ALİ GENÇ: “Türkiye ülke refahını koruyacak ve daha ileriye gidecek”

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

SARİYERGAZETESİ.COM – RUKİYE AY – ÖZEL RÖPORTAJ

Sarıyer Sivaslılar Derneği (SASİDER)’in sevilen başkanı Ali Genç Sarıyer Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. Türkiye’de yaklaşan 24 Haziran erken seçim sürecini değerlendirerek çarpıcı mesajlar veren Genç, “Demokrasiye inanan her insanın siyasi partilere ve bütün liderlere saygısı vardır. Ülkemizin bölünmez bütünlüğüne “evet” diyen bütün siyasi partilerin bizim başımızın üzerinde yeri var” dedi.

İş ve siyasi yaşamınız olarak sizi tanıyabilir miyiz?

Tekstil ve kuyumculuk sektörüyle başladığım iş yaşamımda küçük yaşlardan beri hep işletme sahibi oldum. Şu anda Korupark İstanbul’un sahibi ve işletmecisiyim. Kır düğününde önemli bir markayız. Siyasi yaşamım ise 1980 öncesinde Adalet Partisi Gençlik Kolları’yla başladı. 1983’te Sarıyer’de Anavatan Partisi’nin kurucularının içerisindeydim. Rahmetli Özal döneminde Anavatan Partisi İlçe Sekreterlik görevini 2 dönem yaptım. Daha sonra eski Adalet Partili olmamız münasebetiyle, Sayın Süleyman Demirel’in daveti üzerine bir toplantıya gittim. Toplantıda Türkiye gündemi değerlendirildi. Yasaklar kalksın diye haklı bulduk. Anavatan Partisi’nden 1200 kişi olarak beraber istifa edip Doğruyol Partisi’ne katıldık. O zaman DYP’nin bütün teşkilat başkanlığını akabinde de Tansu Çiller zamanında 3 sene Sarıyer İlçe Başkanlığı’nı yürüttüm. Doğruyol Partisi (DYP) Demokrat Parti (DP)’yle yoluna devam ettiği zaman da Sayın Süleyman Soylu ile İstanbul İl Yönetimi ve Merkez Karar Genel Kurulu üyeliği yaptım. Sarıyer’de yapılan oy geçirgenliklerini ve Sarıyer’i çok iyi biliyorum. Çünkü Sarıyer’de; belediye, yerel ve genel seçimleri sonrasında da bir partinin görevlisi olarak ilçeyi yönettim. Siyasette geldiğim en üst noktadan sonra da “görevim artık tamamdır işleri gençlere bırakalım” diyerek siyaseti noktaladım. Ama tabi ki Sarıyer bizimdir ve Sarıyer’in yarınlarıyla ilgileniyoruz.

Sarıyer Sivaslılar Derneği (SASİDER)’in başkanlığını yapıyorsunuz. Peki, bize derneğin çalışmalarından biraz bahseder misiniz? Sivaslıların Sarıyer’deki potansiyeli nedir?

