Sarıyer Gazetesi’ne konuşan AK Parti Eski İstanbul Milletvekili Metin Külünk; “Cemal Kaşıkçı olayı Türkiye’ye karşı başka bir 15 Temmuz’dur”

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

SARİYERGAZETESİ.COM – ÖZEL RÖPORTAJ – BEKİR BATU

AK Parti İstanbul Eski Milletvekili Metin Külünk, ilaç sektörünün önde gelen isimlerinden INTRALINE Şirketi’ni ziyareti sırasında gazetemize özel açıklamalarda bulundu. İlaç sektörünün başarılı ve önde gelen şirketlerinden Esenler’deki Intraline’ı ziyaret eden Külünk, şirket çalışanlarına ülke ve dünya gündemiyle ilgili konularda görüşlerini paylaştı. Gündeme ilişkin konularda çok özel değerlendirmelerde bulunan ve şirket çalışanlarının sorularını da yanıtlayan Külünk’ün sohbeti büyük ilgi gördü. Intraline Pharma-Health Türkiye Genel Müdürü Lokman Kanat, AK Parti Eski İstanbul Milletvekili Metin Külünk’e Intraline şirketine yaptığı yardımları ve desteklerinden dolayı tüm çalışanları adına teşekkür etti, sonrasında üzerinde Külünk ve Kanat’ın fotoğrafının yer aldığı kutlama pastası kesildi.

KÜLÜNK SARIYER GAZETESİ’NE KONUŞTU

Intraline’da şirket çalışanlarıyla gerçekleştirilen söyleşiye özel davetli olarak katılan Sarıyer Gazetesi İmtiyaz Sahibi Bekir Batu, AK Parti Eski İstanbul Milletvekili Metin Külünk ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdi. Gazeteci Batu’nun sorularını yanıtlayan Külünk’ün açıklamaları şöyle;

Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda yaşanan Cemal Kaşıkçı cinayetini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cumhurbaşkanımızın soğukkanlılıkla süreci yönetmesi çok kıymetli. Çünkü bu hadisenin doğrudan hedeflerinden birisi Türkiye. Ancak Kaşıkçı tartışması beraberinde artçılarıyla birlikte olacak gibi görünüyor. Bundan bir Amerika – Suudi Arabistan gerginliği olur mu, bu gerginliğin petrol fiyatlarına yansımasından petrol fiyatlarının dünyada tetikleme usulüyle en önemli girdisi olan enerji girdisinin maliyetlerini arttırması açısından dünya bir ekonomik tartışmayı başlatır mı bekleyip görmek lazım. Ama bunlar ihtimal dahilinde muhtemel gelişmeler. Dolayısıyla bu hadisenin Türkiye topraklarında olmasının, İstanbul’da gerçekleşmesinin bir rastlantı olmadığını düşünüyorum.  Bir taşla dört – beş kuş vurmak istiyorlar ve ben açık yüreklilikle ifade edeyim ki üçüncü 15 Temmuzdur, başka bir 15 Temmuz kalkışmasıdır bu. Doğrudan Cumhurbaşkanımızı ve Türkiye’ye küresel sistemde yerini belli et mesajıdır.

Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızın da son derece soğukkanlı bir şekilde süreci yöneterek Türkiye’nin tavrını ortaya koyacak olmasını önemsiyorum tekrar ifade ediyorum bir üçüncü 15 Temmuz kalkışmasıdır. Kısa zamanda da bitecek gibi değil. Amerika’nın ikircikli tavrı Trump’ın ve etrafının yönetmede her şeyi bir fırsata çevirme özelliği burada da sahneye çıkıyor. Dolayısıyla bekleyip göreceğiz ama burada hedef ülkelerden birisi de Türkiye’dir. Ben üçüncü 15 Temmuz olarak ifade ediyorum bunu. Birinci 15 Temmuz 2016’da yaşandı, 10 Ağustos’ta üçüncüsü de Kaşıkçı hadisesidir.

ABD’li rahip Brunson olayında Türkiye’nin tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye bu işten sizce ne kadar kazançlı çıktı?

