Sarıyer Belediye Başkan Aday Adayı Süreyya Cinik; “SİYASET TUTKU İŞİDİR, SARIYER’E İMZA ATACAĞIMI DÜŞÜNÜYORUM”

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

SARİYERGAZETESİ.COM – ÖZEL RÖPORTAJ

Cumhuriyet Halk Partisi’nden Sarıyer Belediye Başkanlığı aday adaylığını açıklayan Süreyya Cinik, Genel Yayın Yönetmenimiz Bekir Batu’nun sorularını yanıtladı. Tecrübeli siyasetçi ve belediyeci Cinik, hakkında merak edilen tüm sorulara açıklık getirdi ve gündeme ilişkin konularda çok çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. İşte Süreyya Cinik’in Sarıyer Gazetesi’ne yaptığı açıklamalar.

Belediye başkan aday adaylığı fikri nasıl belirdi? Niçin böyle bir siyasi mücadele içine girmeyi düşündünüz?

Genelde bana sizin de dediğiniz gibi “cesaretim” için teşekkür ediyorlar. Bir de tersten okumak lazım. Cesaret duyma gereği hissettiğimize göre bir korku var. Ben 30 senedir siyasetin içindeyim. Cumhuriyet Halk Partisi’nin herhangi bir yetişmiş üyesinin cesaret kelimesini kullanmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü cesaretin tersi korkudur. Bu laf bana dokunuyor. Medeni cesaret dediğiniz zaman da bana dokunuyor. İşi biraz hafifletmek gibi geliyor bana. Direk adaylığınız için tebrik etmek gerekiyor. Ben 1 sene önce belediye başkanlığı için aday adayı olmaya karar verdim buna. Sosyal medyamdan da duyurmuştum. İlçe kongresinden sonra belediyelerin direk siyasetin içine girip siyaseti dizayn etmesi bana sosyal demokrat olarak esef verdi. Ben o gün bu siyasi mücadelenin içine girmeye karar verdim.

Sarıyer gibi bir yerde kadın aday adayı olması önemli ve bu anlamda kadın olmanızın da çok fazla artısı olacağını düşünüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nden aday olmanız halinde nasıl bir seçim politikası izlemeyi düşünüyorsunuz. Önünüzde 5 yıl gibi bir süre olacak. Neler yapmayı planlıyorsunuz? Böyle bir programlama yaptınız mı kafanızda oluşturduğunuz bir yol haritanız var mı?

