Sarıyer’den dünyaya barış çığlıkları atıldı

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

SARİYERGAZETESİ.COM – RUKİYE AY

1 Eylül Dünya Barış Günü için düzenlenen 9. Uluslararası Sarıyer Barışa Çağrı Festivali binlerce Sarıyerlinin katılımıyla Uniq Volkswagen Arena’da gerçekleştirildi.

1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle Uniq Wolkswagen Arena’da Sarıyer Belediyesi tarafından düzenlenen 9. Uluslararası Sarıyer Barışa Çağrı Festivali’ne binlerce Sarıyerli katıldı. Ücretsiz programın başlamasına saatler kala Maslak’taki UniqVolkswagen Arena’nın önünde uzun kuyruklar oluşturan Sarıyerli vatandaşlar hazırlıkların tamamlanmasının ardından içeriye alındı.

9.Uluslararası Sarıyer Barışa Çağrı Festivali’nin açılış konuşmasını yapan Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç her yıl olduğu gibi bu yıl da 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Sarıyerli vatandaşlarla bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadığını belirterek dünyada barışın önemini vurguladı. Genç, “İnsanoğluna, kendisinden başka hiç kimse barışı getiremeyecek” mesajı verdi.

Tülay Elmas’ın şiirini seslendirdiği videosunu sahnede izleyen Şükrü Genç, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda dünya ülkelerinden Sarıyer’e gelen çocukların oluşturduğu mecliste barıştan yana söylemlerin dikkat çektiği videoların gösteriminin de gerekli mesajı verdiğinin altını çizdi. Genç, dünyanın, Türkiye’nin, İstanbul’un, Sarıyer’in barış ve huzuruna göz dikenlere seslendi. Savaşın getirdiği sonuçlarla mücadele eden ülkelere dikkat çeken Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, birlik ve kardeş olmanın değerine de dikkat çekti.

Sarıyer’den dünyaya barış dilekleri haykırıldı

1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, Başkan Şükrü Genç öncülüğünde Doğu ve Güneydoğu bölgelerinden gelen çocuklar sahnede bir araya gelerek barış çığlığı attı. Genç, konuşmasının sonunda salondaki vatandaşlardan barış çığlığı atmalarını ve herkesin el ele tutuşmasını istedi. Sarıyerlilerin kenetlenen elleriyle Uniq Volkswagen Arena’da attıkları barış çığlıklarıyla dünyaya bir kez daha kardeşlik mesajı verdi.

Kardeş Türküler sahne aldı

9.Uluslar arası Sarıyer Barışa Çağrı Festivali’nde barışın sesini duyurmak için sahne alan Kardeş Türküler’e vatandaşlar halaylar ve horonlarla eşlik etti. Gecede Ayşenur Kolivar, Ceylan Ertem, Mikail Aslan, Onur Şentürk, BGST Dansçıları, Çıplak Ayaklar Kumpanyası ve Tahribat-ı İsyan grubunun da sahne aldı. Görsel bir şölen sunulan dans gösterileri de izleyenleri büyüledi. Kardeş Türküler, konuk sanatçılar ve Sarıyer halkıyla Sarıyer’den dünyaya barış çığlıkları yükseldi.

Kültürlerin kardeşliğinin doya doya yaşandığı dev programa başkan yardımcıları, birim müdürleri, Sarıyer siyasetinin önemli isimleri, meclis üyeleri, muhtarlar ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Binlerce Sarıyerli 1 Eylül Dünya Barış Günü kutlaması için Uniq Volkswagen Arena’yı hıncahınç doldurdu.

İşte Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç’in 1 Eylül Dünya Barış Günü için bir araya binlerce Sarıyerliye seslendiği konuşması:

Sevgili Dostlar,

Barış, farklı dünya görüşlerine sahip insanların birbirlerine duyduğu saygı, gösterdiği anlayıştır. Uzlaşı sanatıdır, harmonidir. Farklı din, dil, ırk ve kültürden insanların bir arada adil ve huzur içinde yaşayabilmesinin temel taşıdır. Dünyada ve ülkemizde gerçekleşmesini en çok arzuladığımız hayaldir. Tüm dünyada şiddet ve terör olaylarına karşı eşzamanlı olarak sesler ve tepkiler yükselirken insanların özlemini çektiği bir değerdir barış.

