Erkan Sarıyıldız: “Hayallerinle arandaki tek engel sensin”

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

SARİYERGAZETESİ.COM – RÖPORTAJ – RUKİYE AY

Doktorluk mesleğini başarıyla sürdürürken “Kendine Doğuş Atölyesi”nde de deneyimlerini paylaşan başarılı yazar Erkan Sarıyıldız son çıkan kitabı “Geleceği Değiştirme Kılavuzu”yla ilgili Sarıyer Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. Sarıyıldız; “Değişimin anahtarı önce değişimin gerekliliğinin farkına varmak ve istemek” dedi.

Mesleğinizde başarılı bir doktor olarak kitap yazma tutkunuz nasıl başladı?

Gerçekten benim bile şaşırdığım bir gelişme bu. Çocukken birkaç karalama ve günlük tutma dışında hayatımda yazı yazma ile ilgili bir eğilim yoktu. Her şey kendimi bulma yolculuğum sonrası başladı. Bu ilginç serüvenin bir yerine gelince içimde o kadar çok birikmişlik varken bunları akıtabileceğim bir kanal bulmazsam çıldırabilirdim. Önce bir blogger olarak başladığım kısa yazı yazma serüvenim bütünlüğü olan kitaplar haline dönüştükten sonra hayatımın olmazsa olmazı olan bu alanım benim için muhteşem bir kurtarıcı oldu.

İnsanlarla doktor olarak tıbbi konularda ve bir yazar olarak da cümlelerde yolunuzun kesişmesi arasındaki en sevdiğiniz benzer nokta nedir?

Aslında ikisi de çok benzeşiyor. İkisinde de karşı tarafa ulaştırdığınızda yaşamlarında fark yaratacak, daha iyiyi, daha güzeli bulmalarını kolaylaştıracak bilgi ve tecrübelerinizi aktarıyorsunuz. İkisinde de hayatlara dokunuyorsunuz.

“Değişim” isteği yaşamın hangi aşamasından sonra bireyin aklına düşüyor?

İnsanın gelişim evreleri vardır bilirsiniz. Önce hayatta ve yaşamın içinde olmaya çalışma, kendini gerçekleştirme, temel ihtiyaçlarını karşılayacak duruma geçme dönemleri vardır. Sonra ise geriye dönüp bakarak oluşturduğu gerçekliğin ne kadarının kendisini ifade ettiğine dair sorgulamaların dönemi. Hani o klasik “Ben kimim?”  sorusu dönemi. İşte bu dönemde değişim isteği en tepeye çıkıyor. Bir bakıyorsun ki aslında sana biçilmiş kaftanların içine sığmaya, bir şeklin devamlılığını korumaya çalışıyorsun fakat içinde gerçek sen yoksun.

Peki, gözlemlerinize göre değişimi insanlar en çok ne konuda istiyor? Değişimin anahtarı nedir?

Önce ikinci sorudan başlayayım. Değişimin anahtarı önce değişimin gerekliliğinin farkına varmak ve istemek. İnsanlar en çok asıl potansiyellerine ulaşamadıklarında ve yaşamın içinde sıkıştıklarını hissettiklerinde değişimi istiyorlar. Tabii ki ilişkiler diğer önemli bir başlık.

Hayatımızdaki hedeflere ulaşmak ve değişimi başlatmak için durdurucu etkenleri ortadan kaldırmanın ilk adımı ne olmalıdır?

Öncelikle kişinin öncelikle daha iyiyi, daha güzeli hak ettiğine inanması lazım. Birçoğumuz şu ya da bu sebepten kendimizi hak ettiğimizden daha düşük seviyelerde yaşatmamız gerektiğine inanıyoruz. Bu dediğim biraz garip geliyor ama tevazu ile zavallılık hissi birbirine karışmış şekilde. Kendimizin gücüne inanmıyoruz, kendimizi cezalandırmaya çalışıyoruz, kendimizi sevmiyoruz.

Kitabınızın can alıcı cümlesi “Hayallerinle arandaki tek engel sensin” cümlesinin fark edilebilmesi için öncelikle ne gereklidir?

Kitabımda da ayrıntılı şekilde anlattığım gibi değişimin önündeki tek engel kendimiziz. O yüzden okurlara basit bir düşünme oyunu verelim. Kendilerini gelecekte görmek istedikleri rüya evinde düşünsünler. Tüm ayrıntılarıyla bu evi inşa etsinler. Sonra da bu evin gelecekte onların olacağını düşünsünler. Ardından uyanan düşünceler işte durdurucularımız. (Olur mu? Bu ev nasıl benim olur? Hayal edince hayatıma girer miymiş, ne saçma?, Dünyada insan bitti de benim başıma böyle güzel bir talih kuşu konacak.) Bunları fark edip önerdiğim yöntemlerle hayatımızdan çıkardığımızda her şey çok daha güzel oluyor.

Yaşamımızı değiştirmek istediğimizde kendimizi başarısızlığa nasıl itiyoruz? İstenilen değişimin gerçekleştirilememesi ne gibi sonuçlar doğurur?

Kendimize inanmıyoruz, gücümüze, hak ettiğimize, yapabileceklerimize… Bir de sabırsızız. Bir yönteme inansak bile kısa sürede meyvelerini göremeyince bırakıyoruz. Aslında yaptığımız her eylem gelecekte değişim rüzgarını başlatıyor ama esintisini hissedemeyince rüzgar esmiyor sanıyoruz. Sonra da hayal kırıklıkları içinde eski tas eski hamam bir yaşam yolculuğunda ilerliyoruz.