Sarıyer’de oy potansiyeli olarak tespit ettiğimiz 60-70 bin civarında Sivaslı var. Yaklaşık 36-37 bin civarında Sivas’a kayıtlı nüfus ve yaklaşık bir o kadar da burada doğanlarla birlikte Sarıyer’de güçlü bir potansiyele sahibiz. Sarıyer nüfusu genellikle Karadeniz, Trabzon ve Rize ağırlıklıydı. Daha sonra İstanbul’da sanayileşmeyle ve Anadolu’dan da göçle beraber Sarıyer Türkiye’nin her vilayetinden göç aldı. Özellikle de Sivaslılar burada şu anda nüfus yapısı olarak en fazla olan hemşeri grubudur. Sarıyer’de Rize ve Trabzon toplamından daha fazla Sivaslı var. Dolayısıyla Sarıyer’in genel yapısına baktığımızda Erzincan, Erzurum ve Kars olarak diğer Anadolu kökenlilerle birlikte Anadolu ağırlıklı bir ilçe olduğunu görürüz. SASİDER’in yaklaşık 3 dönemdir başkanlığını yapıyorum. SASİDER kurulduğu günden beri Sarıyer’in menfaatlerini kollayan bir dernek olmuştur. Sivas’ta doğduğumuz yerleri hiçbir zaman unutmadık ve kültürlerini burada her zaman yaşatmaya çalışıyoruz. Sarıyer ve İstanbul kültürünü de her zaman baş tacı ediyoruz. Tüm hizmetlerimizi Sarıyer’e neler katabiliriz ve nasıl geliştirebiliriz diye yapıyoruz. Soranlara bu konularla ilgili fikirlerimizi de söylüyoruz. SASİDER olarak klasik dernekçiliğin üstünde bir dernekçilik yapıyoruz. Kurulduğumuz günden beri diğer dernekler gibi hiçbir siyasi parti ve siyasi oluşumdan yardım almadık. Yardım teklifleri oldu ama kabul etmiyoruz. Bunu objektif olalım diye yapıyoruz. Eğer biz bir karar vereceksek ve birileri bizi finanse ederse o tarafa doğru bizim de eğilmemiz gerekiyor. O insanlığın gereği yani ben değil herkes öyle yapar. Eğer birilerinden destek alıyorsanız yarın o insanları satmamanız lazım. Biz de yarın bir gün böyle bir şeyle karşılaşmamak için kendi giderlerimizi kendimiz yapıyoruz. Eğitimde ve diğer sosyal yönlerde dernek olarak bizim yardımlarımız oluyor. Yardım alan değil yardım bilakis yardım yapan bir dernek halindeyiz. Yönetim kurulumuz son derece güçlü ve her birisi dernek başkanı olabilecek kapasitede. SASİDER olarak birçok platformun, federasyonun ve konfederasyonun yönetimlerinden daha güçlüyüz.

3 yıldır başkanlığını yaptığınız SASİDER, Sarıyer’de sizinle güzel çalışmalar yaptı. Peki, dernek başkanlığını ne kadar daha sürdürmek istiyorsunuz?

Açıkçası dernek başkanlığında çok senelerce kalmak düşüncesinde değilim. Siyasi ya da maddi bir beklentiniz olur dernek başkanlığında kalmak isteyebilirsiniz. Ama benim siyasi bir beklentim yok ve bir yere aday da değilim. Birçok teklif geldi ama hiçbirisini kabul etmedim. Dolayısıyla maddi olarak bugüne kadar hiçbir devlet kuruluşuyla da işim söz konusu olmadı. Derneğimizde objektif ve tarafsız olarak başkanlık görevini yürütüyorum. Ama bunu tabi ki bırakmak istiyorum. Arkadaşlar çok ısrar etti ve bütün tabandan gelen bir istek oldu “Ali bey siz bir dengesiniz, bütün siyasi partilere eşitsiniz ve bunu şu aşamada belki başkaları yapamayabilir, sizin bu işli devam ettirmeniz gerekir” baskısından dolayı burada dernek başkanlığı yapıyorum. Tabi ki dernek başkanlığını sürdürdüğüm her gün de işimi seve seve yapıyor ve Sarıyer’e faydalı olmaya çalışıyorum.

Geçtiğimiz günlerde SASİDER olarak Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığına destek olmak için imza kampanyası yaptınız. Bu fikir nereden doğdu, hemşeriniz olduğu için mi desteklediniz?

