Abdullah Alp; “Sınav hazırlığı uzun bir maratondur”

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

SARİYERGAZETESİ.COM – HABER MERKEZİ

Meridyen Eğitim Kurumları kurucularından Abdullah Alp, yarıyıl tatili öncesinde öğrencilerin üniversite sınavı hazırlığında daha başarılı olabilmeleri için tavsiyelerde bulundu. Alp, “Karne öğrencinin anlık performansını yansıtıyor. Sınav hazırlığı uzun bir maratondur. Yazılıdan düşük not almış olabilir. Onu telafi etmek için önünde aylar var. Sadece bir yazılıya, bir denemeye ya da bir nota göre demorilize olurlarsa belki de bu bütün bir seneyi kaybetmelerine sebep olabilir” dedi.

Öğrencilerin yerleştirilme sistemini anlatabilir misiniz?

Yeni yerel yerleştirme sisteminden bahsedeyim. Ortaokulu bitiren öğrencilerin dokuzuncu sınıfa yerleştirilmeleriyle alakalı belirsizlik var. Geçtiğimiz yıl öğrencilerin yüzde onluk dilime girenlerin nitelikli okullara LGS ile yerleştiler. Yüzde onluk dilime giremeyen öğrenciler ise adrese dayalı sistem dediğimiz yerel yerleştirme ile yerleştirildiler. Fakat burada şöyle bir problem oluştu;  öğrenci evine göre, not ortalamasına göre, devamsızlık durumuna göre en sonda doğduğu aya, yıla göre yerleştirildi. Çok başarılı bir öğrenci ocak ayında doğduğu için kötü bir okula, daha orta başarılı bir öğrenci Aralık ayında doğduğu için iyi bir okula gidebildi. Bu da adaletsiz bir sistem doğurdu. Bununla ilgili bir çalışma yürütülüyor. Eski sisteme dönüş imkansız. Fakat sınav sistemi değişmese bile yerleştirme sisteminde bir düzenleme yapılacağını umuyoruz. Bu yerleştirme sistemindeki düzenleme şunu da getirecek; öğrencilerin motivesi artacak. Şu an öğrencilerde şöyle bir sıkıntı var: çocuklar ben bütün bir yıl çalıştım, ocak ayında doğduğum için benden daha az çalışan bir öğrenciden daha kötü bir okula gittim veya 4 yıl ortaokul hayatım boyunca daha çok ders çalıştım, not ortalamamı 90 getirdim ama sınavda başarısız olduğum için kötü bir okula yerleştim. Diğer çocukta hiç çalışmadım, çarpım tablosunu da bilmiyorum ama hayalimdeki liseye yerleştim. Burada böyle çok adaletsiz bir durum oluştu.

Sınav sisteminde bir sıkıntı mı var?

Tabi ki sistemde bir sıkıntı yok. Sınav sistemi güzel. Bu yerleştirme sisteminde yeniden bir düzenleme yapılacak, bu adaletsizliğin önünegeçilecek. Şu an milli eğitimin öncelikli olarak ilgilendiği ve ilgilenmesi gereken konu bu. Bundan sonraki aşama üniversite sınavına yönelik. Biliyorsunuz ki şu an üniversite sınavı bütün bir üniversite müfredatını kaplayacak şekilde. Haziran ayında iki oturum şeklinde yapılıyor. Bu sınavın iki oturum şeklinde yapılması YKS dediğimiz sistemin artılarını eksilerini yine önceki sistemle artılarını eksilerini değerlendirilebilir. Fakat biz bu sistemde artı olarak şunu görüyoruz; öğrencinin çalışmasını planlayabileceği çok daha uzun bir zaman dilimi var. Önceki sistemde Mart’a kadar çalışıyordu. Martta i sınava girdiğinde demorilize olup çalışmayı bırakabiliyordu veya Mart’taki sınava girip sınav iyi geçerse motivasyonu düşebiliyordu. Sınavın nasıl geçtiğine bağlı olmaksızın üzerinden bir yük kalktığı için çocuk iki hafta üç hafta kendine tatil verebiliyordu. Ama asıl önemli olan ikinci basamak sınavını kaçırıyordu. Şu an bu sıkıntı ortadan kalkmış oldu. Öğrenci Haziran ayında iki sınava da arka arkaya giriyor ve bütün lise müfredatından sorumlu olarak giriyor. Bu şu yönde artı olarak kullanılabilir; Eylül ayından itibaren hatta biz Ağustos ayından itibaren başlatıyoruz. Haziran ayının başına kadar bir çalışma planı hazırlayabilir. Bu hazırladığı çalışma planını zaman zaman kendisini kontrol edecek şekilde deneme sınavlarında görebilir, ödevlerle görebilir. Yazılılar şu an öğrencilerin çok büyük sıkıntısı. Yazılı dönemlerinde ara vermeden devam edebilir. Şu an 12. sınıf öğrencilerimizin yaşadığı sıkıntılardan biri okul yazılılarıyla sınav hazırlıklarını aynı anda yürütememesi.