Devleti yönetenler devletin çıkarlarını esas alarak hareket ederler. Bu ülkeyi yöneten Erdoğan’ın bu topraklara sadakati tartışma götürmez bir gerçektir. O nedenle son derece önemli bir konuda ceza almış bir isim. Bu ismin cezasının tamamlanmış olmasından kaynaklanan bir tahliye. Milletin vicdanı bu anlamda yaralıdır. Milletin vicdanının yaralı olmasını doğru anlamalıyız. Çünkü bu millet bağımsızlığına düşkündür. Kamuoyuna ajan olarak ifade edilmiş ve ajan olarak bilinirliği kayıtlara geçmiş bir ismin az ceza alıp ardından da cezanın infaz olmasından kaynaklanan tarihiyle Amerika’ya gidip hemen Beyaz Saray ile karşılanması aslında neyle karşı karşıya olduğumuzu ifade etmesi anlamında önemlidir. Bir tarafıyla milletin vicdanı yaralı ancak diğer tarafıyla da buradan gider gitmez Beyaz Saray’da kabul edilmesi ve Beyaz Saray’dan kabul üzerinden bir mesaj verilmesi, devletten devlete bir süreç yönetimi var. Nasıl bakmalıyız? Evet milletimizin tepkisine saygı duyuyorum. Ancak yönetilen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Devlet kendi çıkarları doğrultusunda hiç tereddütsüz hareket eder ancak bazı gelişmelerin anlaşılabilmesi zamana bağlıdır, ısrarla ifade ediyorum. Mümbiç’i ısrarla takip etmeliyiz. Mümbiç’te PKK üzerinden bize parmak sallayanların önümüzdeki süreçte Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda muhtemel gelişmeleri iyi izlemesi lazım. O nedenle daha soğukkanlı, özellikle küresel denklemdeki fotoğrafları daha soğukkanlı izlemeliyiz. Ben sokağın tepkisine saygı duyuyorum. Ancak bu öfkeyi de köpürtmek isteyen unsurlar var. Çatışma alanlarını yoğunlaştırmak isteyenler var. Şuna inanmalıyız bu devlet bir akılla hareket ediyor. Yargı bağımsızlığı üzerinden süreç konuşuluyor. Diğer taraftan da Beyaz Saray’a gidip kabul edilişiyle beraber yargı bağımsızlığı ilkesi içerisinde yargının verdiği kararın hangi sonuçlarının ortaya çıkacağını görmek açısından da Beyaz Saray’da kabul edilen bir rahip onun karşılığında bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti. Amerika’ya gidişinin ardından Amerika’nın verdiği Türkiye’yle eskisi gibi ilişkiler kurmak istiyoruz cümlelerini de bu bütün içerisinde değerlendirmek lazım. Aceleyle ilk bakışta tabi ki kabul edilmesi mümkün olmayan ceza ve hemen cezanın arkasından tahliye edilip gitmesi. Burada neye ihtiyacımız var? Türkiye’nin mutlaka psikolojik operasyonlara karşı, karşı operasyon yapma kabiliyeti çok güçlü hale gelmesi lazım. Türkiye algı operasyonlarında maalesef çok ciddi saldırılarla karşı karşıya. Bizim bu saldırılara örgütlü cevap verebilme noktasında ne yazık ki eksikliklerimiz var.

Türkiye’nin mutlak süreçte bu psikolojik mücadeleye cevap verecek bir psikolojik harekat merkezi kurması gerekiyor. Kamu diplomasisi kurumunun çok daha etkin ve yeniden yapılanması kanaatindeyim. Türkiye’nin mutlak surette konvansiyonel mücadeleye kendisini yıllardır sürekli hazırlıyorsa siber savaşlarda da halk düzeyinde mutlaka hazırlıklı olmalıdır. Yani artık orduların meydanda karşı karşıya gelmesi tek başına savaş şekli değil. Psikolojik harp ile karşı karşıyayız. Çok rahat rahip üzerinden toplumu bir anda bütün dikkatleri dışarıya değil içeriye kilitlenebiliyor ve kendi arasında fay hatları çok hareketli hale gelebiliyor. Buna karşılık ne olmalı? Türkiye’nin kendini doğru anlatabileceği ve kirli bilginin etki alanını yok edebileceği, kirli bilginin yerine doğru bilgiyle önce kendi sokağını ardından da kendi sınırları dışındaki sokaklara doğru bilgiyi transfer edebilecek psikolojik mücadele yöntemlerini geliştirmek zorundayız. Önümüzdeki süreç siber savaş süreci. O siber savaşlara toplumun bütün katmanlarının hazırlıklı olması lazım. Çünkü en ufak bir fırsatı Türkiye’yi çökertmeye yönelik psikolojik algı operasyonuna çevirebiliyorlar. Bizim de bunlara çok ciddi anlamda en ileri düzeyde hazırlıklı olmamız gerekiyor. Bu konuda rahip hadisesiyle beraber ben bu konunun bir kez daha düşünülmesi ve dikkatten kaçmaması gerektiğini gördüm. Çünkü her hadise iyi yönetilmediği zaman psikoloijik olarak boşa düşüyor. Türkiye’nin boşa düşmeye tahammülü yok.

