu gerçekleştirdiler. 2 buçuk milyon ağacın 5 milyon fidan kesildi ama 2 sene boyunca hiç kimse farkına varmadı. Ne kadar söylediysek de maalesef oldu. Şimdi 3. köprü yapıldı artık yapılan bir şeyin yıkılması zaten mümkün değil çünkü bu artık milli servet.

Orman Bakanı: bu yangınlar bizim ormanımıza ağacımıza zarar vermiyor. Bu nasıl bir mantık?

Orman Bakanlığı’na gidip sık sık kontrollerini yapıyorum, çevrede ağaçlandırma yapıyorlar o yönden memnunuz. Ama bu ağaçlandırma yeterli değil. Orman Bakanlığı açıklıyor; 70 milyon ağaç diktik diyor ama bunun İstanbul’a bir faydası yok. Bana göstersinler İstanbul’a 2 milyon 3 milyon ağaç diktik ve bunu devam ettireceğiz desinler. Biz de o zaman onları takdir ederiz. Bir tahribat yapılmışsa ve bir şekilde bu tahribatın önünü giderebiliyorlarsa biz buna saygı gösteririz ama orman yangınları ağacımıza zarar vermiyor diyen bir bakanı da hoş karşılamıyoruz. Bugün Ege ve Akdenizde binlerce hektarlık alan yok ediliyor ve Orman Bakanı çıkıyor bu yangınlar bizim ormanımıza ağacımıza zarar vermiyor hangi mantık bu!

Belgrad Ormanında dekovil hattı için ne planlanıyor?

Dekovil hattı Osmanlı Dönemi’nde buradaki taş ocaklarından çıkan kömürlerin Kağıthane’ye taşınıp oradan gemilerle gönderilmesi için yapılmıştır. Bu orman içerisinde kısa bir mesafede demiryolu yapılmış ama daha sonra işlevini kaybettiği için sökülüp ve götürülmüş.

‘Ormana girerlerse bunun mücadelesini veririz’

Şimdi biz Orman Bakanlığına soruyoruz buradaki dokovil hattını neden yapıyorsunuz diye. Nostalji olarak biz buranın tekrar yaşatılması için yapıyoruz diyorlar. Orman kısmının ayağını soruyoruz, orman kısmı ayağında şuanda Orman Bakanlığı’na müracat edilip de orman içerisinde herhangi bir çalışma yapılması söz konusu değil.  Kağıthane Belediyesi kendine göre plan almış çıkarmış. Şehircilik Bakanlığı’da bu planı yapmış biz onunla ilgili de hiçbir eylem yapmadık çünkü bu belediyecilik işi, şehir planlamaları işi ama ne zaman ormana girerler biz onun mücadelesini veririz. Mesela ben size Cendere Deresi’ndeki inşaatların özünü anlatayım; 1453, Vadi İstanbul ve diğer yapılan binalar bunların hepsi şuan davalık Mimarlar Odası tarafından dava edildi. Biz bunları bildiriyoruz dava açılıyor ancak 3-4 dava sonra bakıyorlar ki kaybedecekler hemen imar değişikliği yapıyorlar. İmar değişikliği yapıldığı anda da dava düşüyor ve bizim oradaki mücadelemiz sıfıra iniyor. Yeni yapılan imar değişikliği için de dava açıyoruz bakıyorlar ki yine kaybedecekler tekrar bir şeyler çıkarıyorlar.

Bu süreçte inşaatlar devam ediyor mu?

İnşaatlar devam ediyor. Çünkü mahkeme durdurma kararı vermiyor. Mesela şuan TOKİ’nin satamadığı 800 bin tane gayrimenkul var. Hala daha TOKİ yapmaya devam ediyorlar. Biz diyoruz İstanbul içerisindeki inşaatlarının durdurulması gerekiyor yoksa İstanbul devamlı çökecek. Mesela İstanbul’a kuş bakışı bakıldığı zaman görüyoruz ki yeşil alan kalmamış, sadece ufak ufak askeri alanlar var oralar da çok yakında yok olacak çünkü oraları da TOKİ yavaş yavaş eline geçiyor. Şehircilikte şehirin değerini yükselten şey yeşil alanlar ve parklardır. Dünyanın her tarafında şehir bunlarla değer kazanır. Buradaki gökdelenlerle alışveriş merkezleriyle değer kazanmaz. Biz Sarıyer’i hala köy olarak görüyoruz çünkü daha bir bulvarımız bile yok. İnsanların çocuklarıyla beraber yürüyebilecekleri biz alan yok. Bunun özlemini yaşıyoruz. Sarıyer’de şirin güzel küçük butikler istiyoruz, güzel yollar istiyoruz, bu yollar üzerinde trafiğe kapalı bir bulvar istiyoruz. İnsanlar çocuklarıyla gezip dolaşsın alışveriş yapsın istiyoruz. Bakın cumartesi ve pazar günleri Sarıyer boşalıyor biliyor musunuz? Biz neden Sarıyer’de insanları tutmuyoruz daha ziyade dışarıdan neden insanlar getirmiyoruz. diye kendimize sormamız lazım.

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım
1

Bu haber 10 Ağustos 2017 tarihinde yayınlanmıştır. (1 ay önce)

Habere yorum yaz