Peki, nasıl dengelenebilir?

Okul yazılıları zaten ÖSYM’nin sınavlarında da çıkan konular. Farklı bir konu değil. Öğrenci okul yazılısına nitelikli bir şekilde çalıştığında zaten üniversite sınavına da aynı oranda hazırlanmış oluyor. İkisini birbirinden ayırıp birbirine engel olacakmış gibi görmek doğru değil. 12.sınıf matematik müfredatı aynı zamanda AYT matematik sınav müfredatının bir kısmı. 12. sınıf edebiyat sınavı aynı zamanda AYT edebiyat konularını zaten kapsıyor. İkisini birbirinden ayırmak yerine birbirini tamamlayacak şekilde konuya çalışırken sadece yazılıya yönelik değil ben bunu üniversite sınavında da göreceğim mantığında hazırlanılmasını biz öneriyoruz. Şu an ders çalışmak için çok güzel bir dönem. Bahar ayları geldiğinde öğrenciler biraz daha havaların ve yorgunluğun da etkisiyle sınav hazırlığını bırakabiliyor veya daha yavaş hareket edebiliyorlar. Ama kış aylarında genellikle öğrencilerin iyi çalışabildiği yüksek oranda artışlar sağlayabildiği dönemler. Biz bunların değerlendirilmesini öneriyoruz. Yazılılarla çakışıyor olması da bir engel değil artı olarak değerlendirilirse kış aylarında güzel sonuçlar elde edilir. Biz öğrencilerin 3 yükselme dönemi olduğuna inanıyoruz. Bunlardan birincisi Kasım ayı gibi, şu an Kasım ayının sonlarındayız. İkincisi yarıyıl tatili. Yarıyıl tatilinde de çok güzel artışlar elde edilebilir. Bir sonraki ikinci dönemin birinci yazılıları başlayana kadar yarıyıl tatilini de içine alarak çok güzel bir boş zaman var. Orda da çok güzel bir artış elde edilebilir. 3.cüsü de son bir ayı sınav hazırlığının en önemli maratonudur. Tabiri caizse dananın kuyruğunun koptuğu yerdir. Son bir ayda çok büyük artışlar elde edilebilir. Öğrencilerin bu zaman dilimini iyi değerlendirmesi gerekiyor.

Yarıyılda karne alıyorlar bir not değerlendirmesine tabi tutuldukları için bu dönemdeki düşüş ya da başarısız olduğu ders varsa olumsuz etkilenmemesi açısından ne yapması gerekir?