İnsan yaşamında kader anlayışının etkisi ne kadar? Seçimlerimizle kadere yön vermek mümkün müdür?

Benim kader anlayışım ile genelde kabul gören anlayış arasında ufak farklılıklar var. Bugün ne yaşıyorsak dünkü, yarın ne yaşayacaksak da bugünkü düşünce modellerimizle oluşuyor. İnsan dünyaya geldiğinde kendi içinde sonsuz potansiyeller içeren bir kader programıyla doğuyor. Doğduğu yer, aile, ülke belirli olan bu programda hangi seviyede gerçekliklerin oluşacağı ise kişinin içinde bulunduğu halleriyle, seçimleriyle belirleniyor

İçimizdeki “iyiyi” ve “kötüyü” nasıl dengeleriz? Kişi yaşamında egonun manevralarını kontrol etmeyi nasıl öğrenir?

Bu soruların tek cevabı var. O da farkındalıklı yaşam. İnsanın en iyi tanıması gerekli olan kişi kendisidir. O yüzden kendimizle baş başa vakit geçirme alışkanlığına ihtiyacımız var. Zaman içinde egomuzun, zihnimizin, bedenimizin seslerini tanımaya ve asıl yöneticilerin onlar değil bizim seçimlerimiz olduğunu anlamaya başlıyoruz.

Sizce değişimi istemeyen yani hayatından tamamen memnun olan insan var mıdır?

Öncelikle şunu unutmamalıyız, kimse değişmek zorunda değil. Tabii ki yaşamından memnun çok insan var. Bu yaşamlarının her zaman harika olmasından kaynaklanmıyor. Kendisini hangi şartların içinde olursa olsun güvende, iyi hissediyorsa sorun yok demektir. Değişim isteği hayatların önüne engel olduğunu hissedince, içindeki sesle dışta sunduğu kimlik arasında uçurumlar varsa başlıyor.

Geleceği Değiştirme Kılavuzu kitabınızın okuyucularınıza yararlı olabilmesi için tavsiyeniz nedir?

Kitabı okurken bugüne kadarki oluşmuş yaşam görüşlerinin penceresinden değil yeni bir yolmuş gibi, yargılamadan okumalarını öneriyorum. Kitabıma koyduğum her söz, her deneyim bizzat yaşanmışlıkların ürünleri. Bir de oyun oynayan bir çocukmuş gibi hevesle yazdığım uygulamaları yapsınlar. Sonuçlara onlar bile inanamayacak.

Geleceğiyle ilgili planlarında bir hedefi olmayan ve kararsız tutumları olan gençler ne yapmalıdır?

Öncelikle etrafın yönlendirmelerinden bağımsız olarak kendilerinin ne istediklerini, yaşamda nasıl bir fark yaratmak için burada olduklarını bulmaları lazım. Yaşam onların yaşamı, başkalarının hayallerini gerçekleştirmek için burada değiller.

Kitabınızı okurla konuşur gibi soru-cevaplarla kurgulamanızdaki amacınız neydi? Kitabın Uygulama Bölümü’nün okuyucuya verimli olabilmesi için tavsiyeniz nedir?

Bu anlatım biçimini çok seviyorum. Daha önce de Ayak İzlerim adlı kitabımda da bu yöntemi kullanmıştım. Anlattığım şeyler öyle kolayca yenilir yutulur şeyler değil. Anlamak için biraz üstünde düşünmek ve sindirmek lazım. Kitabım devrimci bir kitap. O yüzden karşımda bir okurum var ve onun kafasına takılan soruları cevaplar gibi yazmak bana daha kolay anlaşılır olacağını hissettiriyor. Bugüne kadar atölye ve bireysel çalışmalarda karşılaştığım sorulara benzer sorularla ilerlemek bu zor konuları anlaşılır kılıyor.

Toplumumuzdaki kitap okuma alışkanlığını yeterli buluyor musunuz? Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?

Klasik bir cevap vereceğim ama öyle. Kesinlikle yetersiz. Bunda sosyal medyanın ve popüler kültürün çabuk tüketme alışkanlığının rolü büyük. 5-6 cümlelik sözler, aforizmalarla kaynıyor ortalık. Düşünmeye gerek olmadan hap çıkarımlarla geçen bu süreç kolayca bir şeylere ulaşıldığı için çekici olduğu zannedilirken aslında kişilerin içsel dünyalarını fakirleştiriyor, yaşamları yüzeyselleştiriyor.

Yeni kitap projeleriniz var mı? Okurlarınızdan nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

İlk başta da dediğim gibi yazı yazma benim kendimi dengelemem ve yaşamımı çoğaltmak için çok önemli. O yüzden elim hiçbir zaman durmuyor. Kitap projeleri olmaz olur mu? Başlanmış 4 adet kitap, bitmiş bir roman, kafada bin bir değişik proje. Daha çoook işim var çok. Bir yazarı en mutlu eden şey yazdıklarının okurlara dokunduğunu hissetmektir. Bu konuda ben çok şanslıyım, şükürler olsun.

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

Bu haber 29 Eylül 2018 tarihinde yayınlanmıştır. (3 ay önce)

Habere yorum yaz