Sarıyer’de bu konuda çok teşekkür aldığım hemşerilerimin yanı sıra eleştirenler de oldu. Ben çok eski siyasetçi olduğum için biliyorum, bazen biz de sevdiğimiz liderlere babamız kadar önem ve değer veriyorduk. 40 sene önceki bu fikirlerimiz 40 sene sonra ya da 20-30 seneden sonra ne kadar boş ve ne kadar karşılıksız platonik bir aşk olduğunu yaşadık. Ama tabi parti liderlerine ve partilerine tutkuyla bağlananlar var. Bunları da sizi eleştirenleri de saygıyla karşılamak gerekir. Ben şunu çok iyi biliyorum ki, bugün eleştirenler yarın diyecekler ki “Sarıyer’de bir SASİDER başkanı vardı Ali Genç, adam adam gibi adamdı. Sadece Sivas’ın ilkelerine göre hareket etti ve partilere de son derece saygısı vardı.” Demokrasiye inanan her insanın siyasi partilere ve bütün liderlere saygısı vardır.  Ben A partisinin lideri benim için çok önemli ama B partisinin önemli değil diyemem. Eğer vatan, millet ve bayrak diyen siyasi partiler varsa ülkemizin bölünmez bütünlüğüne “evet” diyen bütün siyasi partilerin bizim başımızın üzerinde yeri var. Bu aşamada da Saadet Partisi’yle ve rahmetli Erbakan hocayla benim hiçbir siyasi bağım yok. Ama ben Sarıyer Sivaslılar dernek başkanıyım. Yani Sivaslı bir hemşerim olan Temel Karamollaoğlu’nu desteklemekten başka benden ne beklenebilir. Temel bey, AK Parti’de, MHP’de veya CHP’de de olsa ben yine kendisini desteklerim. SASİDER olarak bizim görevimiz budur ve arkamızı dönemeyiz. Dönersek o zaman kendimizi inkar etmiş oluruz. Tamamen hemşeri gözüyle bakarken “hemşeri olsun ne olursa olsun” da demedik. Yani gerçekten yeterli donanıma sahip bir şekilde ülkeye faydalı olabileceğine inanırsak destekleriz. Yarın bir gün yine Sivaslı bir belediye başkanı koyarlar ama hiçbir işe yaramaz ve Sarıyer’e faydalı olacağına da inanmazsak kesinlikle ona o desteği vermeyiz. Bu böyle bilinsin. Ama Temel Karamollaoğlu donanımlı birisi ve bir partide çok önemli görevlere gelmiş. Öte yandan Sivas gibi bir şehri muhteşem yönetti. Sivas onun döneminde pırıl pırıl tertemiz bir il oldu ve gittiğimde inanın şaşırdım. Bunu herkes görüyor. Ben bu kadar deneyim süzgecinden geçen başarılı bir yönetici ve aynı zamanda siyasi partinin genel başkanını partili olmasam da neden desteklemeyeyim. Saadet Partisi çok önemli bir partidir. Kim ne derse desin Türkiye’de Saadet Partisi’nin bir çekirdek kadrosu vardır hiçbir zaman yok olmaz. MHP, CHP ve AKP de yok olmaz. Ama zaman zaman çok aşağıya düşebilir ve bir gün mutlaka yukarı da çıkarlar. Geçmişte biz bunları gördük ve yaşadık. Bu bakımdan önemli bir partinin genel başkanı ve bu işi de söylemlerine bakılırsa ülkede milli birlik ve beraberlikleri uygulamasını gerçekten yapabilecek donanımını zaten ortaya koyuyor. Dolayısıyla da böylesine başarılı bir hemşerimizin niye yanında yer almayalım.

Peki, bu anlattıklarınız doğrultusunda 24 Haziran’da SASİDER olarak ortak bir karar almayı düşünüyor musunuz?

SASİDER’de bütün hemşerilerimiz sevdikleri liderleri desteklemek konusunda serbesttir. Biz onlara burada ipotek koyamayız. Bu doğru ve demokratik olmaz. Ama bizim yapacağımız şu, devlet başkanlıklarında arkadaşlarımız muhtemelen serbest kalır. Ama yine söylüyoruz. Milletvekili seçimlerinde bizim pozitif destek vermemiz için siyasi partilerin milletvekilleri listelerini görmemiz lazım. Yani biz orada temsilde adalet varsa ve tüm hemşeri grupları listelerde yer alıyorsa destekleriz. Sarıyer’deki bütün hemşeri gruplarını temsilde adalet kavramıyla burada yer almasını isteriz. Ama eğer liste yapılır ve yapılan listede belli bir hemşeri grubuna ağırlık verilirse, pozitif bir ayrımcılık varsa ve burada da adil bir dağılım yoksa biz orada fısıltı gazetesiyle gereğini yaparız. Bütün partilerin ilçe yöneticileri temsilde lütfen adaletli olsunlar. Yani bir bölgenin insanlarına çoğunluğu verip de öbür insanların oy vermesini hiç kimse beklemesin. O listelere baktığımız zaman birçoklarında İstanbul yazsa da biz kökenine bakarız. İstanbul yazanların yüzde 90’ı bakıyoruz bir vilayetten olmuşlar. Kimin ne olduğunu biz listeler açıklandığı zaman tek tek ortaya koyacağız. O zaman yönetim kurulu kararımızı ve halkın içerisinde de bizim için önder kişi nitelikli birçok hemşerimiz fikirlerini alarak böyle bir pozitif tavır koyabiliriz. Bizim böyle bir şey yapmamızı istemiyorlarsa karşımızdaki insanların da adil olmaları lazım. Söylediğimiz gibi bütün hemşeri gruplarına bunun içerisinde Trakya kökenli insanlar da, gerçekten İstanbullu ya da Sarıyerli olanlar ve 2. bölgede diğer hemşeri grupları da var. Bütün ilçelerde bunları gözeten parti bence kazanır.