Yine yazılılar gibi düşünüp ikisini birbiriyle karıştırmaması gerekiyor. Karne onun anlık performansını yansıtıyor. Sınav hazırlığı uzun bir maratondur. Bir günü kötü geçmiş ve yazılıdan düşük almış olabilir. Onu telafi etmek için önünde aylar var. Sadece bir yazılıya bir denemeye bir nota göre demorilize olurlarsa belki de bu bütün bir seneyi kaybetmelerine sebep olabilir. Tek bir nota, tek bir puana bakılmadan genele yayarak eksiklerini uzun vadede ve planlı programlı bir şekilde kapatarak hazırlanmaları öğrencilerin yararına olacaktır. Burada en önemli kriter plan program. Plan programın illaki günü gününe saati saatine ilkokul ikinci üçüncü sınıf seviyesinde yapılması gerekmiyor. Ama üniversite sınavına, liselere geçiş sınavına hazırlanan öğrencilerin mutlaka sabit düzenli bir program dahilinde çalışmaları gerekiyor. Eğer öğrenci günü kurtarmak niyetiyle anlık çalışırsa sadece anlık sonuçlar alabilir. Ama planlı bir şekilde bütün bir yıla yayarak çalışırsa yılsonunda istediği neticeye rahatlıkla ulaşabilir.

Deneme sınavını ne sıklıkla çözmeli ve denemeden ne beklenmeli? Nete mi odaklanmalı yoksa hangi konuda takıldım diye onun üstüne mi düşülmeli?

Deneme sınavını biz kendi öğrencilerimize kursumuzda ve Anadolu Lisemizde haftalık olarak yapıyoruz. Bu haftalık deneme sınavları çoğunlukla konu taraması sınavı şeklinde oluyor. O haftanın o ayın konularını kapsıyor. Belirli periyodlarla da genel deneme sınavları yapıyoruz. Genel deneme sınavlarında not puan odaklı konu tarama sınavlarında konu odaklı düşünülebilir. Eğer öğrenci belli konudan sınav oluyorsa bu konuda yüzde 50 ve yüzde 60 başarı varsa eksikleri vardır. Eksikliklerinin giderilmesi gerekir. Ama öğrenci eğer genel denemelerde düşüş yaşıyorsa burada sınav performansı düşüktür, soru çözme becerisi düşüktür, onlara yönelik bir tedavi yöntemi uygulanması gerekir. Yani denemenin niteliğine göre uygulanacak olan tedavi değişir. Şöyle bahsedebiliriz: Anadolu lisemizde özellikle öğrencilerimizin okul yazılılarıyla sınav hazırlığını birlikte yürütmeleri yönünde bir proje geliştiriyoruz. Öğrencilerin yaşadığı bu sıkıntının farkına vardığımız için biz Anadolu lisemizde öğrencinin sınav stresini, okul yazılısı stresini minimuma indirecek bir sistem geliştirdik. Oradaki öğrencilerimiz okul yazılılarını aynı zamanda sınavla entegre ederek hazırlanıyorlar. Örneğin fizik yazılısında o fizik konusunda üniversite sınavında çıkmış sorularla hazırlanıyor. Öğrencinin ekstra hazırlık yapmasına gerek yok. O konu için zaten çıkmış soruları çözmesi gerekiyordu, yine çıkmış soruları çözüyor. Sınavda da aynısı veya benzeri çıkmış sorular, üniversite tarzı sorularla muhatap oluyor. Öğrencinin yetersiz bilgiyle meşgul olması engellenmiş oluyor. Gereksiz strese girmesi engellenmiş oluyor. Öğrencinin özellikle bu hassas dönemde yaşayabileceği okul yazılılarıyla alakalı sıkıntının önüne geçmiş oluyoruz.

Üniversiteye hazırlanan mezun ya da açıktan lise okuyan birinin üniversiteye hazırlanma sistemi nasıldır?