Dokuzuncu kez, “BARIŞA ÇAĞRI” mızı yinelemek, o muhteşem “Barış çığlığımızı” bir defa daha atmak için büyük bir sevgi topluluğu oluşturduk ve coşkulu bir şekilde bir aradayız.

Sevgili dostlar maalesef, geride bıraktığımız 9 yılda, her yıl daha güçlü bir şekilde barış diye haykırmamıza rağmen, insanoğlunun 21’nci yüzyılda da kan dökerek birbirine üstünlük sağlama alışkanlığı devam ediyor. Çocuk, yaşlı, kadın demeden emperyalizmin çıkarları uğruna insanlar öldürülüyor veya yurtlarından kaçmak zorunda kalıyorlar.

Peki, yaşanan tüm bu olumsuz tabloya rağmen bizler barışı haykırmaktan, barışı istemekten vaz mı geçeceğiz?

ASLA!

Çünkü biliyoruz ki demokrasi ile yönetilen, demokrasiye inanmış ve demokrasiyi özümsemiş toplumların “tek seçeneği”dir barış… Barış gerçekleşmesi gereken bir olgu değil aksine bir yaşam biçimidir. Düşünür Spinoza’nın söylediği gibi “Barış, savaşın yokluğu anlamına gelmez o bir erdem, bir ruh hali, bir iyilik, itimat ve adalet duygusudur.”

Her yıl bu vesile ile toplandığımızda, “düşüncelerinin yılmaz takipçisi olmaktan kıvanç duyduğum” Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözlerini hatırlar ve hep hatırlatırım:

“… Şu veya bu sebeple milleti harbe sürüklemek taraftarı değilim, Harp zarurî ve hayatî olmalıdır. Esaslı ıslahat ve gelişme içinde bulunan bir memleketin, hem kendisine hem çevresine barış ve huzuru cidden arzu etmesinden daha kolay izah olunabilecek bir keyfiyet olmaz…”

İki gün önce o büyük zaferin yıl dönümünü kutladık. Dünya üzerinde eşine rastlanmayacak, emperyalizmin baskısı altında ezilen halklara umut ışığı olan kurtuluş savaşının önderi, ömrünün büyük bir bölümünü muharebe meydanlarında geçirmiş, tarihe en büyük askeri dehalardan birisi olarak geçmiş, bir “Başkomutan”dan bu sözleri duymak ne kadar şaşırtıcı gibi geliyorsa da, Ulu Önderimiz’i anlayanlar için hiç de sürpriz sayılmaz. Bugün dünyanın dört bir yanında ve sınırlarımızın hemen dışında yaşanan acılar ortada. İşte Irak, Afganistan, Suriye ve bizlerden uzak, haberdar olamadığımız coğrafyalarda, ülkelerinin sınırları istekleri dışında yeniden çizilen ve ezilen halklar. Dünyanın hangi bölgesinde ve hangi ülkesinde olursa olsun, demokrasi ve özgürlük inşa edilecekse, yine o ülkenin kendi insanları ile inşa edilebilir. Dışarıdan hiçbir ülke, başka bir ülkeye özgürlük ve demokrasi getiremez. Çünkü biliyoruz ki ülkeler, kendi ulusal çıkarlarını, insani ve evrensel değerlerden daha üstün tutmalarından dolayı bugün milyonlarca insan öldürülürken, milyonlarca insan ise yerinden yurdundan oldu. Bundan 30 – 40 yıl kadar önce örnek gösterilen ülkeler bugün acıyı derinden yaşıyorlar. Hemen yanı başımızda Suriye’de olduğu gibi… Toplum olarak bu ülkelerde yaşayan insanların dramını en yakından izliyor, ülkemiz sınırlarında da bu süreci derinden yaşıyoruz. Daha fazla çıkar elde etmek, güçlünün güçsüzü ezme çabası, etnik, ırksal, dinsel, mezhepsel farklılıkların birer zenginlik olduğu gerçeği yerine kendisinden olmayanları kabul etmeme anlayışı bugün insanlığı çıkmaz yollara sokmaktadır. Bakın büyük usta Yaşar Kemal insanoğlu için ne diyor; “Şu insanlar, şu dünyada var oldukça her şeye akıl erdirecekler, kartalın uçuşuna, karıncanın yuvasına, ayın, günün doğuşuna, batışına, ölüme, kalıma, her şeye akıl sır erdirecekler. Karanlığa ışığa, her şeye, her şeye akıl erdirecekler, tek insanoğluna güçleri yetmeyecek. Onun sırrına ulaşamayacaklar.”