İlerleyen süreçlerde milletvekilliği ya da belediye başkanlığı için adaylık düşünceniz var mı?

Ben bunları çok rahat söylüyorum neden çünkü hiçbir şeye aday değilim. Birçokları da ben SASİDER dernek başkanlığını yaparken “Ali bey siyaseti çok iyi biliyor mutlaka bir amacı vardır; milletvekilliğine aday olacak ya da belediye başkanlığına aday olacak” söylemlerinde bulundu. Baştan beri söylediğim şey “ben dernek başkanlığı yaptığım sürece hiçbir şeye adaya olmayacağım” şeklindedir. Kaç seçim oldu hiçbir şeye aday değilim. İki partiden teklif geldi ama teşekkür ettim konuyu kapattım. Çünkü ben kendimi pazarlamak için SASİDER’de dernek başkanlığı yapmıyorum. Yapsak zaten baştan beri bir tarafın arka bahçesi olurduk. Ama biz istiyoruz ki tarafsız objektif olalım ve bir şey söylediğimiz zaman da halkta kabul görsün. “Ali bey bir şey söylediyse bunun altında mutlaka bir şey vardır bunu bir irdeleyelim” dedikleri zaman doğruyu görecekleri kanaatindeyim. Burada birinci görevimiz doğruları empoze ederek halkımızı aydınlatmaktır.

Gazetemiz aracılığıyla okurlarımıza vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Görünen şu ki bu seçimlerden sonra erken bir yerel seçim de söz konusu olacak ve bunu da görmek gerekiyor. Ben bu baskın seçimin geleceğini daha önce söylemiştim. Zaten Türkiye’de 3 ay önce görünen tabloya baktığımızda erken seçim kesin geliyordu. Bu aslında bir baskın seçim de değil. Bu süreci siyaseti bilen herkesin okuması gerekir. Erken seçimin baskın tarafı,  İYİ Parti’nin dışlanması şeklinde oldu. Normalde bütün siyasi partiler kendi lehlerine ya da aleyhlerine olacak her şeyi değerlendirir ona göre de seçimin startını verirler. Böyle bir aşamada böyle bir karar verdiler buna saygı duymak lazım. Ama bazen de evdeki hesap çarşıya da uymayabilir. Örneğin ben İYİ Parti’nin yüzde 2-3 alır diye konuşulduğu süreçlerde yüzde 15’in altına düşmeyecektir dedim. İYİ Parti çok sürpriz şekilde çok da üzerinde bir oy alırsa kesinlikle kimse şaşırmasın.  24 Haziran ülkemiz için hayırlı uğurlu olsun çünkü demokrasinin düğünü bayramı seçimlerdir. Bu seçimlerde hiç kimse kimseyi kırmasın. 30 sene sonra kendilerine biz niye böyle yaptık diye gülerler. Gönlündeki liderleri desteklemek için oy versinler ama fanatizme kesinlikle gerek yok. Karşılarındaki hiç kimseyi de incitmesinler, Mevlana misali herkes birbirine saygılı olsun. Çünkü siyasete 40 senesini veren biri olarak çok net söyleyebilirim ki geçmişte vatan haini bir tane lider görmedim. Türkiye’yi yönetenler elindeki imkanlar ve içerisinde bulunan süreçlerde hizmetleri çok ya da az yaptılar. İyi yapayım derken yanlış yapanlar da oldu. Ama ortalamasına baktığımız zaman bütün hepsini saygıyla anmak lazım. Ölen liderlere de Allah’tan rahmet diliyorum. Ülkemiz güzel şeylere mutlaka kavuşacaktır. Türkiye güçlü bir şekilde yerinde duruyor ve durmaya da devem edecektir. Türkiye’de parti ya da lider değil, kim gelirse gelsin vatan, millet ve bayrak diyen herkes ülke refahını koruyacak ve Türkiye ileriye gidecektir.

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

Bu haber 26 Mayıs 2018 tarihinde yayınlanmıştır. (5 ay önce)

Habere yorum yaz