Deneyimli Mali Müşavir Gülden Yılmaz gazetemize konuştu

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

SARİYERGAZETESİ.COM – YASEMİN CEBECİ – ÖZEL HABER

“Her işe bir tecrübe olarak bakıyorum”

Sarıyer Gazetesi’ni ziyaret ederek önemli mesajlar veren tecrübeli Mali Müşavir Gülden Yılmaz, vergi mükelleflerine ve ticaretle uğraşanlara dikkat çekici tavsiyelerde bulundu. Bir kadın olarak iş hayatındaki başarısının sırrını da anlatan Yılmaz, “İşimde azmime ve inancıma güveniyorum. Bir iş geldiği zaman o iş benim cebimde tecrübe olarak kalacak diyebiliyorum” diye konuştu.

Kendinizi tanıtabilir misiniz?

1980 doğumluyum. Ordu, Fatsa’lıyım. Akademik eğitimimi Anadolu Üniversitesi İktisadi ve idari bilimler fakültesi İşletme bölümünü bitirdim. Akabinde İstanbul Üniversitesi’nde Edebiyat fakültesi  Felsefe bölümünü bitirdim. Mesleğimde yetkinlik kazanmak anlamında Beykent Üniversitesi İktisadi ve idari bilimler fakültesi Muhasebe denetimi alanında yüksek lisans yaptım. 2016 yılında Mali Müşavirlik ruhsatımı aldım. 2017 Yılı Mayıs döneminde de Muhasebe büromu  açtım.

Nelerden hoşlanırsınız? Sarıyer deyince aklınıza ne geliyor?

Araştırmak, Kitap okumak, müzik dinlemek, tarihi ve kültürel mekanları gezmek. Sarıyer nezih ve güzel bir ilçe. “İstanbul’da nerede yaşamak istiyorsunuz” deselerdi  “Sarıyer” derdim.

Mali müşavir olarak kaç yıldır bu sektördesiniz?

5-6 yıldır bu sektördeyim ama kendi ofisimde 1 yıldır faaliyet gösteriyorum.

Sarıyer’de ticaret yapan insanlara mali müşavir seçimlerinde dikkat etmeleri gereken hususlar hakkında tavsiyeleriniz nelerdir?   

Öncelikle firmaların temel gayesi, süreklilik esasına dayanır. Bir firma faaliyetine başladığı andan itibaren devamlılık, karlılık, verimlilik, yatırım yapmak gibi amaçlar üzerine kurulur. Peki; Bir firma bu hedeflere ulaşabilmek için neler yapmalıdır? Çalışan personelinin kalitesi, tecrübesi modern iletişim araçlarından yararlanması en önemlisi de ekonomik yapısının güçlü olması, kamu ve özel kurumlara karşı ödevlerini doğru, şeffaf, karşılaştırılabilir, analiz edilebilir bir şekilde yapmak zorundadır. İşte bu nedenlerden dolayı, firmanın gerçek durumunu ortaya koyabilen, hedefleri doğrultusunda şirket sahiplerinin karar almalarında ve doğru yola rehberlik edebilecek bir mali müşavire ihtiyaçları kaçınılmazdır.

 Vergi daireleri ve maliye arasında en çok yaşanan sorunlar nelerdir?

Vergilendirme sürecinin ve vergi uygulamalarının temel olarak hatasız gerçekleştirilmesi amaçlanmakla birlikte kimi zaman çeşitli nedenlerle hatalar yapılmaktadır. Yapılan bu hatalar mükellef veya idare kaynaklı çıkıp çıkmadığı önem taşımaksızın, “hata üzerinden vergi alınmaması” prensibinden hareketle düzeltilmektedir. Hataların mükellef veya idare lehine sonuç doğurmasına göre farklı işlemler söz konusudur. Örneğin; hata mükellef lehine ise, eksik veya hiç alınmamış verginin tarh ve tahakkuku yapılacaktır. İdare lehine bir hata söz konusu ise, mükelleften fazla veya yersiz alınan veya tahakkuk ettirilen vergi, red ve iade veya terkini gerçekleştirilecektir. 2.1. Vergi İdaresi Açısından Vergi Hatalarının Sonuçları Vergi idaresinin birincil amacı, devlet veya mükellef açısından para ve zaman açısından ilave maliyetlere yol açmaksızın vergilendirmenin kanuni yükümlülükler doğrultusunda etkin bir şekilde yerine getirilmesini sağlamaktır. Vergi, devletin en önemli gelir kaynaklarının başında gelmektedir. Verginin mali amacının yanı sıra hukuki, ekonomik ve sosyal yönleri de bulunmaktadır. Bu nedenle vergi idaresi vergilendirme sürecinde tüm bu yönleri dikkate almak zorundadır.

Peki, bu süreçte mükelleflerin yaşadığı sorunlar neler?

Vergi dairesi ile Maliye Bakanlığı arasında zaman zaman değişen yasalar, mevzuatlar vs. nedenlerden dolayı görüş ayrılıkları olabiliyor. Bu tür durumlarda, biz mali müşavirler olarak özellikli konular ve işlemler halinde vergi dairesinden mukteza yoluyla görüş almak zorunda kalmaktayız. Mükellef açısından, eksik beyan edilen hiç beyan edilmeyen bildirimler nedeniyle vergi dairesinin akabinde Maliye Bakanlığının usulsüzlük, özel usulsüzlük, vergi ziya tarzında cezai yaptırımları olabiliyor. Böyle durumlarda, Kanunların tanımış olduğu haklar doğrultusunda biz mali müşavirler mükellef lehine ve onları temsilen gerekli düzeltme, uzlaşma vs. işlemleri yapmaktayız. Kamu Kurumu, zaman zaman mükellefin geçmişe yönelik vergi borçlarını af kanunları kapsamında yapılandırmaktadır. Bu aslında bir nevi ilgili kurumun mükellefin borcunu düzenli bir şekilde ödemesini sağlayan yapılandırmalardır. Mükellef lehine yapılan bu işlem biz mali müşavirlerce yapılmaktadır. Biz aslında meslek itibari ile mükellef ile Maliye Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu arasında iletişimi sağlayan en önemli görevi üstlenen mesleği icra etmekteyiz.