Genel başkanımız ve belediye başkanımız da olmak üzere özellikle ilçelerde kentlerde kadın adaylar görmek istediklerini söylemişlerdi. Artık kadın adayların önünün açılmasına ihtiyaç var. Şöyle bir anekdotla başlayalım isterseniz. Ben hem broşür hem de kartvizit için fotoğraf çektirmek için bir fotoğrafçıya girdim. “Vesikalık değil broşür için” dedim. O da “aday mısınız” dedi. “Evet, adayım, nereye oy vereceksiniz” dedim. “Ben AK Partiliyim, ama Sarıyer’de eğer aday çıkarsanız oyum sizedir” dedi. İşin garibi çektiği fotoğrafların hiçbirisine de para almadı. Sarıyer gerçekten bir kadın belediye başkan adayına fazlasıyla hazırdır. Bu bir bayrak yarışıdır ve dokunuştur. Sarıyer’de çocuk kreşleri ve ağaçlandırma en büyük sorunumuzdur.  Sarıyer’de en büyük sorun toprak rantı ve mülkiyet sorunudur, yerinde dönüşümü savunuyoruz Sarıyerlilerin istemediği hiçbir dönüşümün yanında olmayacağız Sarıyerimizin doğasını yeşilini toprak rantına kurban verdirmeyeceğiz. Bunun yanı sıra dar gelirli yaşlıların sığınacağı hiçbir yer yok. Sarıyer’de bitki ve ağaç çeşitliliği azaldı, erguvanları göremiyoruz. Sarıyer’in turizm ilçesi olmasının getireceği en büyük fayda esnafını kalkındırması olacaktır. Burada trafiğe kapalı sokakların olması gerekiyor. Tur rehberleriyle kültürel geziler şeklinde yapılması gerekiyor. Ben 1989’da SHP zamanında halkla ilişkiler müdürlüğü ve kültür müdürlüğü görevlerinde bulundum. Dolayısıyla belediyeciliği de bilirim. Belediye başkanlığına geldiğim ilk andan itibaren yapacağım ilk iş örgütün belediyeye ayakları titremeden girmesini sağlamak olacak. Demokrat ve solcu kadroların olmadığını görüyoruz. Sarıyer’e bir imza atacağıma inancım sonsuz. Bir vatandaşın belediyede işi olduğunda başkan yardımcısının ya da müdürün kapısını çalarken bacaklarının titrememesini için ne gerekiyorsa yapacağım. CHP ilçe örgütüyle belediye arasında ciddi bir duvar var ve artık barışma zamanı gelmiştir. Belediye başkanımız güzel işler yapmıştır. Ama örgütle belediyenin arasındaki o duvarın yıkılması gerekiyor. Belediye kadrolarını demokrat, liyakat, emek ve sol gelenekten gelen insanlarla ekiple yöneteceğim. Yapılan hizmet ve projelerin devamını sağlayacağız. Bir belediye başkanlığı için en fazla iki dönemin çok yeterli olduğunu düşünüyorum. Çünkü birinci dönem planlamadır. İkinci dönem bunun semeresini görmektir. Her başarılı insanın bunu görmesi gerektiğini düşünüyorum. 3. dönem ne kadar başarılı olursa olsun başarısızlığı gereksiz olduğuna inanıyorum. Düşünebiliyor musunuz bir belediye başkanı iki dönem yapacak 10 yaşındaki çocuk olacak 20 yaşında. 3. ya da 4. dönemi talep edecek o genç olacak 35-40 yaşında… Peki, bir milletvekili 20-30 sene milletvekilliği yaparsa, bir ilçe başkanı ya da belediye başkanı 3-4 dönemi yaparsa “biz gençlerin ve kadınların önünü açalım” sözü söylemdir inandırıcı değildir. Bu kadroların belirli sürelerde bayrak yarışı gibi elden ele geçmesi gerektiğinin düşünüyorum. Katılımcıysak ve bir kitle partisiysek kendisini yetiştirmiş örgütün öngördüğü beğendiği takdir ettiği arkadaşların bayrak yarışını devam ettirmesi gerekiyor.

Sarıyer’de kadın belediye başkanı nasıl bir değişime yol açabilir? Bugüne kadar hep erkek belediye başkanı geldi siz olursanız bu bir ilk olacak. Bir kadın belediye başkanı olmasının sosyal alanda ne farkını göreceğiz?

Sarıyer ve hatta aslında İstanbul kadın adaylara açık durumdadır. AK Partili bir seçmen beni tebrik etti ve “adaylaşırsanız oyum sizindir” dedi. Bu çok önemli bir örnektir. Ekip olarak kadınların daha çok iş başında olmasını sağlayacağız. Küskünlük ve dargınlıklar kadın naifliğiyle daha barışçıl bir durum alacak. Erkek egemen toplumdan daha yumuşak bir geçiş yapacak. Kadın belediye başkanlarının ulaşılabilirliği çok daha rahat olacak.

Sarıyer’de 10 yıllık bir Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı var. Siz hangi eksiği doldurmak adına siyasete girmek istiyorsunuz? Belediyenin çalışmalarında gördüğünüz bir eksik var mı?