Dünya genelinde şiddet karşıtı, ırksal eşitlik mücadelecisi veren, yaşamını barışa adamış birçok ünlü düşünür, filozof, yazardan nice böyle sözler paylaşabilirim. Hepsinin ortak noktası insanlığın isterse nefret yerine sevgiyi, acı yerine mutluluğu, savaş yerine barışı getirebileceğidir. Sevginin, barışın, paylaşmanın, dostluğun ve kardeşliğin dili yoktur. Anlaşmak için ortak dilden önce ortak duygulara ihtiyacımız var.

Çünkü insanoğluna, kendisinden başka hiç kimse barışı getiremeyecek.

Barışın vazgeçilmez şartı olan Adalet’in önemi daha iyi kavrandıkça, hem ülkemizde hem de dünyanın dört bir köşesinde daha kardeşçe yaşamanın, çocuklarımız için çatışmalardan uzak bir gelecek oluşturmanın yollarını daha iyi bulacağımızdan eminim. Bu yollardan birisi bugün çocuklarımıza her zamankinden daha fazla barış ve sevgi anlatmaktan geçiyor. Çünkü ancak o zaman bu yorgun dünyayı hayalini kurduğumuz dinamik bir dünyaya dönüştürebiliriz.

Bizim kültürümüzde “Yaradılanı severim, yaradandan ötürü”, “Gel, ne olursan ol yine gel” ve “Yurtta barış dünyada barış” anlayışı yer alır. İşte bu nedenle, şahsım ve çalışma arkadaşlarım başta olmak üzere, barışın ve huzurun kenti Sarıyer’de, Sarıyerlilerin büyük güven ve desteği ile yaşama geçirdiğimiz her projede, yaptığımız her çalışmada önce barışı, sevgiyi ve huzuru tesis etmeyi olmazsa olmaz ilkemiz kabul ettik.

Bu akşam bizimle birlikte Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Hakkari, Muş, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van’dan 50 çocuğumuz burada. Onlar barışın, umudun çocukları. Bizimle birlikte barış çığlığı atmak için geldiler. Tüm amacımız onlara aydınlık, barış ve sevgi dolu bir ülke ve dünya bırakmak.

Hepimiz biliyoruz: Çatışan ve huzursuz toplumlarda Barışı inşa etmek ve adaleti sağlamak, savaş ve çatışma çıkarmaktan daha zordur. Ama daha onurludur.

Adil bir dünyayı yaratmak da, tek tek bireyler kadar, belki de onlardan daha çok, yönetenlerin sorumluluğu ve görevidir. Çünkü adil olmak, adalet dağıtmak, yönetenlerin boyun borcudur.

Yasamanın adil yasalar yapması, yürütme’nin eşit paylaşımı sağlaması, yargı’nın da her seviyede adaleti en hassas biçimde dağıtması, çağdaş bir toplumun en vazgeçilmez gereksinimidir.

Bunu başaran toplumlar da “BARIŞ İÇİNDE” yaşama ödülünü hak etmişlerdir. Unutmayalım! “Yaşamak için ne çok neden var! Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekamızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi, özgür olabiliriz, uçmayı öğrenebiliriz” Sizleri her yıl olduğu gibi en güçlü sesinizle, geleneksel “BARIŞ ÇIĞLIĞI”nı, dünyanın dört bir yanından duyulacak kadar güçlü biçimde haykırmaya çağırıyorum…

DEV FOTO GALERİ

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

Bu haber 1 Eylül 2018 tarihinde yayınlanmıştır. (3 ay önce)

Habere yorum yaz