Vatandaşlar gerçek bir mali müşaviri nasıl anlayabiliyorlar?

Toplum hukukun önündedir. Toplumda yaşayan vatandaşlar yaptıkları eylem ve faaliyetleri ile hukukun ihtiyaçlara göre gelişmesini sağlar. Ekonomik faaliyetler sonucunda elde edilen karın veya zararın belirlenmesinde devlet ile iş sahibi işveren arasında hukuki, teknik ve emek olarak payı olan biz mali müşavirlik mesleğini yapanlar vergi hukukunda hem hukuktaki bağımsız taraf anlamında avukatlık mesleği kadar açık ve net hem de ekonomik kazanç elde etmede daha adil bir yerde olmalıyız. Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Meslek Kanunu var ve mesleki standartlar burada tanımlanmış. Ancak bugün meslek camiası, kanunla ilgili şöyle bir soruyu dillendiriyor: Meslek yasası günün koşullarında meslek mensubunun kazanç elde etmesi konusunda yeterince adil bir altyapı oluşturmuş mudur? Bakın bir mali müşavir, üniversite eğitimini tamamlar ardından staj sınavına girer… Sonra stajını yapar. Ve nihayetinde girdiği belge sınavını kazanırsa eğer ruhsatını alıp mesleğe başlar. Bu süreç oldukça zorlu ve uzundur… Diğer meslek mensupları arasında pek fark yoktur. Bilgi bakımından ama adaletsizlik bundan sonra başlar… Mali müşavirlik mesleğini serbest büro ortamında yapan bir meslek mensubunun bürosunda büyük defter ve işletme defteri olarak 300 defter tutan meslek mensubu da vardır bir elin parmakları kadar defter ile çalışmaya devam eden de….Doğru mudur? 300 defter tutan bireyin yaptığı meslek standartlarında bir muhasebe ve kayıt sistemi midir… Mesleğe yetiştirmeye çalıştırdığı birden fazla elemanla bile yapsa, hukuku-mevzuatı-muhasebe ilkelerini ikinci plana atıp, geliri gelire – gideri gidere yazıp beyannamelere doğru yanlış yetişip ardından mükellefin de fiilen kesesini etkileyen zor durumlar yaşanmakta olduğu gerçektir… Bir sanayiciyi düşünelim… Fiili yatırımı vardır… Sermaye, planlama, tesis, makine, insan gücü … Bütün bunların sonucunda “sermaye+üretim” kapasitesine göre para kazanır. Sanayiciyi mali açıdan incelerken maliye, ticaret ve sanayi odasından almış olduğu kapasite raporu ile karşılaştırma yaparak mükellefin mali beyanının gerçekçi ve doğru bir analiz ile mali sonucunu değerlendirilir. Şimdi de bir mali müşaviri ele alalım: Bir yılda 365 gün var. 52 pazar gününü düşelim. Yüzde 7 özel verimsiz gün alalım. Bunları yılın bütününden düşelim. Kalır 290 gün. Bir sanayi işçisinin bedeniyle verimli günde 7,5 saat çalıştığını bilim kanıtlamışken bu koşullarda mali müşavirden mesleğini çok sevmesini, azmetmesini, aklıyla verimli çalışmasını, vergi rekortmeni olacak şekilde bir gelir elde etmesini beklemek ve benimsemek ne derece doğru sizce? İnsan zekasından bu başarıyı hayata koymak, hukuk sisteminin yanlışını bana göre görmemek anlamına gelir. Geçmiş dönemlerde amortismana tabi iktisadi kıymetlerin yeniden değerleme ve amortismana tabi sabit kıymetlerin amortisman değerlemelerinde işletme kriterleri vardı. Bunun dışında bunun gibi SMMM Kanunu’na bağlı olarak tam tasdik kapsamı kriterleri gibi işletme bilanço aktif büyüklükleri ve Gelir Gider Tablosu değer büyüklüğü dikkate alınarak YMM tam tasdik raporu istenmesi örnekleri vardır. Örneği yukarıda olduğu gibi mali sitem içerisinde bir iş yükü değerleme limiti ölçüsü ve standartları hukuku olması gereksinimdir. Bu gereksinimi belirlemede meslek odaları ve Maliye birlikte çalışmalıdır. Sanayicinin Ticaret Sanayi Odası kapasite raporu örneğindeki gibi meslek odaları belirleyici nitelik tanımı yapan standartlar geliştirmeli ve belirlemelidir. Kısaca özetlersek ; Vatandaş Gerçek mali müşaviri, TÜRMOB (Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği) ‘den , Mesleki yeterliliği kazandığına dair verilen ruhsattan da anlayabilirler.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Mesleğimizin yapısı itibari ile sıklıkla mevzuat değiştiği için takip etmek ve kendimizi güncellemek zorundayız. Her şeyden önce ne iş yapıyorsak yapalım , yaptığımız işi severek yaparsak başarılı oluruz.

  

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

Bu haber 20 Nisan 2018 tarihinde yayınlanmıştır. (1 ay önce)

Habere yorum yaz