Belediye başkanımız güzel çalışıyor, hakkını yememek gerekir. Partilim olduğu için de demiyorum. Mesela çok güzel bir belediye hizmet binası yanına da kültür merkezi yaptı. Ama bu şuna benzer “yediğin önünde yemediğin arkanda daha ne istiyorsun.” Özgürlük nerede, katılımcılık nerede, fikir sorulması nerede? Partili olarak katılımın dışında kalınması seçmeni üzmez mi? Açıkçası beni üzer… Biz “tek adamlığa” karşıyız. Her yerde katılımcı olduğumuzu söylüyoruz. Evrensel insan haklarına inanıyoruz. Bunlar bizim olmazsa olmazlarımızdır. Olmazsa olmazımız özgürlüktür. Bana han yapsanız ne olur hamam yapsanız ne olur. Özgürlüğüm olmadıktan sonra benim yaşadığım kente dair fikrim olmadığı sürece o fikre dahil olmak için bütün ömrümü siyasete vermiş bir insansam eğer halen süreçlerin dışında kalmak bence çok demokratik değildir. Yapılan binaların içine insan koymak ve samimiyet gerekiyor.

Şu anki tabloya baktığımız zaman CHP Sarıyer İlçe Teşkilatı belediye güdümünde şekillenmiş diye bir algı var. Siz belediyeyle ilçe arasında nasıl bir iletişim veya hiyerarşi kurmayı düşünüyorsunuz. Bu olaya bakışınız nedir?

Partinin kendi içerisinde bir hiyerarşik yapısı var. CHP şu anki partilerin içinde en köklü ve Cumhuriyeti kurmuş bir partidir. Gerçekten de hiyerarşisi tam oturmuş bir partidir. Ama bu hiyerarşinin içinde bir özgürlük vardır. Biat kültürü yoktur. Biat kültürü olursa Cumhuriyet Halk Partisi sosyal demokrat bir parti olmaktan tamamen çıkar farklı bir yöne gider. Belediye başkanı koltuktan aldığı güçle siyaseti yönetmezse siyaset kendi yolunu bulur. Belediye başkanı sosyal demokrat anlayışla politikalarını yürüttüğü sürece örgütün hiçbir anlamda belediye başkanıyla sorunu olmaz. İlçe başkanı tüzüğümüzde protokol olarak belediye başkanının üstünde yer alır. Belediyeye hizmet almak için mi gideceğim yoksa rutin işleri yapmak için ilçeye mi gideceğim? İlçe örgütümüz sevgi, saygı, liyakat, emek ve vefa istiyor. Yani bizim beş ok. Ama bunların hiçbirisini ne yazık ki göremiyoruz.

Peki, sizce neden böyle oldu?

Türkiye’de politika anlayışı değişti. Gençleri yetiştiremiyoruz çünkü onları yönetim kadrolarına çekemiyoruz. Oturan yerinden kalkmak bilmiyor. Ama bir politikacı 25 senede emekli olup köşesine çekilmiyor. Bu hırsların törpülenmesi gerekiyor. Genç ve kadını alandan çekerseniz partiye sonsuza kadar bağlı olan küçük bir grup olarak kalıyor. Seçmen kendisini geriye çekiyor ve sandığa gitmeme eğilimleri başlıyor. Gençler zaten hem yetiştiremediğimiz için hem alanın boş olmadığını gördükleri için geriye çekiliyorlar. Sorun bırakmasını bilmemekte. Her şeyi tüzüğe bağladık ama tüzüğü uygulamıyoruz.

Aday olmanız durumunda kafanızda oluşturduğunuz meclis üyesi şablonunuz ya da listeniz var mı?

Şablonum var listem yok. Liyakat esas olarak emek sol ve demokrat olması. Bu gruba uyan herkes meclis üyesi adayımdır. Ben belediye başkanlığı ve meclis üyeliklerinde ön seçimden yanayım.Ben tabi ki eğilim yoklaması ya da meclis üyeliği için bir oylama olursa oy vereceğim. Partinin tozunu yutmamış kimseye ön seçim veya eğilim yoklamasında oy vermeyi düşünmüyorum. Teknik kadrolar hariç partide alanda emeği olan, sözü olan ve partinin gelenekleriyle hiyerarşiyi çok iyi bilmesi gerekiyor. Sarıyer’e yerleşik olmalı ve Sarıyer’i çok iyi tanımalıdır. 2-3 dönem meclis üyeliği yapacağım diye istekli olmamalı. Ben bu düsturlarla yürüyeceğim. Şablonum var ama aday listem yok.