FETÖ ile mücadele konusunda sizin oldukça kararlı bir duruş sergilediğinizi Türk kamuoyu çok iyi biliyor. Peki sizce FETÖ ile mücadelede bundan sonraki aşamalar neler olmalı?

Bugün FETÖ örgütünün arkasındaki aklın, Türkiye’den ne istediğini anlamazsak FETÖ gider bir başkası gelir. Mesele Türkiye’den ne istiyorlar? Türkiye’yi nereye itmek istiyorlar? Türkiye’yi onların kafasında nereye konumlandırmak istiyorlar? FETÖ bir aparattır. FETÖ arkasındaki aklın esası değildir. Arkadaki akıl DEAŞ da değil. PKK ile de ittifak kuruyor. Geçmişte El Kaide’den önce Afganistan’la Sovyetler’e karşı kutlu direniş olarak başlayan mücadeleden bir sürü terör örgütleri ürettiler. Önemli olan arkadaki akıl ne istiyor. Asıl bunu iyi anlamalı. Arkadaki akıl yükselen güç bütün değilse yani soruları sormak gerekiyor. Bu ülkeye tankı kim ürettirmedi? Bu ülke ilaçta neden dışa bağımlı, bu ülke kendi uçağını neden yapamadı? Bu ülke kendi silahını neden Ak Parti dönemini bekleyerek yaptı, daha önce neredeydi? Bu soruların cevapları bize bu örgütler üzerinden ne istendiğini ifade edecek. PKK üzerinden ne istiyorlarsa, FETÖ üzerinden de onu istiyorlar. Toplumun bütün katmanları bunu anladı mı, öncelikle bunu anlamamız lazım. Üzgünüm anlamadı, siyaset bunu anladı mı üzgünüm anlamadı. Niye çünkü halen bu örgütün elemanlarına iyi çocuk diye bakanlar var. Çünkü bu örgütün üzerinden ne yapılmak istendiğini biz doğru anlatamadık. Bir de bu kalkışma İstanbul ve Ankara’yla sınırlandı. Dolayısıyla Anadolu’daki adam halen köprüdekini yaşamadığı için Genelkurmay’da yaşananları yaşamadığı için Anadolu’daki insan, badem bıyıklı cici ağabeyler, ablalar olarak görüyorlar. Ellerindeki makbuzla burs toplayan iyi çocuklar olarak görüyorlar. Onun içerisinde gizlenmiş bir canavar var top yekun hayatını yok etmek istiyor. Bu örgüt gider yarın başka örgüt gelir. Önemli olan şu biz bu ülkenin topraklarının bağımsızlığına düşkün insan yetiştirebiliyor muyuz, aklını kiraya vermeyecek. Ruhunu ve yüreğini devşirtmeyecek insan yetiştirebiliyor muyuz? Bu soruyu soralım nerede yetişti, bu kadar hain. 54 tane evladımızın olduğu yere bomba atan helikopterci nerede yetişti? Nasıl devşirdiler nasıl bu hale geldi? Biz bunu görmez, bu canavarlaşmanın yollarını tıkamazsak, Milli Eğitim politikalarında Diyanet politikalarında. En temel meselelerimizden bir tanesi Diyanet’tir. Eğer bugün Diyanet hakkıyla vazifesini yapsa, hiç kimse bu topraklarda insanları aldatamaz. Diyanet vazifesini yapacak. Diyanet’teki cami imamının işi sadece beş vakit namazı kıldırmak, ezanı okuyup gidip arkasına gelen on tane cemaatle namazı kıldırmaktan öte olmalı. Sokağınızdaki hastayla ilgilenmez, sokağınızdaki okul çocuğuyla ve yaşlısıyla ilgilenmez, yoksullarla ilgilenmez, iş adamlarıyla bir derdiniz var mı diye ilgilenmez sadece namaz kılmaya endekslenmiş bir din adamı profiliyle bu yıkıntıyı, bu moloz yığını hareketi ortadan kaldırmak mümkün mü? Niye çünkü insanlar boşluk bulduklarında kendilerine o boşluğu dolduracak adres arıyorlar.