Mezun öğrenciler için şöyle bir yol izliyoruz. Bizim burada kendi mezun öğrencilerimiz de var. Bu öğrenciler başarılı veya başarısız fark etmez her halükarda 4 yıllık lise eğitimini tamamlamış oluyorlar. Yani her konu hakkında az da olsa bir fikirleri oluyor. Alt yapı olmasa bile zayıf da olsalar bir fikirleri mutlaka oluyor. Sadece onların üzerine doğru bir şekilde doğru yöntemlerle ve doğru bir programla geliştirilmesi kalıyor. Açık lise guruplarında sınava hazırlanan öğrencilerimizin avantajı vakitlerinin fazla olmasıdır. Çünkü örgün öğretim içerisinde okula git, resim dersi gör, beden eğitimi dersi gör bu tür sıkıntıları yok. Bütün vakitlerini üniversite sınavlarına hazırlanmaya ayırabilirler. Açık liseyle ilgili derslerin haftalık olacak açık lise sınavlarına yakın bir şekilde çalışıp verebilirler. Konu olarak açık lise sınavlarındaki konularla üniversite sınavlarındaki konular ortak. Fakat konuların seviyesi farklı. Aynı müfredat lise müfredatı açık lisede de var fakat üniversite sınavında onun biraz daha üzerinde soruluyor. Sadece açık lisedeki bilgileri yeterli gelmez. Taban oluşturup üzerine üniversite sınavında çıkacak şekilde sorular çözerek çıkmış sorular çözerek rahatlıkla kendini o seviyeye getirebilir.

İki sınavın arka arkaya olması olumlu mu olumsuz mu?

Aynı hafa sonu arka arkaya olması olumsuz bir durum. Fakat burada iki olumsuz durumdan hangisini tercih edersinize bakmamız lazım. Arada bir hafta, iki ay, üç ay da olsa bunların daha büyük olumsuzlukları var. Arka arkaya olduğundaki olumsuzluklar bunlarla kıyasladığımızda öğrencinin sadece zihnen yorgun olması. Onun dışında iki ay, üç ay, bir hafta ara olduğunda daha fazla olumsuzluk var. En olumlusu ne olurdu ya getirirsek en olumlusu bence tek bir sınavda tek bir oturumda olması.

Öğrenci ders çalışmaktan sıkılıp bıraktığında tekrar nasıl motive olabilir?

Bırakmasının sebebine bağlıdır.  Sürekli çalıştığı için bırakan bir öğrenci hedeflerini, bir yıl sonraya kendisini nerede görmek istediğine, çalışmayı bırakırsa neleri kaybedeceğini düşünebilir. Zaten çok ders çalışmayı sevmeyen bir öğrenci biraz çalışıp sıkılıyorsa onun daha farklı motivasyona ihtiyacı vardır. Çalışmayı hiç sevmeyen bir öğrenci azıcık çalışıp bırakıyorsa onun daha farklı motivasyona ihtiyacı vardır. Her öğrenci grubuna ayrı çözüm üretilmesi gerekir.

Öğrencilerinize özel ders çalışma programı uyguluyor musunuz?

Bizde eğitim koçluğu dediğimiz bir sistemimiz var. 2012 yılında dershaneyle başlattığımız şuan kursumuzda da, lisemizde de, ortaokulumuzda da uyguladığımız bir sistem. Son iki yılda bunu geliştirdik. Her öğrencinin kendisiyle ilgilenen bir eğitim koçu var. Artı öğrencilerle daha genel anlamda ilgilenen bir eğitim koordinatörü var. Öğrencilerle bire bir görüşmelerinde öğrenciye göre program, öğrenciye göre bir motivasyon çalışması yapılıyor. Eğitim koçunun çözemeyeceği, eğitim koçunun üzerinde ilgilenilmesi gereken bir öğrenci olduğunda buradaki rehberlik öğretmeni ilgileniyor.

Merkez: Merkez Mahallesi

Sefir Sokak No:33 Sarıyer/İst.

Tel: 0212 242 41 47

Gsm: 0532 670 08 68

Şube 1: Maden Mahallesi

Nalbantçeşme Cad. No:57 Sarıyer/İst.

Tel: 0212 218 19 20

Gsm: 0535 542 22 82

Şube 2: Merkez Mahallesi

Hayat Sokak No:30 Sarıyer/İst.

Tel: 0212 242 41 47

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

Bu haber 3 Aralık 2018 tarihinde yayınlanmıştır. (1 hafta önce)

Habere yorum yaz