Bu söylediklerinizden belediyenin mevcut yapısını düşündüğümüz zaman ciddi bir değişime gidilebileceği anlamına geliyor. Baktığınız zaman hep belirli kesimler ve belirli yörelerin insanlarının öne çıkartıldığı bir yapı var. Bu da demek ki ciddi bir değişiklik yapmayı düşünüyorsunuz.

Kesinlikle öyle… O zaman aday olmamın bir anlamı yoktu. Belediye başkanı aday adayı olmamım da bir anlamı yoktu. Bu işi yapan arkadaşımız zaten var. Bunları değiştirmek için aday oldum. Bunu da göze alıyorum. Özellikle şunu söyleyeyim ben 10 senedir belediye başkanlığı yapmıyorum. Şimdiki belediye başkanı kadar da tabi ki tanınırlılığım yok. Olması da mümkün değil. Ama şunu iddia ediyorum ve diyorum ki hodri meydan. Sandıklar kurulsun ve seçmene sorulsun. Eşit koşullarda ben şu andaki belediye başkanımıza yarı yarıya fark atacağıma inanıyorum. Yerel yönetimde ön seçimden önce halka sorulması gerekiyor. Siyaset ciddiye alınacak bir konudur. Bazı arkadaşlar “macera yaptı, parasına yazık” gibi laflar da oluyor. Ben ömrümü siyasete vermiş bir insanım bu konuda da herkes takdire şayan şeyler söylüyor sizler de duyuyorsunuz. Bu anlamda ben siyaseti ciddiye alıyorum. Siyaset asla sergüzeştlik işi değildir. Siyaset olmazı oldurma işidir. Siyaset tutku işidir. Siyaset iddia işidir. Ben bunu iddia ediyorum onun için aday oldum. Siyaseti ben hayatım boyunca ciddiye aldım. Hizmet etmeyi bir onur olarak gördüm.

SÜREYYA CİNİK KİMDİR?

Süreyya Cinik, 1961 yılında Kars’ta doğdu. Fatih Kız Lisesi’ni bitirdi. Avusturya Goethe Enstitüsü-Ober Stuffe, Marmara Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı mezunu olan Cinik, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü’nde yüksek lisans yapmaktadır. (Tez aşamasında) 1988 Sosyal Demokrat Halkçı Parti Sarıyer İlçe Başkanlığı’nda siyasete başladı. Başladığı günden itibaren CHP’de kadın gücü olarak daha fazla ne yapılır düşüncesi ile projeler üretti. Birçoğunu faaliyete geçirme başarısı gösterdi. Süreyya Cinik, 9 Eylül 1992’de Sarıyer CHP’nin Kurucu yönetim kurulu üyesi ve seçilmiş ilk ilçe kadın ilçe sekreteri oldu. Daha sonraki yıllarda, 1994‘de Sarıyer Belediye Başkan adayı oldu. CHP-SHP birleşmesine kadar İlçe örgütlenmeden sorumlu Başkan yardımcılığı ve ilçe Başkanlığı yaptı.1995 yılında 13. sıradan en genç kadın aday olarak CHP‘de İstanbul Milletvekili adayı oldu. Süreyya Cinik, STK’larada çok önem verdi. Görev süresince birçok dernek ve vakıflara üye olarak çalışmalara destek verdi. Bunlardan bazıları, Sarıyer Kars-Ardahan-Iğdır Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanlığı, Kars-Ardahan-Iğdır Sanayici ve İşadamları Derneği (KAISİAD) Kurucu Başkanlığı, İstanbul Sarıyer Kadın Dayanışma ve Çevre Platformu Başkanlığı’dır. Süreyya Cinik, yabancı dil olarak ise İngilizce ve Almanca biliyor.

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

Bu haber 9 Kasım 2018 tarihinde yayınlanmıştır. (1 hafta önce)

Habere yorum yaz