Türkiye’de cemaat tartışması var. İnsan olduğu yerde cemaat olur, cemaat topluluk demektir. Cemaat belli bir amaç ve gaye etrafında buluşmuş yapılardır. Ama biz şunu söylemeliyiz, herkes şunu bilmeli. Cemaat devleti ele geçirmek için adam yetiştirmez. Cemaatlerin bu ülkeye iyi insan yetiştirmeleri gerekir. Bugün top yekun bu ülkede bir ahlak problemimiz var. Değerler problemimiz var, meşruiyet kavramı rafa kalktı. Hak emanet kavramları rafa kalktı. Biz bu temelde hadiseye yaklaşmaz FETÖ terör örgütünü 15 Temmuz’daki kalkışma üzerinden tek başına değerlendirirsek eksik yapmış oluruz. Dolayısıyla biz iyi insan yetiştirmeye odaklanmalıyız. Hak emanet hukuk kavramına riayet edecek insan yetiştirmeliyiz. Arabadan giderken çöpü caddeye at dön, benden adalet ve çevre duyarlılığı iste. Sen gözünün önünde kediyi ez sonra aynı adam dönsün bir siyasetçi karşısına gittiği zaman haktan hukuktan bahsetsin. Bu insanları kim yetiştiriyor. Biz yetiştiriyoruz. Demek ki hepimiz kurumlar yapılar üstüne düşen vazifeyi yapmıyor. Eskiden tekkelerde uzun kaşıklar verilirdi, insanlar imtihan edilirdi. Amaç bakalım uzun kaşıkla yemeği nasıl yiyecek, onun sırrı ne? Uzun kaşığı kendi ağzına götürmeye çalışırsan mümkün değil. Uzun kaşığı sen yanındakine ikram edersin o da sana ikram eder bu bir paylaşma duygusudur. Bölüşme duygusudur. Biz bu kavramların hepsini rafa kaldırdık biz bunları rafa kaldırınca ortaya ne çıktı FETÖ kapitalizmin dindar haliyle örtünmüş hali çıktı, bize kapitalizmi meşrulaştırdı. Hak kavramı özel hukuk insan kavramı yok. Dolayısıyla anlamamız gereken şu, FETÖ terör örgütüyle mücadelede arkadaki güce ya da ne istediğine bakacaksın. Bu coğrafyada  PKK’ya Akdeniz’de koridor açmak istiyorlar. Bunun için ne gerek, Türkiye’nin müdahale etmemesi gerek. Bu millet de ben müdahale edeceğim dedi ve etti. 15 Temmuz’da millet müdahale etti. Bu onları mutlu etti mi etmedi. 15 Temmuz’da bu millet ayağa kalkmasaydı şu anda Hatay’ı da konuşuyorduk. Akdeniz’e çıkan PKK koridoru üzerinden biz bir daha burnumuzu ne Ortadoğu’ya gösterebilirdik ne de doğuya doğru gidebilirdik. Ankara’nın etrafına sıkışırdık. Bu film bitmiş değil devam ediyor, bu örgütün üzerinden yapılmak isteneni iyi anlamalıyız. Yarın bu örgüt gider, düşünün Atatürkçü kimlikli bir yapı böyle bir şey yapsa meşru mu olacak? O yüzden de arkadaki aklın kutsallığı yok, bu arkadaki akıl dindarlığı sağcılığı Atatürkçülüğü aklınıza ne geliyorsa her şeyi kullanıyor. Her şeyi kullanıyor dindarlık yükselen trentti, geçmişte sol örgütler üzerinden yaptıkları operasyonları çevirdiler, dindarlık trendi yükseldiği için ama hedef aynı. PKK ile FETÖ amaçları arasında bir fark var mı? Bana göre yok. Biri dindar değil biri dindar ne fark ediyor? İkisi de bu ülkeye kastetmek istiyor. İkisi de bağımsızlığımıza kastetmek istiyor. O zaman arkadaki aklı iyi anlatmamız lazım. Üzgünüm arkadaki akıl iyi anlaşılmış değil. Anlaşılmak da istenmiyor. Niye bu örgüt geçmişte çok girift ilişkiler kurmuş. Her anlamda maddi ve manevi çıkara dayalı ilişkiler kurmuş ve o çıkar ilişkilerinin sahipleri o ilişkiler üzerinden bu örgütü koruyup kollamaya devam ediyor. Siyasette ticarette sosyal hayatta da var bu. Onun için orada benim kastettiğim şu, siyasette şu anda belli makamlarda oturan arkadaşlar geçmişte yolları Pensilvanya’ya düşmüş, ben niyeyi sorgulamıyorum ama şunu beklemek benim de hakkım. Bu millete öz eleştiri yapın. Çünkü bu millet geçti o dönemi artık. Kendimi saklarım yok, deve kafasını kuma gömse bu millet her şeyi görüyor bir tuşta. Dünyanın bilgisinin bir tuşla önüne düştüğü bir dönemdeyiz. Çıkın bu millete deyin ki, evet biz gittik, gerekçesi şuydu sonra gidin kenara çekilin çünkü bu millet irite oluyor.  Haklı olarak soruyor sen gittin şimdi şuradasın, sen gittin buradasın öbür tarafta adam Asya Finans’a 500 lira para yatırmış ekmeğinden oldu. Sen ordasın aynı şekilde poz veren insanlar örgüt üyeliğinden 5-6 yıl hapis cezası aldı. Bu örgütün üst düzey yönetimiyle fotoğrafı olduğu için mahkeme delil kabul etti. Sen de milletin gözünün içine baka baka ben buradayım diyorsun millet de bu samimiyetsizliği kabul etmiyor. Milletin karşısına çıkarsın, ben çekiliyorum bu hayattan çünkü bu fotoğrafın milleti rahatsız ettiğini biliyorum ve bundan dolayı ben bu milletin önünde durmayacağım. Büyürsün küçülmezsin. Ama bu kolay mı, kolayı herkes yapar önemli olan zoru yapmak iş. Dolayısıyla da bunu her zeminde söylüyorum.

15 Temmuz millet tarafından içselleştirilmiş bir meseledir. Bu millet unutmaz bunu. Bu milletin kanını akıttılar ve milyar dolarlar maliyeti var bu kalkışmanın. Dolayısıyla bu millet samimiyet istiyor. Hem git orda fotoğraf çektir hem de gel burada koltuklarda otur. Ben sokağın vicdanını söylüyorum. Benim varlığımın bir önemi yok ama sokak bu konuda öfkeli ve tepkili. Gizli saklı her yerde konuşulan konu bu televizyona çıkınca bu o değil mi diyor. Bu fotoğrafta o yok mu diyor. Alman siyasetinde bir usul vardır, siyasetçi hata yapar. Ama çıkıp hatasından dolayı millet önünde özeleştiri yapar. Der ki ben bu hatayı yaptım. Özür diliyorum der. Unutulmuyor. Geçmişin sosyal yapısı çok açık, kaşıyarak tekrarlıyor. Benim 5 sene evvel kullandığım günah işleme özgürlüğü kavramı her seferinde karşıma geliyor. Gelsin çok önemli değil. Biz bu toplumun hafızasını küçük görmeyelim. Buna dikkat etmek bizim vazifemiz değil mi? Dikkat etmeyecek miyiz? Sokakta 24 Haziran’da millet ne dedi? Ben sayın cumhurbaşkanına güveniyorum ama önüme koyduğunuz listelere 10 puan fark var arada. Neyin farkı bu? Beyefendi’ye (Cumhurbaşkanı Erdoğan) olan güvenin öbür taraf ta da güvensizliğin ifadesi. Sebep ne, bu hadiseler. Sen şimdi bunları görmeyecek misin? Bu ülkede sen bu örgütle mücadeleyi güçlü tutmazsan, yarın bu örgütün türev örgütlerle işbirliği içerisinde bu ülkenin başına daha büyük belalar açarlar. Çünkü hedef bu ülkenin bağımsızlığıdır. Hepimizi ilgilendiriyor. Bu ülkenin bağımsızlığına düşkünsek devletin bekası milli bağımsızlığımız toprak bütünlüğümüz bayrağımız değerlerimize sahip çıkacağız. Bu değerlerimize sahip çıkmanın partisi filan da olmaz. Hepimize aittir. Bu örgütün çökertilmesi noktasında yargı bürokrasisinin ve güvenlik bürokrasisinin Cumhurbaşkanımızın bu konudaki kararlı duruşu olmasaydı birçok şey yürümezdi.

   

Beğen
Beğendim Sevdim Komik İlginç Üzüldüm Kızdım

Bu haber 29 Ekim 2018 tarihinde yayınlanmıştır. (3 hafta önce)

Habere yorum yaz